BIST 100
14.058,51 -0,11%
DOLAR
44,7109 0,05%
EURO
52,6014 0,07%
GRAM ALTIN
6.853,56 0,58%
FAİZ
40,71 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
109,65 0,91%
BITCOIN
74.434,00 1,68%
GBP/TRY
60,4208 0,06%
EUR/USD
1,1760 0,01%
BRENT
98,01 -1,31%
ÇEYREK ALTIN
11.205,58 0,58%
lefkosa Az Bulutlu
lefkosa hava durumu
7 °

Kendimizi Nasıl Sabote Ediyoruz?

Gün içinde en sık yaşadığımız ama çoğu zaman fark etmediğimiz durumlardan biri bu: Kendimizi zihnimizle bloke etmek. Kahve içerken aklımızdan geçen düşünceler… Spor yaparken takılıp kaldığımız o konular… Gün boyunca zihnimiz hiç durmadan çalışır. Çünkü bu onun görevi. Yeni edindiği bilgileri işler, anlamlandırır, bir yere oturtmaya çalışır. Hatta gece uyumadan önce günü değerlendirdiğimiz o anlar bile zihnin işlevini yerine getirme biçimidir. Ama bazen işler değişir. Zamanla zihin, beynin önüne geçmeye başlar ve tüm benliğimizi kaplar. İşte asıl mesele burada başlar. Çünkü beyin ve zihin aynı şey değildir. Beynimiz bir organdır ve onu doğrudan kontrol edemeyiz. Ama zihnimizden geçenleri, hangi düşünceleri besleyip hangilerini hayatımıza alacağımızı belirlemek tamamen bizim elimizdedir.

Daha somut anlatmak gerekirse, zihni bir geminin kaptanı gibi düşünebiliriz. Kaptan doğru komutları verirse gemi yol alır; ancak yanlış yönlendirmeler olursa gemi batabilir. Bu yüzden deneyimlerimizi yöneten bilinçaltına verdiğimiz mesajlar sandığımızdan çok daha kritiktir. Çünkü zihin güçlüdür. Gün içinde tekrar ettiğimiz her düşünce - doğru ya da yanlış olması fark etmeksizin zamanla bir sonuca dönüşür. Bilinçaltı bu düşüncelere tepki verir ve onları gerçekleştirmeye çalışır. Örneğin, bir işi başarmak istediğimizde otomatik olarak “Bunu nasıl yapabilirim?” diye düşünmeye başlarız. Ardından davranışlarımız da bu düşünceye göre şekillenir.

Ama madalyonun bir de diğer yüzü var.

Bazen sürekli en kötü senaryoları düşünür, kendimizce A, B, C planları yapar ve bunu “kontrol sağlıyorum” diye yorumlarız. Oysa aslında yaptığımız şey, korku ve kaygıya alan açmaktır. Zihin yine aynı şekilde çalışır: Bir senaryo kurar ve onu gerçekleştirmeye başlar. Hem olumlu hem olumsuz… Zihin ayrım yapmaz; sadece verilen komutu uygular. Bu sistemin arkasında ise çoğumuzun fark etmediği iki parça vardır:

Bilinçaltı, yani “küçük sen”

Ve bilinç, yani “büyük sen”

Küçük sen, geçmiş deneyimlerin, korkuların ve kaygıların toplamıdır. Rahatsız edici bir durumla karşılaştığında hemen devreye girer:

“Ya yapamazsan?”

“Ya rezil olursan?”

“Sen zaten hep böyleydin…”

Büyük sen ise o an panikler. Çünkü o sesi susturmanın zor olduğunu düşünür. Hatta bazen küçük benliğin, büyük benliği boğmaya çalıştığını bile söyleyebiliriz. Tam da bu noktada kritik bir kırılma vardır. Büyük senin yapması gereken şey, o sesi susturmaya çalışmak değil; ona sınır koymaktır.

 

“Dur. Sessiz ol. Kontrol bende.”

 

Zihninde olup biten her şey sana ait olmak zorunda değildir. Her düşünce doğru değildir ve her düşünceye inanmak zorunda değilsin.

Bunu bir misafir gibi düşünün; Evinize gelen bir misafirin ne kadar kalacağına, onunla ne kadar ilgileneceğinize siz karar verirsiniz. Siz izin vermediğiniz sürece sınırlarını aşamaz. Ama sırf “ayıp olmasın” diye o misafiri sürekli ağırlarsanız, bir süre sonra kendi evinizde rahat edemezsiniz. Zihninle olan ilişkin de tam olarak böyledir.

Unutmamak gerekir ki bazen hissettiğimiz yorgunluklar, ağrılar, hatta bazı hastalıkların temeli bile zihnimizde yerleşmiş, kalıplaşmış düşünce sistemlerinden beslenir. O düşünceyi yaratan sensen, onu dönüştürecek güç de sendedir. Bazen o blokajları fark etmek, anlamak ya da nasıl yöneteceğini bilmek zor olabilir. İşte tam da bu yüzden psikolojik destek almak bir zayıflık değil, aksine kendine verdiğin bir nefes alanıdır. Değişim ise bir anda olmaz. Her gün, sabırla, aynı olumlu düşünceyi yeniden ve yeniden inşa ederek gerçekleşir.

Ve belki de her şeyin başladığı yer şudur:

Her sabah uyandığında kendinle yeniden tanışmak…

Kendini olduğu gibi kabul etmek…

Ve en önemlisi, kendine saygı duymak.

 

Çünkü insan, kendine alan açtığı kadar özgürleşir.

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?