Bazı tarihler vardır; takvim yapraklarında sadece bir gün değildir. Bir milletin kaderinin değiştiği, umudun yeniden yeşerdiği, geleceğin yeniden yazıldığı dönüm noktalarıdır. Kıbrıs Türk halkı için 20 Temmuz 1974 işte böyle bir tarihtir.
20 Temmuz, Kıbrıs Türkü'nün korkuya mahkûm edilmek istenen hayatına güvenin, belirsizliğe sürüklenen geleceğine ise umudun geldiği gündür. O gün atılan adım, sadece askeri bir harekât değil; Kıbrıs Türk halkının var olma mücadelesinde yeni bir sayfanın açılmasıdır.
Yıllar boyunca Kıbrıs Türkü, can güvenliği ve temel hakları konusunda ciddi sınamalar yaşadı. Enosis hedefi doğrultusunda yaşanan çatışmalar ve acılar, adada iki toplum arasındaki güveni derinden sarstı. Tarihin bu zorlu dönemleri, Kıbrıs Türk toplumunun hafızasında derin izler bıraktı.
Türkiye, 20 Temmuz 1974'te Garanti Antlaşması'ndan doğan haklarını kullanarak gerçekleştirdiği Barış Harekâtı ile Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin sağlanmasında belirleyici bir rol üstlendi. Bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin varlığı ve Kıbrıs Türk halkının kendi kurumlarıyla geleceğini şekillendirebilmesi, o dönemde atılan adımların sonucudur.
Aradan geçen yıllar gösterdi ki Kıbrıs Türkü, özgürlüğüne sahip çıktığında neler başarabileceğini tüm dünyaya göstermiştir. Eğitimden turizme, yükseköğretimden kamu yönetimine kadar birçok alanda önemli mesafeler kat edilmiş, devlet yapısı güçlenmiş, demokratik kurumlar gelişmiştir.
Türkiye ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti arasındaki bağ ise yalnızca diplomatik ilişkilerden ibaret değildir. Aynı tarihi paylaşan, aynı kültürel değerlere sahip iki kardeş halkın dayanışmasıdır. Anadolu'dan adaya ulaştırılan su projesi, enerji alanındaki yeni yatırımlar, ulaştırma, sağlık ve altyapı projeleri bu kardeşliğin somut örnekleri arasında yer almaktadır. Türkiye, yalnızca geçmişte değil, bugün de KKTC'nin ekonomik kalkınmasına ve uluslararası görünürlüğüne katkı sunmaya devam etmektedir.
20 Temmuz'un anlamı sadece geçmişi hatırlamak değildir. Aynı zamanda geleceğe güvenle bakabilmektir. Kalıcı barışın, karşılıklı saygının ve adadaki tüm insanların güven içinde yaşayacağı bir geleceğin inşası önemini korumaktadır. Bunun yolu ise geçmişte yaşanan acıları unutmadan, hak ve güvenlik temelinde sürdürülebilir çözümler üretmekten geçmektedir.
Bugün Kıbrıs Türk halkı, kendi bayrağı altında özgürce yaşamını sürdürüyor, kendi iradesiyle geleceğini inşa ediyor. Bu kazanımların değerini bilmek, gelecek nesillere aktarmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
20 Temmuz; cesaretin, direnişin, dayanışmanın ve yeniden doğuşun adıdır.
Bu vesileyle Barış ve Özgürlük Bayramı'nı en içten dileklerimle kutluyor; aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnet ve saygıyla anıyorum. Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne, Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve geleceği adına üstlendikleri tarihi rol dolayısıyla şükranlarımı sunuyorum.
Ne mutlu özgürlüğüne sahip çıkanlara… Ne mutlu Kıbrıs Türkü olmaktan gurur duyanlara…


