BIST 100
14.058,51 -0,11%
DOLAR
44,7109 0,05%
EURO
52,6014 0,07%
GRAM ALTIN
6.853,56 0,58%
FAİZ
40,71 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
109,65 0,91%
BITCOIN
74.434,00 1,68%
GBP/TRY
60,4208 0,06%
EUR/USD
1,1760 0,01%
BRENT
98,01 -1,31%
ÇEYREK ALTIN
11.205,58 0,58%
lefkosa Az Bulutlu
lefkosa hava durumu
7 °

Kontrol Etme İhtiyacı ve İlişkilerde Denge

İnsanlarla kurulan ilişkilerde dengeyi korumak sandığımızdan daha zordur; çünkü çoğu zaman farkında olmadan kontrol etmeye çalışırız. İnsanlarla kurulan ilişki dinamiklerinde denge halinde olmak çoğu zaman nadirdir. Farklı karakter yapısına sahip bireylerin bir araya gelmesi; düşünce, duygu ve davranış açısından çeşitlilik yaratır. Bu çeşitlilik bazen bir dengelenme sağlarken bazen de dengenin bozulmasına neden olur. Bu nedenle, tanıştığımız insanlarla ya da başlangıçta keyif aldığımız ilişkilerde zamanla uyumun yön değiştirmesi oldukça doğal bir süreçtir.

Toplumda sık görülen ancak çoğu zaman fark edilmeyen bir durum vardır: kontrol etme davranışı.

Bu davranış; arkadaşlık ilişkilerinde, romantik ilişkilerde, aile yapısında ve iş hayatında kendini gösterebilir. Kontrol etmek, dışarıdan bakıldığında güçlü bir mekanizma ve sarsılmaz bir duruş gibi algılanabilir. Ancak kişinin iç dünyasına inildiğinde bu durum çoğu zaman kabul görme ihtiyacı, kendini ispatlama çabası ya da geçmişte yeterince deneyimlenememiş sevgi ve onayın telafi edilme biçimi olarak karşımıza çıkar. Zamanla bu davranış büyür ve görünmez bir kalkan haline gelir. Kişi kendini koruduğunu düşünürken, bu kontrol ihtiyacı giderek genişler ve en yakın ilişkilerine kadar uzanabilir. Arkadaşlık ilişkilerinde karşısındaki kişinin düşünce kalıplarını, aidiyet duygusunu ve yaptığı eylemleri eleştirme noktasına kadar ilerleyebilir. İş ortamında ise kontrol edilemeyen durumlar ya da zihinde oluşturulan planın gerçekleşmemesi, kişide hızlı öfkelenme ve duygu yönetiminde zorlanma olarak kendini gösterebilir.

Bu durumun temelinde çoğu zaman mükemmel olma ya da mükemmele ulaşma arzusu yatar. Ancak bu eğilim dengelenmediğinde, kişinin kurduğu ilişkilerde çevresinin ondan uzaklaşmasına neden olabilir. Karşı taraf, sınırlarını çizmeye başladığında ise bu durum kontrol ihtiyacı yüksek olan kişi için zorlayıcı hale gelir. Bu noktada pasif-agresif tepkiler, zaman zaman şaka ile karışık küçümseme davranışları ortaya çıkabilir.

Bu tür durumlarda kişi, yaşadığı problemin kaynağını çoğunlukla karşı tarafta arar. Oysa gözden kaçan önemli bir gerçek vardır: Bu dünyada milyarlarca insan yaşar ve her bireyin aile yapısı, kültürü, hayata bakış açısı ve kişisel gelişimi farklıdır. Dolayısıyla yaşanan bir olay karşısında tek bir doğru ya da tek bir yanlıştan söz etmek çoğu zaman mümkün değildir. Her birey, kendi deneyimleri ve sahip olduğu beceriler doğrultusunda yaşadığı durumu anlamlandırır ve tepki verir.

 

Ancak çoğu zaman tek bir doğruya inanma eğilimi, bu gerçeği kabul etmeyi zorlaştırır. Oysa bu farklılık kabul edilebildiğinde, hayat daha anlaşılır bir hale gelir. Her şeyi kontrol etmek ilk bakışta bir güç göstergesi gibi görünse de, aslında hem karşı tarafın sınırlarını ihlal etmeye hem de kişinin kendi duygu yönetiminde zorlanmasına neden olabilir. Bu durum, özellikle kişi yalnız kaldığında daha yoğun hissedilen bir yalnızlık duygusunu da beraberinde getirebilir.

 

Kontrol etme davranışı zamanla bir alışkanlık haline gelmiş olabilir. Kişi bu durumdan rahatsızlık duymuyor da olabilir. Ancak hayat doğası gereği akış halindedir ve her zaman planlandığı gibi ilerlemez. Beklenmeyen, plansız ya da sonradan gelişen durumlarla karşılaşmak kaçınılmazdır. Bu nedenle, hem kendimizi hem de ilişkilerimizi koruyabilmek adına sivri yönlerimizi fark etmek ve gerektiğinde törpülemek önemlidir. Gül çok güzel bir çiçektir; ancak ona nasıl dokunacağımızı bilmezsek dikeni canımızı yakabilir. Kurduğumuz ilişkilerde de benzer bir durum söz konusudur. Farkında olmadan temas ettiğimiz insanlara dikenlerimizi batırıyor olabiliriz ve bu nedenle onlar bizden uzaklaşmayı tercih edebilirler.

Daha da önemlisi, eğer o diken zamanla bize batmaya başlamışsa ve biz bunun farkında değilsek, bir gün yaşadığımız derin mutsuzluk ve anlam arayışı içinde, aslında uzun süredir içimizde olan o dikenle karşılaşmak kaçınılmaz hale gelebilir.

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?