
KIBRIS PRESS ÖZEL HABER
Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Fide Kürşat, Kıbrıs Press TV’de yayınlanan Dilan Gölbaşı’nın sunduğu “Kritik” programında narenciye sektöründeki ödeme krizinden üreticilerin destek alamamasına, bozuk arpa iddialarından et kaçakçılığına kadar tarım ve hayvancılık sektörünün temel sorunlarını değerlendirdi. Üretimde plansızlığın, yüksek girdi maliyetlerinin ve denetim eksikliğinin hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkilediğini belirten Kürşat, tarımın günübirlik kararlarla değil, uzun vadeli bir devlet politikasıyla yönetilmesi gerektiğini vurguladı.
Tarımın yalnızca üreticiyi ilgilendiren bir alan olmadığını, gıda güvenliğinden hayat pahalılığına, ihracattan ülke ekonomisine kadar birçok başlığı doğrudan etkilediğini kaydeden Kürşat, çözümün planlama, şeffaflık, etkin denetim ve üretim maliyetlerini düşürecek politikalardan geçtiğini ifade etti.
“KESİNLİKLE GÖREVİNİ YAPMIYOR!”
Kürşat, üreticilerin yaşadığı sorunlar karşısında Bakanlığın sorumluluk üstlenmediğini savundu.
Toprak Ürünleri Kurumu’ndaki arpa stokları ve hayvancılara satıldığı öne sürülen bozuk arpa konusu gündeme geldi. Kürşat, üreticilerin ürün bedellerini alamadığını, hayvancıların yem hammaddesi temininde sorun yaşadığını ve yaşanan gelişmeler karşısında Tarım Bakanlığı’nın kamuoyuna açıklama yapması gerektiğini belirtti.
Üreticilerin ve hayvan yetiştiricilerinin dile getirdiği sorunları hatırlatarak “Tarım Bakanı Hüseyin Çavuş görevini yapmıyor mu?” sorusunu yöneltmesi üzerine Kürşat, “Kesinlikle yapmıyor. Hiçbir konuda da sorumluluk almıyor” ifadelerini kullandı.
Kürşat, özellikle Toprak Ürünleri Kurumu’nda yaşananlara ilişkin Bakanlığın sessiz kaldığını ileri sürerek, üreticilerin muhatapsız bırakıldığını söyledi. Hububat bedellerinin ödenmemesi nedeniyle üreticilerin ekonomik sıkıntı yaşadığını belirten Kürşat, bazı üreticilerin tarlalarını sürebilmek için dahi mazot temin etmekte zorlandığını dile getirdi.
“KÜFLÜ VE AFLATOKSİN RİSKİ TAŞIYAN ARPA SATILMAMALI”
Bazı ambarların su aldığı, depolanan arpanın nemlendiği, küflendiği ve bozulduğu yönünde iddialar bulunduğunu belirten Kürşat, bu ürünlerin hayvan yetiştiricilerine satılmasının ciddi riskler doğurabileceğini söyledi.
Kürşat, bozuk arpanın hayvanlarda sağlık sorunlarına, düşük vakalarına ve ölümlere yol açtığı yönünde üreticilerden bildirimler aldıklarını ifade etti. Bazı üreticilerin hayvan kayıpları ve düşüklerle ilgili veteriner raporları aldığını da öne süren Kürşat, iddiaların bilimsel ve resmî incelemelerle açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.
Nemli ve küflü yem hammaddelerinin hayvan sağlığı açısından risk taşıdığına dikkat çeken Kürşat, bozulduğu belirlenen ürünlerin satışa sunulmaması gerektiğini vurguladı. Söz konusu stokların sigortalı olduğu belirtiliyorsa zararın sigorta süreci üzerinden karşılanması gerektiğini ifade eden Kürşat, bozuk arpanın sağlam ürünlerle karıştırılarak üreticiye verilmesi iddiasının da araştırılmasını istedi.
Kürşat, üreticinin bir yandan artan yem, enerji, akaryakıt ve veteriner giderleriyle mücadele ederken diğer yandan bozuk yem nedeniyle yeni kayıplarla karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini söyledi.
