Bir süredir herkesin dilinde aynı cümle dolaşıyor:
“Eskiden her şey daha güzeldi…”
Peki gerçekten öyle miydi?
Yoksa güzel olan geçmiş değil, geçmişte kalan insanlık mıydı?
Son bir aya baktığımızda hem Türkiye’de hem de KKTC’de siyasetin dili yine sertti. Televizyon ekranlarında tartışmalar, sosyal medyada kutuplaşmalar, sokakta ise birbirine tahammülü azalan insanlar vardı. Herkes konuşuyor ama kimse birbirini dinlemiyor gibi…
Türkiye’de siyasi tansiyon neredeyse artık gündelik hayatın bir parçası oldu. Ekonomi konuşuluyor, seçim hesapları konuşuluyor, dış politika konuşuluyor ama insanın içindeki yorgunluk çok az konuşuluyor. İnsanlar artık sadece geçinmeye değil, sakin kalmaya da çalışıyor.
KKTC’de ise durum biraz daha farklı ama hissiyat aynı… Küçük bir ada olmasına rağmen büyük bir stres taşıyor. Siyasi çekişmeler, ekonomik belirsizlikler, gençlerin gelecek kaygısı ve Türkiye ile ilişkiler üzerinden sürekli şekillenen gündem… İnsan bazen burada yaşayanların sadece haber değil, huzur tükettiğini düşünüyor.
Eskiden insanlar aynı fikirde değildi belki ama aynı masada oturabiliyordu.
Şimdi aynı evin içinde bile farklı görüşler sessiz savaşlara dönüşüyor.
Bir zamanlar komşuluk vardı.
Kapılar kilitlenmeden uyunurdu.
İnsanlar birbirine “işin düştüğünde” değil, içinden geldiğinde giderdi.
Bugün ise herkes kalabalıkların içinde daha yalnız.
Dış politikada da benzer bir tablo var. Türkiye’nin son dönemde Avrupa, Orta Doğu ve bölgesel dengelerde verdiği diplomatik mücadele, içeride millî birlik duygusunu artırması gerekirken bazen tam tersine yeni ayrışmalar yaratıyor. KKTC’nin uluslararası görünürlüğü konuşuluyor ama gençlerin dünyaya açılma isteği ile ülkede kalma umudu arasında ciddi bir uçurum büyüyor.
Belki de mesele gerçekten “eskiden” değildir.
Çünkü geçmişte de kriz vardı.
Yokluk vardı.
Siyasi kavgalar yine vardı.
Ama insanların birbirine bakışı farklıydı.
Birbirini düşman gibi görmeyen insanlar vardı.
Şimdi herkes haklı olmaya çalışıyor ama kimse iyi olmaya çalışmıyor.
Teknoloji gelişti, yollar büyüdü, şehirler değişti…
Ama insan ilişkileri küçüldü.
Belki de bu yüzden insanlar geçmişi özlüyor.
Eski sokakları değil…
Eski samimiyeti.
Çünkü bazı dönemler güzel olduğu için değil, içinde daha çok insanlık kaldığı için unutulmaz olur.


