BIST 100
13.284,42 -1,67%
DOLAR
48,7779 0,09%
EURO
56,0574 0,03%
GRAM ALTIN
6.865,89 0,94%
BITCOIN
80.419,00 -0,87%
FAİZ
40,11 -1,23%
GÜMÜŞ GRAM
103,93 1,69%
GBP/TRY
65,3752 0,21%
EUR/USD
1,1486 0,09%
BRENT PETROL
99,75 -0,86%
ÇEYREK ALTIN
11.225,72 0,94%
lefkosa Parçalı Az Bulutlu
lefkosa hava durumu
33 °
  • ANASAYFA
  • Genel
  • Facianın İkinci Faturası: Deniz Yolu Durunca Ulaşım Neden Bir Anda Pahalanıyor?

Facianın İkinci Faturası: Deniz Yolu Durunca Ulaşım Neden Bir Anda Pahalanıyor?

Girne açıklarında yaşanan Filo Jet faciası, ülkemizi derinden etkiledi. Arama-kurtarma çalışmaları devam ederken, yaşanan acının yanında KKTC’nin ulaşım sistemine ilişkin başka bir gerçek de yeniden gündeme geldi.

Deniz ulaşımında meydana gelen aksamanın ardından yolcuların önemli bir bölümü hava yoluna yönelmek zorunda kaldı. Talebin kısa sürede hava ulaşımına kaymasıyla birlikte uçak bileti fiyatlarında yaşanan artışlar da kamuoyunda tartışılmaya başlandı.

Burada mesele yalnızca bir uçak biletinin kaç liraya satıldığı değildir.

Asıl soru şudur:

Bir ulaşım kanalı devre dışı kaldığında diğer ulaşım kanalındaki fiyat neden bu kadar hızlı etkilenebiliyor?

KKTC açısından deniz ve hava ulaşımı sıradan iki ulaşım alternatifi değildir. Ada ekonomisinin dış dünyayla bağlantısını sağlayan temel ulaşım yollarıdır.

Deniz yolu aksadığında vatandaşın önündeki seçenek önemli ölçüde azalıyor. Talep kısa sürede hava yoluna yöneldiğinde, mevcut koltuk kapasitesinin sınırlı olması fiyatların yükselmesine neden olabiliyor.

Ekonomik açıdan talep artarken kapasitenin aynı kalması fiyat üzerinde yukarı yönlü baskı yaratabilir.

Ancak ekonomik açıklama ile hukuki değerlendirmeyi birbirinden ayırmak gerekir.

Bir hizmetin fiyatının yüksek olması tek başına yasaya aykırı olduğu anlamına gelmez.

KKTC’de 36/2009 sayılı Rekabet Yasası, mal ve hizmet piyasalarında rekabeti engelleyen veya bozan davranışların önlenmesini ve tüketici refahının korunmasını amaçlamaktadır. Yasanın ilgili hükümleri kapsamında hakim durumdaki bir teşebbüsün bu konumunu kötüye kullanması belirli şartlarda Rekabet Kurulunun inceleme alanına girebilir.

Buradaki en önemli nokta şudur:

Kamuoyunda kullanılan “fahiş fiyat” ifadesi ile rekabet hukukundaki değerlendirme aynı şey değildir.

Bir havayolu şirketinin bilet fiyatını artırması tek başına yasa ihlali anlamına gelmez. İlgili pazarın yapısı, şirketlerin pazar gücü, talepteki artış, mevcut kapasite, maliyetlerdeki değişim ve fiyatın ekonomik gerekçeleri birlikte değerlendirilmelidir.

Filo Jet faciasının ortaya çıkardığı asıl ekonomik mesele ise bundan daha geniştir.

Bir ülkede temel ulaşım yollarından biri geçici olarak devre dışı kaldığında diğer seçeneğin vatandaş için erişilmesi zor hale gelmesi, yalnızca fiyat politikasıyla açıklanabilecek bir sorun değildir.

Bu aynı zamanda ulaşım sisteminin krizlere karşı ne kadar dayanıklı olduğu sorusudur.

Çünkü ulaşım sadece turistik veya ticari bir hizmet değildir.

Öğrencinin okuluna dönmesi, hastanın tedaviye gitmesi, çalışanın seyahat etmesi, ailelerin birbirine ulaşması ve işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmesi için temel bir ihtiyaçtır.

Normal dönemlerde hava ve deniz yolunun birlikte çalışması yeterli görünebilir.

Ancak gerçek sınav kriz anında başlar.

Bir seçenek ortadan kalktığında diğer seçenek vatandaş açısından ulaşılabilir kalıyor mu?

KKTC’nin bu faciadan sonra tartışması gereken konulardan biri de budur.

Deniz taşımacılığının güvenliğinin artırılması elbette öncelikli konudur. Ancak deniz seferlerinin kaza, teknik sorun veya başka herhangi bir nedenle durması halinde vatandaşın tek ulaşım kanalına mahkûm olmamasını sağlayacak bir kriz planının bulunması da önemlidir.

Ek hava seferleri ne kadar hızlı devreye alınabilir?

Havayolu kapasitesi olağanüstü dönemlerde artırılabilir mi?

Bilet fiyatlarında kısa sürede meydana gelen olağan dışı hareketler düzenli olarak takip ediliyor mu?

Rekabet Kurulu ve ilgili kamu kurumları kriz dönemlerinde piyasadaki fiyat hareketlerini hızlı biçimde inceleyebilecek verilere sahip mi?

Devlet yalnızca ulaşımın devam edip etmediğini değil, vatandaşın o ulaşıma ekonomik olarak erişip erişemediğini de takip etmeli midir?

Bunlar artık cevaplanması gereken sorulardır.

Çünkü bir ulaşım sisteminin güçlü olması yalnızca araçların hareket etmesiyle ölçülmez.

Sistem, olağanüstü bir durumda alternatif yaratabiliyorsa güçlüdür.

Bir gemi seferden çıktığında yüzlerce vatandaşın aynı anda çok daha pahalı bir ulaşım seçeneğine yönelmek zorunda kalması, KKTC’nin ulaşım modelinin ne kadar kırılgan olabileceğini de gösteriyor.

Filo Jet faciası her şeyden önce çok ağır bir insanlık dramıdır.

Ancak bu olaydan doğru dersleri çıkarabilirsek, gelecekte yalnızca deniz güvenliğini değil, ülkenin tüm ulaşım sisteminin krizlere karşı dayanıklılığını da güçlendirebiliriz.

Çünkü bir ulaşım aracının güvenli olması tek başına yeterli değildir.

Vatandaşın önünde güvenli, sürdürülebilir ve ekonomik olarak erişilebilir alternatiflerin de bulunması gerekir.

Bir geminin seferden çıkmasıyla diğer ulaşım seçeneğinin bir anda lüks haline gelmesi yalnızca bir fiyat meselesi değildir.

Bu, ekonomik erişilebilirlik meselesidir.

Ve gerçek ulaşım güvenliği yalnızca yolcunun sağ salim gideceği yere ulaşmasını değil, o yolculuğu karşılayabilecek durumda olmasını da gerektirir.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?