GÜBRE VE TOHUM DESTEĞİNDE ÜRETİCİLERİN MAĞDUR EDİLDİĞİ İDDİASI
Gübre ve tohum faturalarında usulsüzlük yapıldığı yönündeki iddialara da değinen Kürşat, bazı şirketlere ilişkin incelemeler nedeniyle yaklaşık bin üreticinin gübre desteğini alamadığını öne sürdü.
Söz konusu firmalarla ilgili usulsüzlük tespitleri varsa gerekli soruşturmanın yürütülmesi gerektiğini belirten Kürşat, üreticilerin doğrudan sorumlu olmadıkları bir mesele nedeniyle mağdur edilmemesi gerektiğini söyledi.
Üreticilerin gübre ve tohum satın alarak ekim yaptığını, hak kazandıkları destekleri alamamalarının ise yeni üretim dönemi hazırlıklarını zorlaştırdığını ifade eden Kürşat, incelemelerin ilgili kurumlar tarafından sürdürülmesini, hak sahibi üreticilerin ödemelerinin ise geciktirilmemesini istedi.
Kürşat, ekim sezonunda üreticilerin tohum, gübre ve mazot için nakde ihtiyaç duyduğunu belirterek, desteklerin zamanında ödenmesinin üretimin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
HUBUBAT ÜRETİCİSİ ALACAĞINI BEKLİYOR
Toprak Ürünleri Kurumu’nun arpa ve buğday alımlarına ilişkin ödemelerin de geciktiğini söyleyen Kürşat, haziran ayından itibaren ürünlerini kuruma teslim eden bazı çiftçilerin hâlâ paralarını alamadığını savundu.
Ödeme takviminin belirsizliğinin üreticiyi zor durumda bıraktığını belirten Kürşat, çiftçilerin yeni üretim dönemine hazırlanabilmek için ürün bedellerini zamanında tahsil etmesi gerektiğini kaydetti.
Üreticilerin mazot temininde dahi sıkıntı yaşadığını ileri süren Kürşat, hükümetin yalnızca açıklama yapmakla yetinmemesi, somut bir ödeme planı ortaya koyması gerektiğini söyledi.
Tarım Bakanlığı’nın sektörün sorunlarına ilişkin düzenli açıklama yapması gerektiğini ifade eden Kürşat, üreticilerin karşılarında muhatap bulamadığını savundu.
“KURUMLAR KÖTÜ YÖNETİLİYOR DİYE ÖZELLEŞTİRİLMEMELİ”
Cypfruvex’in yeniden yapılandırılması gerektiğini belirten Kürşat, kurumların zarar etmesinin özelleştirme için gerekçe yapılmasına karşı çıktı.
Kürşat, kurumların liyakatli yöneticilerle, şeffaf ve hesap verebilir bir anlayışla yönetilmesi durumunda yeniden ayağa kaldırılabileceğini söyledi. Cypfruvex’i hem mali hem de idari açıdan ele alacaklarını belirten Kürşat, ihracat pazarlarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Narenciye ile süt ürünlerinin ülkenin önemli tarımsal ihracat kalemleri arasında yer aldığını kaydeden Kürşat, her iki sektörde yaşanan sorunların ekonomik açıdan ciddi sonuçlar doğurduğunu belirtti.
SOĞUK HAVA DEPOLARINDAKİ ÜRÜNLER İÇİN İNCELEME ÇAĞRISI
Cypfruvex’in soğuk hava depolarının kiralanması ve ürünlerin muhafaza edilmesi sürecini de eleştiren Kürşat, yaklaşık 60 milyon TL’lik kira giderine ilişkin iddiaların araştırılması gerektiğini söyledi.
Soğuk hava depolarının tek başına çözüm olmadığını belirten Kürşat, depolanan ürünlerin pazarlanması ve ihraç edilmesinin de planlanması gerektiğini ifade etti. Depolarda muhafaza edilen narenciyenin bir bölümünde bozulmalar yaşandığını öne süren Kürşat, ürünlerin satın alınması, paketlenmesi, depolanması ve daha sonra satılması süreçlerinin maliyetlerinin kamuoyuna açıklanmasını istedi.
