
KIBRIS PRESS ÖZEL HABER
Prof. Dr. Fatih Ersay Deniz, beyin kanamasının nedenlerinden belirtilerine, tedavi sürecinden yeniden kanama riskine kadar önemli açıklamalarda bulundu. Kontrolsüz yüksek tansiyonun ciddi risk oluşturduğunu vurgulayan Deniz, daha önce yaşanmamış ani ve şiddetli baş ağrılarının kısa sürede geçse bile mutlaka araştırılması gerektiğine dikkat çekti.
Beyin kanaması, yalnızca ileri yaşlarda değil, genç ve sağlıklı görünen bireylerde de ortaya çıkabilen, hayati tehlike taşıyan ciddi sağlık sorunlarının başında geliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Fatih Ersay Deniz, Uzman Klinik Psikolog Selin Karasu’nun sunduğu “Daha İyi Bir Sen” programında beyin kanamasına ilişkin merak edilen soruları yanıtladı. Kanamanın nedenleri, erken belirtileri, acil müdahale, tedavi yöntemleri ve iyileşme süreci hakkında önemli bilgiler veren Deniz, özellikle tansiyon kontrolünün, düzenli hekim takibinin ve belirtilerin ihmal edilmemesinin önemini vurguladı.
BEYİN KANAMASI NEDEN HAYATİ TEHLİKE OLUŞTURUYOR?
Beyin kanamasının, beyni besleyen damarların yırtılması ve kanın beyin dokusuna ulaşması sonucunda meydana geldiğini belirten Deniz, tehlikenin iki temel nedenden kaynaklandığını ifade etti. Kanamanın doğrudan beyin dokusuna zarar verdiğini belirten Deniz, kafatasının kapalı bir yapı olması nedeniyle biriken kanın kafa içi basıncını artırabildiğini ve bunun hayati risk oluşturduğunu anlattı.
Kanamaların nedenlerini travmaya bağlı ve kendiliğinden gelişen kanamalar olarak iki grupta değerlendiren Deniz, gençlerde özellikle trafik ve diğer kazalara bağlı kanamaların öne çıktığını, travma olmadan gelişen kanamalarda ise doğuştan gelen damar anomalilerinin önemli bir neden olduğunu kaydetti. Damar yumağı olarak bilinen AVM ve damar duvarındaki anevrizma adı verilen balonlaşmaların da beyin kanamasına yol açabileceğini belirtti.
İleri yaşlarda kendiliğinden gelişen beyin kanamalarında ise kontrolsüz yüksek tansiyonun ve damar duvarını etkileyen hastalıkların önemli rol oynadığını ifade etti.
“TANSİYON HASTASI OLDUĞUNU BİLMEMEK BÜYÜK RİSK”
Yüksek tansiyonun beyin kanaması açısından önemli risk faktörlerinden biri olduğuna dikkat çeken Deniz, tansiyonun her yükseldiğinde mutlaka kanamaya neden olmayacağını, ancak çok yüksek seviyelere çıkmasının veya ani yükselişlerin risk oluşturabileceğini belirtti.
Özellikle tansiyon hastası olduğu hâlde ilaçlarını düzenli kullanmayan, kontrollerini aksatan ya da hastalığından haberdar olmayan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Deniz, tansiyonun düzenli takip edilmesinin önemine işaret etti.
Tansiyon ilaçlarının bağımlılık yaptığı yönündeki yanlış inanışlara da değinen Deniz, bu ilaçların psikolojik anlamda bağımlılık oluşturduğu düşüncesinin doğru olmadığını ifade etti. Tedaviye başlanmasının tansiyonun ömür boyu aynı şekilde kontrol altında kalacağı anlamına gelmediğini belirten Deniz, ilaçların ve tedavi planının hekim kontrolünde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Kan sulandırıcı ilaç kullanan kişilerin de ayrıca takip edilmesi gerektiğini kaydeden Deniz, kontrolsüz tansiyonun kanama riskini artırabileceğini, kan sulandırıcı kullanımı durumunda ise kanamanın durdurulmasının daha güç olabileceğini belirtti.
