BIST 100
14.047,24 -0,32%
DOLAR
47,0378 0,03%
EURO
53,6597 0,21%
GRAM ALTIN
6.091,57 0,74%
FAİZ
41,49 1,37%
GÜMÜŞ GRAM
87,73 0,67%
BITCOIN
62.816,00 1,07%
GBP/TRY
62,9610 0,24%
EUR/USD
1,1408 0,24%
BRENT
86,15 3,42%
ÇEYREK ALTIN
9.959,71 0,74%
lefkosa Açık
lefkosa hava durumu
36 °

Kanun Çıkarmak Yetmez, Asıl Mesele Uygulamaktır

Bir ülkede yeni bir düzenleme yapıldığında çoğu zaman aynı cümleyi duyarız:

“Artık bu sorun çözüldü.”

Peki gerçekten öyle midir?

Bir kanunun yürürlüğe girmesi, o kanunun amacına ulaştığı anlamına gelir mi?

Aslında hayır.

Çünkü hukukta ve kamu yönetiminde en önemli gerçeklerden biri şudur:

Bir kanunun değeri, sadece yazıldığı maddelerle değil; toplum hayatında ne kadar karşılık bulduğuyla ölçülür.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de birçok alanda önemli yasal düzenlemeler yapılmaktadır. Ancak zaman zaman asıl tartışılması gereken konu, yeni bir düzenlemenin yapılması değil; mevcut düzenlemelerin ne kadar etkin uygulandığıdır.

Özellikle mali mevzuat alanında bu durum çok daha büyük önem taşımaktadır.

Vergi düzenlemeleri, sadece devletin gelir elde etmesi amacıyla oluşturulan kurallar değildir. Aynı zamanda ekonomik düzenin, kayıtlı ticaretin ve adil rekabet ortamının korunmasını sağlayan temel araçlardır.

Vergi Usul mevzuatı kapsamında mükelleflere belge düzenleme, kayıt tutma ve bildirim yükümlülükleri getirilmiştir. Ancak bir işletmenin fatura düzenleme zorunluluğunun kanunda yer alması tek başına yeterli değildir.

Önemli olan, bu yükümlülüğün ticari hayatın içinde gerçekten uygulanmasıdır.

Çünkü kayıt dışılığın olduğu bir ekonomide sadece devlet gelir kaybetmez. Aynı zamanda dürüst şekilde çalışan işletmeler de haksız rekabetle karşı karşıya kalır.

Benzer durum sosyal güvenlik alanında da görülmektedir.

Sosyal güvenlik mevzuatı çalışanların haklarını korumayı ve işverenlerin sorumluluklarını belirlemeyi amaçlar. Ancak bir çalışanın sosyal güvenceye sahip olabilmesi, sadece kanunda bu hakkın yazılı olmasıyla mümkün değildir.

Bu hakkın gerçek anlam kazanması için kayıt dışı istihdamın önlenmesi, primlerin düzenli yatırılması ve denetim mekanizmalarının etkin çalışması gerekir.

Diğer taraftan kamu yönetiminde şeffaflık ve vatandaşın bilgi alma hakkı da modern devlet anlayışının temel unsurlarındandır.

12/2006 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Yasası, vatandaşın kamu kurumlarından bilgi talep edebilmesini güvence altına alan önemli düzenlemelerden biridir. Aynı şekilde 27/2013 sayılı İyi İdare Yasası da idarenin daha şeffaf, hesap verebilir ve vatandaş odaklı hareket etmesini amaçlamaktadır.

Ancak bu yasaların varlığı kadar, uygulamadaki karşılığı da önemlidir.

Çünkü vatandaş hakkını bilmiyorsa, kurumlar bu hakkı etkin şekilde kullandırmıyorsa veya süreçler yeterince anlaşılır değilse, en iyi hazırlanmış yasa bile beklenen faydayı sağlayamaz.

Burada asıl mesele şudur:

Bir ülkenin gelişmişliği, sahip olduğu kanunların sayısıyla değil; o kanunların ne kadar adil ve etkin uygulandığıyla ölçülür.

Kanun çıkarmak kolay olan bölümdür.

Zor olan ise o kanunu vatandaşın hayatına dokunacak şekilde uygulayabilmektir.

Bu nedenle artık sadece;

“Yeni bir yasa çıktı mı?”

diye sormak yerine,

“Çıkan bu yasa toplumda gerçek bir değişim oluşturdu mu?”

sorusunu da sormamız gerekiyor.

Çünkü gerçek reform, yeni maddeler yazmakla değil; yazılan maddeleri doğru şekilde hayata geçirmekle mümkündür.

Kanunlar yol gösterir.

Ancak o yolu aydınlatan şey, etkin uygulama, adil denetim ve toplumun duyduğu güvendir.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?