KKTC Merkez Bankası’nın 2025 yılı faaliyet raporu 10 Ağustos 2026’da yayımlandı. Raporda dikkat çeken rakamların başında Bankanın 9 milyar 567 milyon 300 bin TL kâr açıklaması geliyor. Bu rakam, bir önceki yıla göre yaklaşık %39,65 artış anlamına geliyor. Aynı dönemde Bankanın bilanço aktif toplamı da %33,2 artarak 204 milyar 443 milyon 100 bin TL’ye yükseldi.
9,6 milyar TL küçük bir rakam değil.
Ancak burada ilk sorulması gereken soru şu olmalı: Merkez Bankası’nın kâr etmesi, normal bir ticari bankanın kâr etmesiyle aynı şey midir?
Değildir.
Bir ticari banka kredi verir, mevduat toplar, müşterilerine finansal hizmet sunar ve hissedarları adına kâr yaratmaya çalışır. Merkez Bankası ise 41/2001 sayılı KKTC Merkez Bankası Yasası ile kurulmuş, ülkenin para ve kredi sisteminin düzenlenmesi, bankacılık sisteminin gözetimi ve altın-döviz rezervlerinin yönetilmesi gibi görevleri bulunan kamusal nitelikte bir kurumdur. Yasa ayrıca Merkez Bankasını hükümetin mali ve ekonomik müşaviri, mali ajanı ve haznedarı olarak tanımlıyor.
Dolayısıyla ortaya çıkan 9,6 milyar TL’lik rakama yalnızca “Banka çok para kazandı” şeklinde bakmak doğru olmaz.
Merkez Bankalarının bilançolarında nakit ve döviz varlıkları, bankalardan alacaklar, menkul kıymetler, faiz gelirleri ve finansal işlemler önemli yer tutar. Nitekim 2025 yılı sonunda KKTC Merkez Bankası aktiflerinin %93,9’unu nakit değerler, bankalardan alacaklar ve menkul değerler cüzdanı oluşturuyor.
İşin vatandaş açısından belki de en ilginç kısmı ise bundan sonra başlıyor.
Bu 9,6 milyar TL kâr ne olacak?
Cevabı doğrudan yasada var.
41/2001 sayılı KKTC Merkez Bankası Yasası’nın 44’üncü maddesine göre, Merkez Bankasının yıllık kârı nominal sermayeye ulaşıncaya kadar ödenmiş sermayeye ekleniyor. Nominal sermayeye ulaşıldıktan sonra ise yıllık kârın %25’i ihtiyata ayrılıyor, kalan bakiye Hazineye aktarılıyor. Aynı madde, zarar oluşması halinde Merkez Bankasının zararının Devlet Bütçesinden karşılanmasını da düzenliyor.
Yani rakamın büyüklüğünden daha önemli olan nokta şu:
Merkez Bankasının kârı yalnızca Bankanın kasasında kalan bir para değildir. Yasanın belirlediği sistem içerisinde kamu maliyesiyle doğrudan bağlantısı vardır.
📎 RAKAMLARLA 2025
Merkez Bankası kârı: 9 milyar 567,3 milyon TL
Bir önceki yıla göre artış: %39,65
Bilanço aktif toplamı: 204 milyar 443,1 milyon TL
Aktif büyümesi: %33,2
Aktiflerin nakit, bankalardan alacaklar ve menkul kıymetlerden oluşan kısmı: %93,9
Üstelik faaliyet raporunda yalnızca kâr rakamı yok.
2025 yılında Merkez Bankası bankacılık sektörüne yönelik denetim faaliyetlerini de sürdürmüş; yedi banka ve bir bağımsız denetim kuruluşundan savunma talep edilmiş, iki bankaya uyarı, beş bankaya ise idari para cezası verilmiş.
Bu ayrıntı önemli.
Çünkü Merkez Bankasının başarısını yalnızca yıl sonunda açıkladığı kârla ölçmek eksik olur. Merkez Bankasının asli değeri; bankacılık sisteminin güvenli çalışmasını sağlamak, mevduat sahiplerinin haklarını korumak, finansal istikrarı gözetmek ve gerektiğinde sistemi denetlemektir.
9,6 milyar TL elbette dikkat çekici bir mali sonuçtur. Ancak asıl üzerinde durulması gereken, bu büyüklüğün nasıl oluştuğu, ne kadarının sürdürülebilir gelirlerden geldiği ve yasanın öngördüğü şekilde kamu maliyesine nasıl yansıyacağıdır.
Merkez Bankasının kârını sıradan bir şirketin bilançosundaki kâr gibi okumak bu nedenle yanıltıcı olabilir.
Burada daha önemli bir ölçü vardır:
Banka büyürken finansal sistem de güçleniyor mu? Denetim etkinleşiyor mu? Mevduat sahibi kendisini daha güvende hissediyor mu?
Çünkü bir merkez bankasının gerçek bilançosu yalnızca aktif ve pasif toplamından ibaret değildir.
Asıl bilanço, vatandaşın finansal sisteme duyduğu güvendir.