GENÇLERDE DE GÖRÜLEBİLİYOR: NEDENİ DOĞUŞTAN GELEN DAMAR ANOMALİLERİ OLABİLİR
Beyin kanamasının yalnızca yaşlılara özgü bir sağlık sorunu olmadığını vurgulayan Deniz, genç ve sağlıklı bireylerde de kanama görülebildiğini belirtti.
Özellikle travma olmadan gelişen genç yaş kanamalarında damarların doğuştan farklı gelişmesinin etkili olabileceğini ifade eden Deniz, damar yumağı ve anevrizma gibi yapısal bozuklukların kanamaya neden olabileceğini söyledi. Bunun yanında çocuklarda ve gençlerde pıhtılaşma bozuklukları, böbrek hastalıkları ve yüksek tansiyon gibi başka nedenlerin de görülebildiğini aktardı.
ANİ VE ŞİDDETLİ BAŞ AĞRISI KISA SÜREDE GEÇSE BİLE İHMAL EDİLMEMELİ
Beyin kanamasının her zaman önceden belirti vermediğine dikkat çeken Deniz, bazı kişilerin günlük yaşamlarını herhangi bir şikâyet yaşamadan sürdürürken aniden kanama geçirebildiğini söyledi.
Bununla birlikte, daha önce yaşanmamış ve alışılmış baş ağrılarından farklı olan ani, şiddetli ağrıların önemli bir uyarı olabileceğini belirten Deniz, bazı vakalarda büyük kanamadan günler veya haftalar önce küçük sızıntılarla ilişkili belirtiler görülebildiğini anlattı.
“Ani ve şiddetli bir baş ağrısı olduysa ve 10 saniye sonra geçmiş olsa bile mutlaka hastaneye başvurulmalı.” diyen Deniz, ağrının kısa sürmesinin tehlikeyi ortadan kaldırmadığını vurguladı.
Baş ağrılarının her zaman beyin kanaması anlamına gelmediğini, ancak migren ya da başka bir nedene bağlanarak kontrolsüz bırakılmaması gerektiğini belirten Deniz, sürekli tekrarlayan, giderek şiddetlenen veya ağrı kesiciye rağmen geçmeyen baş ağrılarının da hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Baş ağrısının yanı sıra görme bozukluğu, şaşılık, el ve kollarda uyuşma, karıncalanma, kuvvet kaybı, nöbet, bulantı ve kusma gibi belirtilerin de dikkate alınması gerektiğine işaret eden Deniz, özellikle normalden farklı seyreden şikâyetlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.
BEYİN KANAMASI ŞÜPHESİNDE İLK ADIM: 112’Yİ ARAMAK
Beyin kanaması geçirdiğinden şüphelenilen bir kişiye yapılacak müdahalenin hayati önem taşıdığını belirten Deniz, hastanın mümkün olan en kısa sürede sağlık kuruluşuna ulaştırılması gerektiğini vurguladı.
Kişinin bilincini kaybetmesi, solunumunda sorun yaşaması veya durumunun ağırlaşması hâlinde vakit kaybetmeden ambulans çağrılması gerektiğini belirten Deniz, sağlık profesyonelleri gelene kadar yapılacak müdahalelerin kişinin durumuna ve müdahaleyi yapan kişinin eğitimine uygun olması gerektiğini ifade etti.
İlk yardım eğitimi olmayan kişilerin, yalnızca video izleyerek öğrendikleri yöntemleri bilinçsizce uygulamaya çalışmasının tehlikeli olabileceğini belirten Deniz, kalp masajının yalnızca gerekli durumlarda ve uygun şekilde yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Kusma durumunda solunum yolunun tıkanmamasının önemli olduğunu söyleyen Deniz, kişinin bilinci ve solunumu değerlendirilerek uygun ilk yardım desteğinin sağlanması ve profesyonel yardımın geciktirilmemesi gerektiğini kaydetti.
