Kuzey Kıbrıs'ta son yıllarda sessizce büyüyen bir ekonomi var. Ne tabelası var ne de çoğu zaman görünür bir iş yeri. Bir cep telefonu, birkaç fotoğraf ve dijital bir platform üzerinden yürütülen bu ekonomi, her geçen gün daha fazla gelir üretiyor.
Adı Airbnb.
Turizm sektörüne yeni bir soluk getirdiği söylenebilir. Mülk sahiplerine ek gelir sağladığı da bir gerçek. Ancak burada cevap bekleyen başka bir soru var:
Bu gelirler kamu maliyesi açısından ne kadar görünür?
Vergi sisteminin temel ilkesi açıktır: Gelir elde eden herkes, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde vergisel yükümlülüklerini yerine getirmekle sorumludur. Gelirin nasıl elde edildiği değil, elde edilip edilmediği önemlidir.
Bugün dijital platformlar üzerinden yapılan kısa süreli kiralamalar, klasik kira ilişkisinden farklı bir ekonomik model oluşturmuştur. Günlük veya haftalık kiralamalar, yüksek doluluk oranları ve sürekli gelir akışı, birçok durumda faaliyetin ticari boyuta ulaştığını göstermektedir.
Asıl sorun ise burada başlıyor.
Dijital ekonomi büyürken, mevzuat aynı hızla güncelleniyor mu?
Bir otel ruhsat alıyor.
Vergi ödüyor.
Çalışan bildiriyor.
Sosyal güvenlik yükümlülüklerini yerine getiriyor.
Denetleniyor.
Peki aynı pazarda faaliyet gösteren ve dijital platform üzerinden sürekli gelir elde eden herkes aynı yükümlülüklere tabi mi?
İşte tartışılması gereken konu budur.
Bu yazı, kimseyi peşinen vergi kaçırmakla suçlamak için yazılmıyor. Tam tersine, kuralların herkes için eşit uygulanmasının gerekliliğini hatırlatmak için yazılıyor.
Çünkü aynı sektörde faaliyet gösteren iki işletmeden biri tüm yasal yükümlülüklerini yerine getirirken, diğerinin daha düşük maliyetle faaliyet göstermesi rekabet eşitliği açısından ciddi sorular doğurur.
Vergi yalnızca gelir toplama aracı değildir.
Vergi, aynı zamanda adil rekabetin de temelidir.
KKTC'de dijital ekonominin büyümesi kaçınılmazdır. Ancak dijitalleşmenin büyümesi, kayıtlı ekonominin küçülmesi anlamına gelmemelidir. Teknoloji değişebilir, ticaret şekli değişebilir; fakat vergi adaleti değişmemelidir.
Bugün tartışmamız gereken konu Airbnb değildir.
Yarın başka bir dijital platform aynı modeli uygulayacaktır.
Asıl soru şudur:
KKTC vergi mevzuatı, dijital ekonominin hızına yetişebiliyor mu?
Eğer bu soruya net bir "evet" cevabı veremiyorsak, mesele birkaç evin kiralanmasından ibaret değildir. Mesele, vergi sisteminin geleceğidir.