Kürşat, açıklamasında bazı ürünlerin kilogram başına 45-50 TL’ye mal olduğunu, ancak daha sonra tüccara 22 TL civarında satıldığını ve destekler düşüldüğünde kurumun zararının daha da belirgin hâle geldiğini ileri sürdü. Bu tablonun ciddi bir ekonomik kayba işaret ettiğini savunan Kürşat, Cypfruvex’in geçen sezon ne kadar ürün aldığının, ne kadarını pazarlayıp ihraç ettiğinin, ne kadar ödeme yaptığının ve ne kadar zarar ettiğinin belgelerle ortaya konulması gerektiğini belirtti.
Narenciye sektöründe yaşanan sorunların yalnızca kurumun mali yapısıyla sınırlı olmadığını söyleyen Kürşat, bölgede etkili olan dolu ve fırtınanın da yeni sezonu olumsuz etkilediğini ifade etti. Dolu nedeniyle bazı ürünlerin kalite kaybına uğradığını ve ihracata uygun ürün miktarında düşüş yaşanabileceğini kaydeden Kürşat, üreticilerin zararlarının tespit edilerek ne zaman karşılanacağının açıklanmasını istedi.
Cypfruvex’in üreticiyi koruyan bir yapıda olması gerektiğini vurgulayan Kürşat, kurumun yanı sıra özel sektörün de ürün alımı, paketleme ve ihracat süreçlerinde etkin rol üstlenmesinin önemine dikkat çekti.
NARENCİYE SEKTÖRÜNDE ÖDEME KRİZİ: 350 MİLYON TL’Yİ AŞAN ALACAK
Narenciye sektöründeki sorunların uzun süredir devam ettiğini belirten Kürşat, Cypfruvex’in yönetiminde yaşanan sıkıntıların üreticiden ihracatçıya, kamyoncudan hasat işçisine kadar geniş bir kesimi etkilediğini söyledi.
Kürşat, özellikle 2025-2026 sezonunda ürün fiyatlarının belirlenmesi ve ödemelerin yapılması sürecinde ciddi sorunlar yaşandığını savundu. Kalitesine göre 13-19 TL aralığında açıklanan fiyatların ardından üreticilere sözleşme aşamasında yüzde 50 avans, sezon sonunda ise kalan ödemenin yapılmasının öngörüldüğünü belirten Kürşat, uygulamada çeşitli aksaklıkların ortaya çıktığını ileri sürdü.
Yönetim kuruluna yakın bazı isimlerin ürün kalitesi ve ödemeler konusunda avantajlı duruma getirildiği yönünde iddialar bulunduğunu da dile getiren Kürşat, bu gelişmelerin tüccarların sektörden uzaklaşmasına neden olduğunu savundu. Bu iddiaların açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Kürşat, sektörün yalnızca üreticilerden ibaret olmadığını, ürünleri satın alıp paketleyen ve ihraç eden tüccarların da sistemin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.
Kürşat, narenciye üreticilerinin yanı sıra hasat işçileri, taşeronlar ve nakliye sektöründe faaliyet gösterenlerin de ödeme sorunlarından etkilendiğini ifade etti. Üreticilerin yeni sezon hazırlıklarını yapabilmesi için geçmiş dönem alacaklarını tahsil etmesi gerektiğini kaydeden Kürşat, geciken ödemelerin üretimin devamlılığını tehlikeye attığını söyledi.
Kürşat’ın açıklamasına göre, ürün bedelleri kapsamında 350 milyon TL’yi aşan bir tutarın hâlâ ödenmesi gerekiyordu. Hükümetin daha önce yaptığı ödeme açıklamalarına rağmen sektörün bütün sorunlarının giderilmediğini savunan Kürşat, üreticilerin, taşeronların ve kamyoncuların alacaklarının açıklığa kavuşturulmasını istedi.
