BIST 100
13.779,39 -0,14%
DOLAR
47,6966 0,12%
EURO
55,1896 0,45%
GRAM ALTIN
6.660,55 2,59%
FAİZ
41,30 -0,55%
GÜMÜŞ GRAM
97,57 3,57%
BITCOIN
64.844,00 0,70%
GBP/TRY
64,4492 0,41%
EUR/USD
1,1567 0,36%
BRENT
82,63 0,17%
ÇEYREK ALTIN
10.889,99 2,59%
lefkosa Açık
lefkosa hava durumu
26 °
  • ANASAYFA
  • KKTC
  • Dalkan: ”Sağlık sistemindeki sorunların esas sorumlusu Sağlık Bakanlığıdır”

Dalkan: ”Sağlık sistemindeki sorunların esas sorumlusu Sağlık Bakanlığıdır”

dalkanözelhaberr

KIBRIS PRESS ÖZEL HABER/NİLAY OKTAY

 

Kıbrıs Türk Tabipler Birliği (KTTB) Başkanı Prof. Dr. Ceyhun Dalkan, "Sağlıkta şiddetin temel nedenleri arasında sağlık sistemindeki aksaklıkların sağlık çalışanlarına mal edilmesi, uzun bekleme süreleri, iletişim sorunları ve toplumsal kutuplaşmanın yanı sıra, son dönemde kendisi de hekim olan Sağlık Bakanı'nın hekimleri ve sağlık çalışanlarını sürekli suçlu göstermesi bulunmaktadır. Aslında sağlıktaki sistemsel ve yönetsel sorunların esas sorumlusu sağlık yöneticileri ve Sağlık Bakanlığıdır. Buna rağmen sağlık çalışanları suçlanarak yaşanan sorunlardan sorumluluk uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Bu durum, sağlık çalışanlarının toplumun gözünde tek suçlu gibi gösterilmesine neden oluyor." dedi.

Kıbrıs Türk Tabipler Birliği (KTTB) Başkanı Prof. Dr. Ceyhun Dalkan, Kıbrıs Press’e verdiği özel röportajda KKTC sağlık sisteminin mevcut durumu, karşılaşılan sorunlar, nedenleri ve çözüm önerilerine dair açıklamalarda bulundu.

 

KKTC’de sağlık sisteminin bugün karşı karşıya olduğu en büyük üç sorun nelerdir?

KKTC sağlık sisteminin en büyük üç sorununun; planlama ve sistem eksikliği, insan gücü yetersizliği ile birinci basamak ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yetersizliği olduğunu belirten Dalkan, sistemin geçici çözümlerle değil bilimsel verilerle yönetilmesi gerektiğine dikkat çekti.

"Sağlık sistemi, günü kurtaran, temel atma ve kurdele kesme yaklaşımlarıyla değil, bilimsel veriler ışığında uzun vadeli planlamayla yönetilmelidir."

Prof. Dr. Ceyhun Dalkan, "Sağlık sistemi, günü kurtaran, temel atma ve kurdele kesme yaklaşımlarıyla değil, bilimsel veriler ışığında uzun vadeli planlamayla yönetilmelidir. Nüfusun doğru bilinmediği, sağlık insan gücü planlamasının yapılmadığı ve koruyucu, önleyici sağlık hizmetlerinin olmadığı bir sistem sürdürülebilir değildir. Betonlara yatırım yapmak yerine sisteme, insan gücüne ve insanlarımızı hasta olmadan sağlıklı tutmaya, hasta olanları da erken tanımaya odaklanmalıyız. Ülke genelinde risk altındaki gruplar başta olmak üzere tüm nüfusu kapsayacak kalp damar hastalıkları ve kanser tarama programları hazırlanmalıdır." dedi.

Bunlardan hangisi en acil çözüm bekliyor? 

En acil çözüm bekleyen konunun sağlık insan gücünün korunması ve planlanması olduğunu vurgulayan Dalkan; çalışan yetersizliği ve plansız nüfus artışının hem hasta güvenliğini hem de çalışan sağlığını olumsuz etkilediğini belirtti.

Dalkan,  "Hekim, hemşire ve diğer sağlık çalışanlarının sayısındaki yetersizlik, mevcut çalışanların aşırı iş yükü altında hizmet vermesine neden olmakta; bu durum hem çalışan sağlığını hem de hasta güvenliğini olumsuz etkilemektedir. Sağlık çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi, liyakat esaslı istihdam ve uzun vadeli insan gücü planlaması artık ertelenemez bir zorunluluktur. Özellikle plansız, bilinçsizce artan nüfus nedeni ile hem sağlık alt yapısı hem de sağlıkta insan gücü yetmemektedir." ifadelerini kullandı.

 

"Sağlıkta şiddete sıfır tolerans"

Son yıllarda artan sağlık çalışanlarına yönelik psikolojik ve fiziksel şiddetin temel nedenleri nelerdir?

Sağlık çalışanlarına yönelik psikolojik ve fiziksel şiddetin nedenlerine değinen Dalkan, şiddetin arkasında yalnızca sistemsel aksaklıkların değil, siyasi söylemlerin de etkili olduğunu savundu.