Özellikle kafa travması sonrasında çocuklarda art arda kusmanın önemli bir uyarı olabileceğini belirten Deniz, bulantı olmadan gerçekleşen kusmanın da kafa içi basınç artışıyla ilişkili olabileceğini ifade etti.
HER BEYİN KANAMASI AMELİYAT GEREKTİRMİYOR
Hastaneye ulaştırılan hastalarda ilk olarak solunum, kalp fonksiyonları, tansiyon ve bilinç durumunun değerlendirildiğini belirten Deniz, gerekli ilk müdahalelerin ardından nörolojik muayene ve görüntüleme yöntemlerine başvurulduğunu anlattı.
Beyin kanamasının tespitinde bilgisayarlı tomografinin önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Deniz, ameliyat kararının kanamanın miktarına, bulunduğu bölgeye, kafa içi basınç üzerindeki etkisine ve hastanın genel durumuna göre verildiğini söyledi.
Kafa içi basıncı artıran ve boşaltılmasıyla hastanın rahatlayacağı düşünülen kanamalarda ameliyatın gündeme gelebildiğini belirten Deniz, bazı küçük kanamaların ise hastanın durumu yakından izlenerek ilaç tedavisi ve tansiyon kontrolüyle takip edilebildiğini kaydetti.
Ancak kanamanın altında yatan nedenin bir damar anomalisi veya anevrizma olması durumunda yeniden kanama riskinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Deniz, uygun vakalarda cerrahi müdahale, anjiyografik yöntemler veya ışın tedavisiyle kanamaya neden olan yapının tedavi edilebildiğini ifade etti.
İYİLEŞME ŞANSINI BELİRLEYEN FAKTÖRLER NELER?
Beyin kanaması geçiren hastaların hayatta kalma ve iyileşme ihtimalini belirleyen birden fazla faktör bulunduğunu belirten Deniz, hastanın hastaneye ulaştığı andaki durumunun en önemli göstergelerden biri olduğunu söyledi.
Yaş, eşlik eden hastalıklar, kan sulandırıcı ilaç kullanımı, kanamanın nedeni, yeri ve büyüklüğünün de tedavi sonucunu etkilediğini belirten Deniz, ileri yaşın bazı riskleri artırabileceğini ancak yaşlı hastalarda sonucun mutlaka ölüm olacağı şeklinde bir değerlendirme yapılamayacağını ifade etti.
Kanamanın beynin hangi bölgesinde meydana geldiğinin kalıcı hasar açısından belirleyici olduğunu kaydeden Deniz, etkilenen bölgenin hareket, görme veya diğer işlevlerle ilişkili olmasına göre hastalarda farklı sorunlar görülebileceğini anlattı.
Tedavi sonrasında fiziksel iyileşmenin yanı sıra psikolojik desteğin de önemli olduğunu vurgulayan Deniz, beyin kanaması geçiren hastaların rehabilitasyon, fizik tedavi ve gerekli diğer uzmanlık alanlarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
ANEVRİZMADA ERKEN TANI VE YENİDEN KANAMA RİSKİ
Damar duvarında oluşan ve anevrizma olarak adlandırılan balonlaşmaların kanama gerçekleşmeden de tespit edilebildiğini belirten Deniz, başka bir şikâyet nedeniyle yapılan görüntülemelerde tesadüfen saptanan anevrizmaların da bulunduğunu ifade etti.
Bu tür durumlarda her hastaya aynı yaklaşımın uygulanmadığını kaydeden Deniz; kişinin yaşı, anevrizmanın büyüklüğü, şekli ve bulunduğu yer ile diğer sağlık sorunlarının birlikte değerlendirilerek tedavi kararının verildiğini söyledi.
