BIST 100
14.624,02 0,33%
DOLAR
48,2453 0,24%
EURO
56,0140 -0,24%
GRAM ALTIN
7.094,98 -0,39%
BITCOIN
79.288,00 -1,02%
FAİZ
40,06 -0,20%
GÜMÜŞ GRAM
107,82 0,51%
GBP/TRY
65,3988 -0,20%
EUR/USD
1,1606 -0,40%
BRENT PETROL
87,86 -0,57%
ÇEYREK ALTIN
11.599,62 -0,40%
lefkosa Açık
lefkosa hava durumu
35 °
  • ANASAYFA
  • Genel
  • Bazen Bir İnsana Değil Hissettirdiği Duyguya Bağlanırız

Bazen Bir İnsana Değil Hissettirdiği Duyguya Bağlanırız

"Bu ilişki sana zarar veriyor."
Belki de bunu en çok çevremizden duyuyoruz. Bazen arkadaşlarımız söylüyor, bazen ailemiz, bazen de aynaya baktığımızda bunu kendimiz fark ediyoruz. İlişkinin bizi yorduğunu biliyoruz. Sürekli kırıldığımızı, değersiz hissettiğimizi, kendimiz olmaktan uzaklaştığımızı görüyoruz. Hatta zaman zaman kendi kendimize, "Ben neden hala bu ilişkinin içindeyim?" diye soruyoruz.

Ama bütün bunlara rağmen gitmek sandığımız kadar kolay olmuyor. İşte birçok kişinin "Benim iradem zayıf." diye yorumladığı bu durumun psikolojide bir karşılığı vardır. Buna “duygusal bağımlılık” diyoruz.

Ancak burada çok önemli bir ayrımı yapmak gerekiyor. Çoğu zaman kişi partnerine değil, partnerinin kendisinde bıraktığı duyguya bağlanır.
Çünkü insan zihni yalnızca yaşanan olayları değil, o olayların hissettirdiklerini de kaydeder. Eğer bir ilişki zaman zaman kişiye değerli hissettiriyor, görülme ihtiyacını karşılıyor ya da "Birileri benimle gerçekten ilgileniyor." duygusunu yaşatıyorsa, zihin bu ilişkiyi yalnızca yaşanan tartışmalarla değerlendirmez. Aynı zamanda orada karşılanan duygusal ihtiyaçları da korumaya çalışır.

Bu yüzden birçok kişi, ilişkisinde yaşadığı haksızlıkların farkında olmasına rağmen ayrılmakta zorlanır.

Çevresinden ise çoğunlukla şu cümleleri duyar:
"Bu ilişki toksik."
"Kendine bunu neden yapıyorsun?"
"Sen daha iyilerine layıksın."

Bu cümleler doğru olabilir. Ancak çoğu zaman kişinin yaşadığı içsel mücadeleyi açıklamaya yetmez. Çünkü mesele sadece bugünkü ilişki değildir. Bugünkü ilişki, çoğu zaman geçmişten taşınan duygusal ihtiyaçlarla birleşir.

Uzman psikolog olarak çalışmalarımda sık gördüğüm noktalardan biri şudur: Çocuklukta yeterince görülmeyen, duyguları önemsenmeyen, koşulsuz kabul edilmeyen ya da kendini güvende hissedemeyen kişiler, yetişkinlikte bu ihtiyaçlarını karşılayan bir ilişkiyle karşılaştıklarında o bağ çok daha güçlü hissedilebilir.

Belki partneri ona ilk kez "Nasılsın?" diye sormuştur.
Belki zor zamanında yanında olmuştur.
Belki ilk kez biri onu gerçekten dinliyormuş gibi hissettirmiştir...

İşte tam bu noktada zihin, ilişkinin zarar veren tarafıyla ihtiyaçlarını karşılayan tarafı arasında kalır. Bu yüzden kişi sadece ilişkiyi değil, o ilişkiyle birlikte hissettiği güveni, görülmüş olmayı ve değerli hissetmeyi de kaybedeceğini düşünür.

Bu nedenle dışarıdan bakıldığında "Neden ayrılmıyor?" diye görünen durum, içeriden bakıldığında "Ya bir daha kendimi böyle hissedemezsem?" korkusuna dönüşebilir. Tam da bu yüzden iyileşme, yalnızca ilişkiyi bitirmekle başlamaz.

Çünkü kişi ilişkiyi sonlandırsa bile, onu o ilişkinin içinde tutan duygusal ihtiyaçlar anlaşılmadığı sürece benzer ilişki döngülerini tekrar yaşayabilir. Bu noktada psikolojik destek; kişiye "Ayrıl." ya da "Devam et." demek değildir. Asıl amaç, kişinin bugün kurduğu ilişkiyi geçmiş yaşantılarıyla birlikte anlayabilmesine yardımcı olmaktır. Hangi ihtiyaçlarının eksik kaldığını, neden belirli ilişki dinamiklerine çekildiğini ve kendisini neden hep aynı döngünün içinde bulduğunu fark etmesini sağlamaktır.

Çünkü bazen çözülmesi gereken şey ilişki değildir. İlişkinin dokunduğu eski yaralardır.
O yaralar anlaşılıp işlendiğinde kişi yalnızca bir ilişkiden çıkmayı değil, kendisiyle daha güvenli bir bağ kurmayı öğrenir. İşte o zaman insan, kendisiyle kurduğu bağ güçlendikçe, başkasına tutunarak ayakta kalmaya ihtiyaç duymaz.

Belki de asıl özgürlük, birini kaybetmekten korkmamak değil; kendini kaybetmeden bir ilişki yaşayabilmektir.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?