BIST 100
14.734,50 -0,63%
DOLAR
46,4409 -0,01%
EURO
53,2878 0,14%
GRAM ALTIN
6.205,50 -1,30%
FAİZ
41,03 -0,22%
GÜMÜŞ GRAM
96,80 -1,39%
BITCOIN
64.232,00 0,59%
GBP/TRY
61,4938 0,27%
EUR/USD
1,1471 0,11%
BRENT
80,57 0,90%
ÇEYREK ALTIN
10.145,99 -1,30%
lefkosa Açık
lefkosa hava durumu
22 °

Gece 01.53… Ve Bir Dostun Gidişi

Bazı telefonlar vardır...
Hayatınızı ikiye böler.
O telefon çalmadan önceki siz...
Bir de o telefon çaldıktan sonraki siz...
Benim için o telefon 15 Haziran gecesi saat 01.53'te çaldı.
Telefonun ekranında Ahmet İkidereli'nin adı yazıyordu.
O saatte gelen telefonun iyi bir haber taşımadığını anlamıştım.
İçime bir sıkıntı çöktü.
Öyle bir sıkıntı ki anlatamam...
Telefonu açmak istemedim.
Belki birkaç saniye daha yaşayacağım acıyı geciktirmek istedim.
Belki içimdeki korkunun gerçek olmasını istemedim.
Belki de dostumu kaybettiğimi duymaya hazır değildim.
Ama açtım...
Ve duyduğum cümle hayatım boyunca kulaklarımdan silinmeyecek:
"Bilbay'ı kaybettik..."
İnsan bazı haberleri duyunca konuşamaz.
Ben de konuşamadım.
Bir süre sustum.
Duvarlara baktım.
Boşluğa baktım.
Sonra gözlerim doldu.
Ve yıllardır yapmadığım bir şeyi yaptım.
Ağladım.

Hem de hıçkıra hıçkıra ağladım.
Çünkü o gece sadece bir gazetecinin ölüm haberini almadım.
26 yıllık dostumun gidişini öğrendim.
Gençliğimin bir parçasını kaybettim.
Hatıralarımın bir parçasını kaybettim.
Birlikte yaşanmış koskoca bir ömrün içinden bir parçayı kaybettim.
Yıl 2000...
Meslekte yeniydik.
Hayat önümüzde uzanan sonsuz bir yol gibiydi.
Gençtik.
Heyecanlıydık.
Hayallerimiz büyüktü.
Daha yapacak çok işimiz, görecek çok yerimiz vardı.
İşte o yıllarda tanıdım Bilbay'ı.
Kim derdi ki o gün başlayan dostluk tam 26 yıl sürecek?
Kim derdi ki bir gün onun ardından gözyaşlarıyla köşe yazısı yazacağım?
Hayat gerçekten çok acımasız...
Daha dün gibi geliyor.
Bir haber için koşuşturmalarımız...
Bitmeyen telefon görüşmeleri...
Kurulan hayaller...
Yapılan planlar...
Ve o gençlik heyecanı...
Şimdi hepsi gözümün önünden geçiyor.
Bir film şeridi gibi...
Ama bu filmin sonunda sen yoksun dostum.
İşte insanın içini yakan da bu.
Bilbay Eminoğlu...

Bu ismi Kıbrıs'ta duymayan az insan vardır.

Çünkü o sadece haber yapan biri değildi.
O, hayatını gazeteciliğe adamış insanlardan biriydi.
Mesleğini seviyordu.
Hem de gerçekten seviyordu.
Bir haberin peşine düştüğünde gözlerindeki heyecanı görmek yeterdi.
Saatlerce çalışırdı.
Günlerce uğraşırdı.
Yorulurdu ama vazgeçmezdi.
Birçok insan başarıyı konuşur.
Bilbay ise başarı için mücadele edenlerdendi.
Magazin dünyasında yaptığı çalışmalarla adını duyurdu.
Televizyon programlarında yer aldı.
Dünyanın birçok ülkesini gezdi.
Binlerce insanla tanıştı.
Ama bütün bunların ötesinde insan kalmayı başardı.
İşte onu özel yapan da buydu.
Bugün düşünüyorum da...
Bir kahve içemeyeceğine ağlıyormuş.
Yarım kalan sohbetlere ağlıyormuş.
Bir daha "Nasılsın dostum?" sesini duyamayacağına ağlıyormuş.
İşte ben bunlara ağladım.
Gece boyunca bunlara ağladım.
Çünkü bazı insanlar öldüğünde hayatınızdan çıkmıyor.
Hayatınızın içine yerleşiyor.
Her yerde onları görüyorsunuz.
Bir fotoğrafta...
Bir hatırada...
Bir sokakta...
Bir şarkıda...
Bir telefon sesinde...

Bir gazete manşetinde...
Bir kahve kokusunda...
Ve her seferinde içiniz biraz daha yanıyor.
49 yaş...
Yazarken bile inanamıyorum.
49 yaş...
Bu yaş gitmek için çok erken.
Bu yaş hayata veda etmek için çok erken.
Daha anlatılacak hikâyeler vardı.
Daha kurulacak hayaller vardı.
Daha yazılacak köşe yazıları vardı.
Daha yapılacak haberler vardı.
Daha içilecek kahveler vardı.
Daha çok gülünecekti.
Daha çok yaşanacaktı.
Ama hayat bazen en güzel cümleleri yarım bırakıyor.
Bazı dostluklar ölümle bitmiyor.
Sadece özleme dönüşüyor.
Bu sabah güneş yine doğdu.
Kuşlar yine öttü.
İnsanlar yine işlerine gitti.
Hayat yine devam etti.
Ama bizim için hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
Çünkü artık bir eksiğimiz var.
Kocaman bir eksik.
Tarifi olmayan bir eksik.
Bir dost eksik.
Bir kardeş eksik.
Bir yol arkadaşı eksik.

Belki yarın bir yerde eski bir fotoğrafını göreceğim.

Belki bir dost meclisinde adın geçecek.
Belki bir haber konuşulurken aklıma geleceksin.
Belki yine gözlerim dolacak.
Çünkü bazı insanlar öldükten sonra unutulmaz.
Tam tersine...
Daha çok hatırlanır.
Daha çok özlenir.
Daha çok aranır.
Sen de öyle olacaksın dostum.
Bu satırları yazarken gözlerim yine doluyor.
Çünkü kabul etmek istemesem de gerçek değişmiyor.
Artık aramayacaksın.
Artık telefonun çalmayacak.
Artık yeni projelerini anlatmayacaksın.
Artık "bir kahve içelim" diyemeyeceksin.
Ve insanın canını en çok da bu yakıyor.
Ölüm değil...
Bir daha görüşemeyecek olmak.
Hoşça kal Bilbay...
26 yıllık dostluğumuzun her anısı için teşekkür ederim.
Bana kattıkların için teşekkür ederim.
Paylaştığımız kahkahalar için teşekkür ederim.
Paylaştığımız mücadeleler için teşekkür ederim.
Bu dünyadan bir Bilbay Eminoğlu geçti.
Ve ardında sadece haberler değil...
Gözyaşı bıraktı.
Özlem bıraktı.
Hatıra bıraktı.

Dostluk bıraktı.

Ve unutulmayacak bir isim bıraktı.
Mekânın cennet olsun dostum.
Bu gece gökyüzüne baktığımda yıldızlardan birinin biraz daha parlak olduğuna inanmak istiyorum.
Çünkü biliyorum...
İyi insanlar ölmez.
Sadece gözden kaybolur.
Ama kalpten asla...

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?