"Sen güçlüsün, bunu da atlatırsın."
Birçoğumuz hayatımızın bir döneminde bu cümleyi duyduk. İlk bakışta destek gibi görünür. Fakat bazen insanı en çok yoran şey de tam olarak budur: Sürekli güçlü olmak zorunda kalmak.
Hayatın bazı dönemlerinde güçlü olmak bir tercih değildir. Ailede herkesin yükünü taşıyan kişi sizsinizdir. Kardeşlerinize örnek olmanız beklenmiştir. Anne ya da babanızın duygusal yükünü küçük yaşta omuzlamışsınızdır. Belki de çocukluğunuzda ağladığınızda "abartma", üzüldüğünüzde "güçlü ol" denilmiştir.
Zamanla güçlü olmak bir özellik olmaktan çıkar, bir göreve dönüşür. İşte sorun da burada başlar. Çünkü güçlü görünen insanların da kırılmaya, yorulmaya, hata yapmaya ve bazen hiçbir şey yapmak istememeye hakkı vardır. Ancak çevre çoğu zaman bunu görmez. Güçlü insanın düştüğünü görmek insanlara şaşırtıcı gelir.
"Sen buna mı üzüldün?"
"Senin gibi biri bunu mu yapamadı?"
"Sen halledersin."
Bu cümleler fark edilmeden kişiye şu mesajı verir:
"Sen insan gibi hissedemezsin."
Bir süre sonra kişi de buna inanmaya başlar. Üzüntüsünü saklar. Kırgınlığını içine atar. Yardım istemeyi zayıflık olarak görür. Her şeyi tek başına çözmeye çalışır. Dışarıdan bakıldığında güçlü görünmeye devam eder. Fakat içeride sessiz bir yorgunluk büyür.
Bu yorgunluk bazen öfke olarak ortaya çıkar. İnsanların küçük hatalarına tahammül edememe şeklinde kendini gösterebilir. Bazen sürekli endişeli olmak, her şeyi kontrol etmeye çalışmak ya da hata yapmaktan aşırı korkmak şeklinde karşımıza çıkar. Kimi zaman da kişi geceleri yatağa yattığında gün boyunca güçlü kalabilmek için ne kadar enerji harcadığını fark eder. Herkesin derdini dinleyen ama kendi derdini anlatacak kimse bulamayan insanlar vardır. Herkes için çözüm üreten ama kendi çıkmazlarında yalnız kalan insanlar vardır. Gülümsemeyi iyi bildiği için mutsuzluğu fark edilmeyen insanlar vardır. Toplum genellikle en çok onların iyi olduğunu düşünür. Oysa psikolojik olarak en çok yorulan kişiler bazen tam da onlardır.
Mesleki deneyimlerimde sıkça gördüğüm bir durum vardır. Sürekli güçlü olmak zorunda hisseden kişiler zamanla kendi duygularına yabancılaşırlar. Ne hissettiklerini bilmezler çünkü yıllardır hissetmek yerine dayanmayı öğrenmişlerdir. Ancak insan ruhu sadece dayanmak için yaratılmamıştır. Bazen üzülmek gerekir. Bazen yorulduğunu kabul etmek gerekir. Bazen de "Ben de zorlanıyorum" diyebilmek gerekir.
Çünkü duygular bastırıldığında kaybolmaz. Sadece başka kapılardan içeri girmeye çalışırlar.
Belki öfke olarak...
Belki kaygı olarak...
Belki de açıklayamadığınız bir mutsuzluk olarak...
Bu yüzden kendinize küçük bir soru sorun:
En son ne zaman güçlü görünmeye çalışmadan sadece olduğunuz gibi davrandınız?
En son ne zaman "Ben de yoruldum" demeye izin verdiniz?
Belki de iyileşme, her zaman güçlü olmaya çalışmayı bırakıp insan olduğunuzu kabul ettiğiniz yerde başlar. Çünkü bazen en büyük güç, güçlü görünmekten vazgeçebilmektir.


