
KIBRIS PRESS ÖZEL HABER
Kıbrıs Press’e değerlendirmelerde bulunan Mali Denetmen ve Vergi Uzmanı Mehmet Kurt, Ombudsman tarafından yayımlanan kredi kartı iade sistemine ilişkin raporun, hukuk devleti ilkesinin ne derece hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.
Kurt, hukuk devletinde yasaların yalnızca vatandaşları değil, devleti yöneten idareyi de bağladığını vurgulayarak, "Bir hukuk düzeninin güvenilirliği sadece yasa yapmakla değil, yürürlükte bulunan yasaları eksiksiz ve zamanında uygulamakla sağlanır." dedi.
Mehmet Kurt, 33/2019 sayılı Kredi Kartı ve Banka Kartı ile Yapılan Perakende Mal ve Hizmet Alımlarına İade Yapılması Yasası'nın kredi kartı ve banka kartı ile yapılan belirli harcamalara ilişkin iadelerin üç aylık dönemler halinde hak sahiplerine ödenmesini açık şekilde düzenlediğini anımsattı.
Yasanın 8’inci maddesine göre bankaların iade tutarlarını hesaplamak, Maliye Bakanlığı'nın bu tutarları onaylayarak bankalara aktarmak ve bankaların da en geç üç iş günü içerisinde iadeleri vatandaşların hesaplarına yatırmakla yükümlü olduğunu ifade eden Kurt, Ombudsman raporunda ise bu sürecin öngörüldüğü şekilde işletilmediğinin ve gecikmeler nedeniyle vatandaşların mağdur edildiğinin tespit edildiğine dikkat çekti.
Kurt, raporda yer alan bulguların yalnızca son dönemi kapsamadığını belirterek, "2019 yılında yürürlüğe giren ilk düzenlemede iadelerin aylık yapılması öngörülmesine rağmen sistem uzun süre uygulanmadı. 2023 yılında yapılan değişiklikle ödemeler üç aylık dönemlere bağlandı ancak uygulamadaki gecikmeler yine devam etti. Konu 2024 yılında yargıya taşındı ve ödemelerin başlamasının ardından dava geri çekildi. Bu tablo, idarenin yasal yükümlülüklerini zamanında yerine getirmesinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor." ifadelerini kullandı.
"Asıl mesele iade miktarı değil, hukukun uygulanmasıdır"
Kredi kartı iadelerinin miktarının tartışmanın merkezinde olmaması gerektiğini söyleyen Mehmet Kurt, esas konunun yürürlükte bulunan bir yasanın idare tarafından zamanında ve eksiksiz uygulanıp uygulanmadığı olduğunu dile getirdi.
Bu noktada 27/2013 sayılı İyi İdare Yasası'nın 5'inci maddesine işaret eden Kurt, idarenin Anayasa'ya ve yasalara uygun hareket etmekle yükümlü olduğunun açıkça hükme bağlandığını belirtti.
"İdarenin belirli konularda takdir yetkisi bulunabilir. Ancak yürürlükteki bir yasa hükmünü uygulamamak veya geciktirmek takdir yetkisi kapsamında değerlendirilemez." diyen Kurt, hukuk devleti ilkesinin ancak yasaların idare tarafından da eksiksiz uygulanmasıyla anlam kazanacağını ifade etti.
"Vatandaşın başvurularına zamanında ve yazılı cevap verilmesi anayasal bir haktır"
Ombudsman raporunda dikkat çeken bir diğer hususun vatandaş başvurularının değerlendirilme süreci olduğunu belirten Mehmet Kurt, başvuru sahibinin dilekçelerinin doğru hukuki çerçevede ele alınmadığının ve yazılı cevap verilmesi gereken süreçlerde de mevzuata tam anlamıyla uyulmadığının raporda ortaya konulduğunu söyledi.
Kurt, KKTC Anayasası'nın 76'ncı maddesinin herkese dilekçe verme ve başvurularına makul süre içerisinde yazılı cevap alma hakkı tanıdığını hatırlatarak, 12/2006 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Yasası'nın da idarenin bilgi taleplerini hangi usul ve sürelerde sonuçlandıracağını ayrıntılı şekilde düzenlediğini kaydetti.
Vatandaşın devlete duyduğu güvenin yalnızca yeni yasalar çıkarılmasıyla oluşmayacağını ifade eden Kurt, "Toplumsal güven, yürürlükteki yasaların herkese eşit şekilde uygulanması ve idarenin kendi koyduğu kurallara öncelikle kendisinin uymasıyla inşa edilir." dedi.
Değerlendirmesinin sonunda hukuk devletinin en önemli ölçütünün uygulama olduğunu vurgulayan Mehmet Kurt, "Bir hukuk devletinin gerçek gücü çıkardığı kanunların sayısıyla değil, o kanunlara önce kendisinin uymasıyla ölçülür. Çünkü hukuk devletinde en büyük güvence, vatandaşın yasaya uyması kadar devletin de kendi çıkardığı yasaya bağlı kalmasıdır. Kanun herkesi bağladığı ölçüde adalet ve kamu güveni sağlanabilir." ifadelerini kullandı.