"Aslında sağlıktaki sistemsel ve yönetsel sorunların esas sorumlusu sağlık yöneticileri ve Sağlık Bakanlığıdır"

Sağlık Bakanı'na sert eleştirilerde bulunan Dalkan, "Sağlıkta şiddetin temel nedenleri arasında sağlık sistemindeki aksaklıkların sağlık çalışanlarına mal edilmesi, uzun bekleme süreleri, iletişim sorunları ve toplumsal kutuplaşmanın yanı sıra, son dönemde kendisi de hekim olan Sağlık Bakanı'nın hekimleri ve sağlık çalışanlarını sürekli suçlu göstermesi bulunmaktadır. Aslında sağlıktaki sistemsel ve yönetsel sorunların esas sorumlusu sağlık yöneticileri ve Sağlık Bakanlığıdır. Buna rağmen sağlık çalışanları suçlanarak yaşanan sorunlardan sorumluluk uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Bu durum, sağlık çalışanlarının toplumun gözünde tek suçlu gibi gösterilmesine neden oluyor." dedi.

KKTC’deki yasal yaptırımlar ve hastanelerdeki güvenlik önlemleri yeterli mi? Caydırıcılığı artırmak için ne yapılmalı?

"Kıbrıs Türk Tabipler Birliği olarak 'Sağlıkta Şiddete Sıfır Tolerans' ilkesini savunuyoruz"

Yasal yaptırımlar ve güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Dalkan, "Sağlıkta şiddete yönelik özel yasal düzenlemeler güçlendirilmeli, etkin soruşturma ve hızlı yargılama mekanizmaları oluşturulmalı, hastanelerde güvenlik altyapısı iyileştirilmeli ve toplumda sağlık çalışanına saygıyı artıracak eğitim kampanyaları yürütülmelidir. KTTB olarak 'Sağlıkta Şiddete Sıfır Tolerans' ilkesini savunuyoruz." diye konuştu.

 

KKTC’de hastane enfeksiyonlarının ne kadarı önlenebilir?

Hastane enfeksiyonlarının önemli bir bölümünün önlenebilir olduğunu söyleyen Dalkan, "Dünya genelindeki bilimsel veriler, hastane enfeksiyonlarının önemli bir bölümünün doğru enfeksiyon kontrol programlarıyla önlenebileceğini göstermektedir." dedi.

 

Hastane yönetimi, çalışanlar ve halk bu enfeksiyonlara karşı hangi önlemleri alabilir?

Prof Dr. Ceyhun Dalkan hastanedeki enfeksiyonların azaltılması için alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

  • "Her hastanede aktif enfeksiyon kontrol komiteleri kurulmalı
  • Sürveyans sistemleri güçlendirilmeli
  • El hijyeni uygulamaları eksiksiz uygulanmalı
  • Antibiyotikler akılcı kullanılmalı
  • Sağlık çalışanlarının sürekli eğitimi sağlanmalıdır"

Dalkan, hastane yönetimi ve çalışanlarının yanı sıra halkın da ziyaret kurallarına uyması, gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınması ve hijyen kurallarına dikkat etmesinin enfeksiyonların azaltılmasına önemli katkı sağlayacağını belirtti.

Ülkedeki eczanelerde reçetesiz ilaç ve antibiyotik satılmasına da değinen Dalkan, "antibiyotik direncinin en önemli nedenlerinden biri de eczenelerde reçetesiz antibiyotik, ilaç verilmesidir" diyerek bu durumun esas nedeninin e-reçete, ilaç takip sistemi gibi uygulamaların bulunmaması ve "reçetesiz antibiyotik verilemez" kuralının uygulanmaması olduğunu belirtti.

 

Yeni mezun sağlık öğrencileri sahaya yeterince hazır geliyor mu?

Yeni mezun sağlık öğrencilerinin sahaya hazırlığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dalkan, sağlık eğitimi veren kurumların sayısının hızla arttığını ancak eğitim kalitesinin de aynı ölçüde güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yeni mezunların özellikle klinik uygulama deneyimlerinin artırılmasına ihtiyaç duyulduğunu belirten Dalkan, eğitime onay verme yetkisi ve sorumluluğu bulunan YÖDAK’a ciddi sorumluluk düştüğünü, mezuniyet öncesi uygulamalı eğitimlerin güçlendirilmesi, eğitim standartlarının bağımsız şekilde denetlenmesi ve mezuniyet sonrası yapılandırılmış uyum programlarının oluşturulması gerektiğini savunarak "Fakat maalesef YÖDAK denetim yetkisini kullanmamaktadır." ifadelerini kullandı. Tıp ve diş hekimliğinde hem fakültelerin hem de uzmanlık ve doktora eğitimlerinin kalitesinin artırılması ve etkin şekilde denetlenmesi için her türlü mücadelelerini sürdüreceklerini kaydetti.