Kanamaya neden olan anevrizma veya damar yumağının tedavi edilmemesi durumunda yeniden kanama riski bulunabileceğine dikkat çeken Deniz, tedavinin amaçlarından birinin de bu riskin önüne geçmek olduğunu belirtti.
Gelişen teknolojiler sayesinde bazı hastalarda damar içinden yapılan anjiyografik müdahalelerle de tedavi uygulanabildiğini ifade eden Deniz, tedavi sonrasında düzenli kontrollerin aksatılmaması gerektiğini vurguladı.
KANAMA SONRASI SÜREÇTE FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK DESTEK ÖNEMLİ
Beyin kanaması sonrasında iyileşmenin yalnızca tıbbi müdahaleyle sınırlı olmadığını belirten Deniz, hastaların yeniden günlük yaşama uyum sağlamasında rehabilitasyon ve psikolojik desteğin önemli rol oynadığını söyledi.
Uzman klinik Psikolog Selin Karasu da iyileşme döneminde hastaların aşırı korunmasının ve bütün sorumluluklardan uzak tutulmasının yeniden hayata uyum sürecini zorlaştırabileceğine dikkat çekti. Hastalara sağlık durumlarına uygun, küçük ve aşamalı sorumluluklar verilmesinin önemini vurgulayan Karasu, fiziksel iyileşmenin yanında psikolojik toparlanmanın da zaman alabileceğini ifade etti.
Deniz, ağır bir sağlık sorununun ardından üzüntü ve stres yaşamanın doğal olduğunu, önemli olanın bu duyguların içinde kalmadan yaşamı yeniden sürdürebilmek olduğunu belirtti. İyileşme sürecinde hastaların kendi sağlık durumlarına uygun şekilde günlük yaşama kademeli olarak dönmelerinin önemine işaret etti.
İLK HAFTALARDA DİNLENME VE DÜZENLİ TAKİP ŞART
Beyin kanaması sonrasında istirahat ve hekim kontrolünün önemine değinen Deniz, özellikle büyük kanama geçiren hastalarda ilk 20-30 günlük dönemde daha dikkatli olunması gerekebileceğini söyledi.
Bu süreçte ağır fiziksel yüklerden ve yoğun stresten kaçınılması, kafa içi basıncını artırabilecek sorunlara karşı önlem alınması gerektiğini belirten Deniz, kabızlık, aşırı öksürük ve tekrarlayan kusma gibi durumların da dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Hastaların taburcu olduktan sonra kontrollerini aksatmaması gerektiğini vurgulayan Deniz, takip aralıklarının kanamanın nedenine ve uygulanan tedaviye göre değiştiğini belirtti. Damar anomalilerine bağlı kanamalarda tedavi sonrası görüntüleme kontrollerinin önemine dikkat çeken Deniz, tansiyona bağlı kanamalarda ise tansiyonun kontrol altında tutulmasının temel unsurlardan biri olduğunu kaydetti.
“TANSİYONUNUZU KONTROL ETTİRİN, KASK VE EMNİYET KEMERİNİ İHMAL ETMEYİN”
Toplumun beyin kanamasına karşı alabileceği önlemlere de değinen Deniz, ileri yaşlardaki bireylerin düzenli sağlık kontrollerini yaptırmasının, yüksek tansiyon ve kan şekeri gibi sorunların tespit edilerek kontrol altına alınmasının önemini vurguladı.
Gençlerde travmaya bağlı kanamaların önlenmesi için trafik güvenliğine dikkat edilmesi gerektiğini belirten Deniz, motosiklet kullanırken kask takılması ve araçlarda emniyet kemerinin mutlaka kullanılması çağrısında bulundu.
Sigara ve bazı maddelerin de kanama riskini artırabilecek etkenler arasında bulunduğunu belirten Deniz, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine dikkat çekti.

