BIST 100
14.624,02 0,33%
DOLAR
48,2453 0,24%
EURO
56,0140 -0,24%
GRAM ALTIN
7.094,98 -0,39%
BITCOIN
79.288,00 -1,02%
FAİZ
40,06 -0,20%
GÜMÜŞ GRAM
107,82 0,51%
GBP/TRY
65,3988 -0,20%
EUR/USD
1,1606 -0,40%
BRENT PETROL
87,86 -0,57%
ÇEYREK ALTIN
11.599,62 -0,40%
lefkosa Açık
lefkosa hava durumu
35 °

Konuşuyoruz Ama Anlaşamıyoruz

Bir tartışmada gerçekten karşı tarafı mı dinliyoruz, yoksa sadece konuşma sırasının bize gelmesini mi bekliyoruz? Çoğu iletişim problemi kelimeler yüzünden değil, duyulma ihtiyacı karşılanmadığı için büyüyor. Bu yüzden aynı cümle iki insanın zihninde bambaşka anlamlar taşıyabiliyor.

İletişim denildiğinde akla ilk gelen şey konuşabilmektir. Oysa sağlıklı iletişim, konuşabilmekten çok birbirini anlayabilmektir. Çünkü insan konuşurken yalnızca o anı anlatmaz. Geçmişte duyulmadığı anları, görülmediğini hissettiği zamanları, kırgınlıklarını, öfkesini ve hayal kırıklıklarını da konuşmaya dahil eder. Bu nedenle aynı cümle bir kişi için sıradan bir ifade olurken, diğer kişi için yıllardır taşıdığı bir yaranın üzerine dokunabilir.

 

Hemen hemen herkesin ortak bir ihtiyacı vardır. Anlaşılmak, duyulmak ve hissettiklerinin görülmesi. Fakat iletişimin en zor tarafı tam da burada başlar. İnsan kendi anlaşılma ihtiyacı için büyük bir çaba gösterirken, aynı hakkı karşısındaki insana tanımakta zorlanabilir. Çünkü zihni o an yalnızca kendi duygusuna odaklanmıştır. Karşı tarafın ne söylediğini anlamaktan çok, kendi hissettiklerini kabul ettirmeye çalışır.

İşte iletişim bu noktada fark edilmeden yön değiştirmeye başlar.

Artık amaç anlaşılmak değildir. "Bu tartışmayı kim kazanacak?" sorusu sessizce konuşmanın merkezine yerleşir. Karşı tarafın söylediği her cümle cevap verilmesi gereken bir saldırı gibi algılanır. Dinlemek yerini hazırlık yapmaya bırakır. Cümle bitmeden verilecek cevap düşünülür, söylenenler anlaşılmadan savunmalar hazırlanır.

 

İnatlaşmaların bu kadar sık yaşanmasının nedeni de budur. Tıpkı iki çocuğun birbirini dinlemeden aynı anda konuşması gibi yetişkinler de çoğu zaman kendi monologlarını sürdürür. İki kişi konuşuyor gibi görünür ama gerçekte iki farklı konuşma aynı anda devam ediyordur.

Bu savunmacı tutum çoğu zaman yalnızca o ana ait değildir. Çocuklukta sürekli eleştirilen, kendini açıklamak zorunda bırakılan ya da yaptığı her davranış nedeniyle yargılanan biri zamanla dinlemeyi değil, kendini korumayı öğrenir. Yetişkinlikte ise en küçük eleştiriyi bile tehdit olarak algılayabilir. Böyle olduğunda iletişim daha başlamadan savunma mekanizmaları devreye girer.

 

Bir de duyguların etkisini unutmamak gerekir.

Öfke yükseldiğinde beynimiz çözüm üretmeye değil, kendini korumaya odaklanır. Bu nedenle ses tonu değişir, empati azalır, kelimeler sertleşir. O an kullanılan ifadeler çoğu zaman söylenmek isteneni değil, hissedilen yoğun duyguyu yansıtır.

Eşiniz "Bugün biraz yoruldum." diyor. Siz bunu "Benim yaptıklarım görülmüyor." diye duyuyorsunuz. O ise yalnızca yorulduğunu anlatmaya çalışıyordu. İşte iletişim problemleri çoğu zaman tam da burada başlar. Söylenenle duyulan aynı şey değildir. Araya geçmiş deneyimler, kırgınlıklar ve yorumlar girer.

 

Bu yüzden öfkenin en yoğun olduğu anda sağlıklı iletişim kurmayı beklemek gerçekçi değildir. Böyle zamanlarda kısa bir mola vermek konuşmadan kaçmak anlamına gelmez. Aksine ilişkiyi korumak anlamına gelir. Duygular yatışmadan sürdürülen konuşmalar çoğu zaman çözüme değil, yeni kırgınlıklara hizmet eder.

 

Peki daha sağlıklı bir iletişim kurmak mümkün mü? İlk adımlardan biri ben dilini kullanmayı öğrenmektir.

  • "Sen beni hiç anlamıyorsun." demek yerine, "Kendimi anlaşılmamış hissediyorum."

 

  • "Sen beni sürekli eleştiriyorsun." demek yerine, "Bu konuşmanın içinde kendimi yetersiz hissettim."

 

Ben dili suçlamaz. Karşı tarafı köşeye sıkıştırmaz. Savunma ihtiyacını azaltır ve konuşmanın yeniden duygu üzerinden kurulmasına yardımcı olur.

 

Bir diğer etkili yöntem ise sandviç tekniğidir. Önce ilişkinin olumlu tarafını ifade etmek, ardından rahatsız olduğunuz durumu paylaşmak ve konuşmayı yine ilişkiyi koruyan bir cümleyle tamamlamak iletişimin sertleşmesini önleyebilir.

 

  • "Senin benim için ne kadar değerli olduğunu biliyorum. Dün yaşadığımız konuşmada kendimi kırılmış hissettim. Bunu birlikte çözebileceğimize inanıyorum."

 

Bu yaklaşım yalnızca doğru cümle kurmak değildir. Karşı tarafa, "Sana saldırmıyorum. Seninle aynı taraftayım." mesajını verebilmektir.

 

Çünkü iletişimde asıl amaç haklı çıkmak değil, birbirini anlayabilmektir. Haklı çıkılan birçok tartışma vardır. Ama o tartışmaların sonunda kaybedilen ilişkiler de vardır.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?