Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yürürlüğe giren 30/2026 sayılı Finansal Varlıkların Ekonomiye Kazandırılması Yasası, ilk bakışta bir vergi düzenlemesi gibi görünse de, gerçekte ekonomiye duyulan güvenin yeniden tesis edilmesine yönelik önemli bir adımdır.
Yasa, gerçek ve tüzel kişilere yurt dışında bulunan finansal varlıklarını belirli şartlar altında beyan ederek ülke ekonomisine kazandırma imkânı tanımaktadır. Düzenleme kapsamında başvuruların yasanın yürürlüğe giriş tarihinden itibaren üç ay içerisinde yapılması ve beyan edilen finansal varlıklar üzerinden %5 oranında vergi ödenmesi öngörülmektedir. Ayrıca vergisi ödenen ve yasal prosedüre uygun şekilde sisteme dahil edilen varlıklar hakkında yeniden vergi incelemesi yapılmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Burada asıl tartışılması gereken husus vergi oranı değil, devletin vermek istediği mesajdır. Devlet, yurt dışında veya kayıt dışında bulunan sermayeye "ekonomiye dön" çağrısı yapmaktadır. Bu çağrının başarısı ise yalnızca toplanacak vergi miktarıyla ölçülemez.
Ekonomiler büyümek için sermayeye ihtiyaç duyar. Ancak sermaye yalnızca düşük vergiyle değil, hukuki öngörülebilirlik ve ekonomik güven ortamıyla hareket eder. Bu nedenle söz konusu düzenleme kısa vadeli bir gelir politikası olarak değil, uzun vadeli ekonomik güven stratejisinin bir parçası olarak değerlendirilmelidir.
Yasanın dikkat çeken yönlerinden biri de beyan edilen ve vergisi ödenen finansal varlıkların vergisi ödenmiş kazanç olarak kabul edilmesidir. Bu yaklaşım, geçmişe dönük uyuşmazlıkları azaltmayı ve sermayenin sisteme girişini kolaylaştırmayı hedeflemektedir. Ancak bu tür düzenlemelerin sürekli hale gelmesi durumunda vergi uyumunu düzenli olarak sağlayan mükellefler açısından adalet tartışmalarının ortaya çıkması da kaçınılmazdır.
Sonuç olarak 30/2026 sayılı Yasa yalnızca bir vergi düzenlemesi değildir. Aynı zamanda ekonomik sisteme duyulan güvenin, sermaye hareketlerinin ve kayıtlı ekonominin geleceğine ilişkin bir tercih beyanıdır. Asıl başarı ise üç aylık başvuru süresinin sonunda ne kadar para geldiğinde değil, bu sermayenin ekonomide ne kadar kalıcı değer ürettiğinde ortaya çıkacaktır.