"Kaliteli sağlık hizmeti, kaliteli sağlık eğitimiyle başlar"

Prof Dr. Ceyhun Dalkan, "Aslında bizlerin de son dönemde uzmanlık eğitimi konusunda, malümunuz olan mücadelemizin temelinde sağlık eğitimindeki kalite standartını korumamız gerektiği yatmaktadır." diyerek bu konuyu "Kaliteli sağlık hizmeti, kaliteli sağlık eğitimiyle başlar" sözleriyle noktaladı.

 

Toplum acil servisleri doğru kullanıyor mu?

Gereksiz başvuruların çözümleri neler olabilir?

Acil servislerin kullanımına ilişkin "Acil servisler gerçekten acil hastalar için planlanmıştır. Ancak bugün birçok hasta, polikliniklerde yaşanan erişim sorunları nedeniyle acil servislere başvurmak zorunda kalmaktadır. Bu durum hem gerçek acil hastaların hizmete ulaşmasını geciktirmekte hem de sağlık çalışanlarının iş yükünü artırmaktadır." ifadelerini kullanan Dalkan, gereksiz başvuruların azaltılması için birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, "Toplumun acil servislerin doğru kullanımı konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Birinci basamakta erişim artarsa ve yerinde sağlık hizmeti anlayışını ülkemizde hayata geçirebilirsek acil servislerdeki hasta yükünü de azaltabiliriz." dedi.

 

KKTC sağlık sistemini önümüzdeki 10 yılda ne bekliyor?

"Bugün alınacak kararlar önümüzdeki 10 yılı belirleyecek"

Prof. Dr. Ceyhun Dalkan, KKTC sağlık sisteminin geleceğine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Eğer gerekli yapısal reformlar gerçekleştirilmezse yaşlanan nüfus, kronik hastalıkların artışı, ciddi çevre sorunları ve sağlık çalışanı eksikliği nedeniyle sağlık sistemi üzerindeki yük giderek büyüyecek ve hizmete erişilebilirlik zorlaşacaktır.

Ancak doğru sağlık politikaları uygulanır, koruyucu sağlık hizmetlerine yatırım yapılır, dijital sağlık sistemleri geliştirilir, insan gücü planlaması bilimsel esaslara göre yapılır ve sağlık çalışanlarının çalışma koşulları iyileştirilirse KKTC çok daha güçlü ve sürdürülebilir bir sağlık sistemine kavuşabilir.

Artık tüm dünyada uygulamaya giren genel sağlık sigortasını sağlık sistemimize uygun şekilde kurgulamamız ve sağlıkta erişilebilirliği sağlamamız şarttır.

Bugün alınacak kararlar, önümüzdeki on yılın sağlık sistemini belirleyecektir."

 

 Hastaların hastanelerde en çok bilmesini istediğiniz ama bilmediği konu nedir?

Hastanedeki bekleme sürelerinin ihmalden değil tıbbi aciliyet sırasından kaynaklandığını hatırlatan Dalkan, "Hastalar çoğu zaman sağlık çalışanlarının aynı anda birçok kritik hastadan sorumlu olduğunu ve her hastanın önceliğinin tıbbi aciliyetine göre belirlendiğini gözden kaçırmaktadır. Bekleme süresi her zaman ihmalkârlık anlamına gelmez. Öncelik, yaşamı tehdit eden hastalara verilir. Bu uygulama hasta güvenliğinin temel prensibidir. Ayrıca doğru tanı ve tedavi için ayrıntılı değerlendirme ve zaman gerektiği unutulmamalıdır. Hastalar için de öncelik, sağlıklarını korumak olmalıdır. Kalp damar hastalıkları ve kanser taramalarını zamanında yaptırmaları ciddi hastalıklardan korunmalarına katkı sağlayacaktır." ifadelerini kullandı.

 

Bir hasta hastaneye geldiğinde fark etmediği ama sağlık çalışanlarının her gün mücadele ettiği görünmeyen sorun nedir?

Sağlık çalışanlarının personel eksikliği, yoğun iş yükü ve kısıtlı imkânlara rağmen özveriyle görev yaptığına değinen Dalkan, "Hastaların görmediği en önemli mücadele; yoğun iş yükü, personel eksikliği, uzun çalışma saatleri ve sınırlı kaynaklarla en doğru kararı verme sorumluluğudur. Bir hekim veya sağlık çalışanı yalnızca muayene ettiği hastadan değil, aynı anda birçok kritik hastadan, laboratuvar sonuçlarından, konsültasyonlardan ve acil gelişmelerden de sorumludur. Buna rağmen sağlık çalışanları, her hastaya en güvenli ve en nitelikli hizmeti sunabilmek için büyük bir özveriyle görev yapmaktadır. " dedi.

 "Mevcut sağlık sisteminin yöneticisi biz sağlık çalışanları değil, Sağlık Bakanlığı ve sağlık yöneticileridir"

Dalkan, sağlık sisteminin güçlenmesindeki etkenlere de değinerek, "Sağlık sisteminin güçlenmesi, yalnızca sağlık çalışanlarının değil, toplumun ortak sorumluluğudur. Eklemek isterim ki mevcut sağlık sisteminin yöneticisi biz sağlık çalışanları değil, Sağlık Bakanlığı, sağlık yöneticileridir." değerlendirmesinde bulundu.

 

 

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?