“Ben sadece onun iyiliğini istiyorum.”
Aile içinde en çok duyduğumuz cümlelerden biri bu. Ama bazen tam da bu cümlenin arkasında, fark edilmeden yapılan bir hata var.
Çocuğumuzu korumak isterken… Onun yerine yaşamaya başlamak.
Küçükken elini tutmak gerekir, evet. Fakat o el, büyüdüğünde hala bırakılmıyorsa orada bir durup düşünmek gerekir. Çünkü bazı ailelerde bağ çok güçlüdür.
Ama sınır yoktur!!!
Psikolojide bu durum, sınırların belirsizleşmesi olarak tanımlanır. Sevgi ile kontrolün birbirine karıştığı yerde, çocuk birey olmayı değil, onay almayı öğrenir. Arkadaşını beğenmeyiz, söyleriz. Seçimlerini doğru bulmayız, müdahale ederiz. “Senin iyiliğin için” deriz.
Peki o çocuk kendi doğrusunu ne zaman bulacak?
Çocuğunuz bir karar aldığında, ilk tepkiniz desteklemek mi… yoksa düzeltmek mi?
Bugün birçok yetişkin karar verirken hala şunu yapıyor:
“Annem ne der?”
“Babam bunu onaylar mı?”
Çünkü kendi iç sesini duymayı hiç öğrenemedi. Hata yapmasına izin verilmedi. Ya da yaptı ama hep eleştirildi. Oysa insan, doğruyu da yanlışı da yaşayarak öğrenir. Sürekli yön verilen bir çocuk, büyür ama kendi ayakları üzerinde duramaz. Çünkü zamanla kendi kararlarını değil, başkalarının beklentilerini referans almayı öğrenir. Bu da yetişkinlikte bağımlı ilişki örüntülerine zemin hazırlayabilir.
Bu durum en çok nerede ortaya çıkar biliyor musunuz?
İlişkilerde ve evlilikte.
Toplumun sıkça söylediği bir cümle var:
“Eşimle değil, ailesiyle evliyim.”
Burada kimse kötü niyetli değil. Aksine, ortada fazla sevgi ve fazla sorumluluk var. Ama bazen sevgi, geri durabilmeyi de gerektirir. Çünkü çocuk büyüdüğünde, ilişki de değişmek zorundadır. Artık ebeveyn-çocuk değil, ebeveyn - yetişkin ilişkisi kurulmalıdır.
Bu olmazsa ne olur?
Çocuk büyür ama bağımsızlaşamaz. Anne baba sever ama bırakamaz.
O yüzden “mesafe” dediğimiz şey; uzaklaşmak, saygısızlık ya da kopmak değildir. Aksine, herkesin nefes alabileceği sağlıklı bir alan açmaktır.
Belki de bugün kendimize şu soruyu sorma zamanı:
“Ben çocuğumun hayatında destek miyim… yoksa yön veren mi?”
Çünkü bazen en büyük destek, bir adım geri çekilmektir. Şunu da unutmamak gerekir:
Çocuğunuza verebileceğiniz en büyük şey, onun yerine karar vermek değil, kendi kararlarının arkasında durabilecek gücü kazandırmaktır. Çünkü sağlıklı ebeveynlik, çocuğun hayatını yönetmek değil; onun kendi hayatını yönetebilecek psikolojik dayanıklılığı kazanmasına eşlik etmektir.