ET KAÇAKÇILIĞI İÇİN DİJİTAL TAKİP ÖNERİSİ
Et kaçakçılığına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kürşat, sorunun yalnızca sınır denetimleriyle açıklanamayacağını; üretim miktarlarının, tüketim ihtiyacının ve piyasadaki fiyat farklılıklarının birlikte ele alınması gerektiğini belirtti.
Güney Kıbrıs’ta et fiyatlarının daha düşük olmasının ekonomik geçişleri etkilediğini ifade eden Kürşat, bunun yanında canlı hayvan ve karkas et kaçakçılığına ilişkin ciddi iddiaların da bulunduğunu söyledi. Hayvan kulak numaralarının usulsüz kullanıldığı ve bazı hayvan hareketlerinin denetim dışında kaldığı yönündeki iddiaların araştırılması gerektiğini kaydetti.
Kürşat, ülkedeki hayvan varlığının kapsamlı biçimde sayılması ve dijital ortamda takip edilmesi gerektiğini vurguladı. Doğum, ölüm, kesim ve hayvan hareketlerinin tek bir sistemde kayıt altına alınmasıyla hem gerçek üretim miktarının hem de ithalat ihtiyacının belirlenebileceğini ifade etti.
Mezbaha sayısı ve çalışma koşullarının da gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Kürşat, gıda güvenliğine uygun olmayan koşullarda kesim yapıldığı iddialarının incelenmesini istedi. Mezbahaların çevrim içi sistemlerle izlenmesini ve hayvanların kulak numaraları üzerinden takip edilmesini önerdi.
Kürşat, veteriner kayıtlarının, mezbaha verilerinin, kasapların satışlarının ve otellere yapılan et tedarikinin birbiriyle ilişkilendirilmesi gerektiğini söyledi. Böylece piyasaya sunulan etin kaynağının belirlenebileceğini ve kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin önüne geçilebileceğini ifade etti.
Kaçakçılığa karıştığı tespit edilen üreticilere yönelik caydırıcı yaptırımlar uygulanmasını da öneren Kürşat, bu tür ihlallerde devlet desteklerinden geçici olarak yararlandırmama gibi tedbirlerin değerlendirilebileceğini kaydetti.
“TARIM GÜNÜBİRLİK KARARLARLA YÖNETİLEMEZ”
Tarım ve hayvancılıktaki sorunların temelinde plansızlık ve yönetim eksikliği bulunduğunu savunan Kürşat, tarımsal üretimin hükümetler değişse de devam edecek uzun vadeli bir devlet politikası hâline getirilmesi gerektiğini söyledi.
Üretim politikalarının her yeni tarım bakanının yaklaşımına göre değişmesinin sektörde belirsizlik yarattığını belirten Kürşat, kısa, orta ve uzun vadeli hedeflerin belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Tarımsal üretimin planlanmasının sonuçlarının hemen alınamayacağını kaydeden Kürşat, bugünden atılacak adımların yıllar içinde karşılık bulacağını vurguladı.
Kürşat’a göre üreticinin hangi ürünü ekeceğini, ne kadar destek alacağını ve ürününü hangi pazara sunacağını önceden bilmesi gerekiyor. Desteklerin ekim dönemi geçtikten aylar sonra açıklanmasının üretim kararlarını zorlaştırdığını belirten Kürşat, teşviklerin üreticiyi ülkenin gerçek ihtiyaçlarına göre yönlendirmesi gerektiğini söyledi.
Bölgesel üretim planlamasının önemine de dikkat çeken Kürşat, su kaynaklarının bulunduğu alanların değerlendirilmesi, yem üretimine uygun arazilerin belirlenmesi ve kuraklık dönemleri için yem rezervleri oluşturulması gerektiğini kaydetti.
Geçmiş dönemlerde kaba yem fiyatlarının ciddi biçimde yükseldiğini hatırlatan Kürşat, yerli yem üretiminin artırılmasıyla hayvancılığın en önemli gider kalemlerinden birinin kontrol altına alınabileceğini ifade etti.

