BIST 100
13.779,39 -0,14%
DOLAR
47,6966 0,12%
EURO
55,1896 0,45%
GRAM ALTIN
6.660,55 2,59%
FAİZ
41,30 -0,55%
GÜMÜŞ GRAM
97,57 3,57%
BITCOIN
64.844,00 0,70%
GBP/TRY
64,4492 0,41%
EUR/USD
1,1567 0,36%
BRENT
82,63 0,17%
ÇEYREK ALTIN
10.889,99 2,59%
lefkosa Açık
lefkosa hava durumu
26 °
  • ANASAYFA
  • Genel
  • Şirketinizi Duygularla mı, Verilerle mi Yönetiyorsunuz?

Şirketinizi Duygularla mı, Verilerle mi Yönetiyorsunuz?

Bir işletmenin başarılı olup olmadığını anlamak için kasadaki paraya bakmak yeterli midir? Ya da ay sonunda kâr etmiş görünmek, gerçekten iyi yönetildiğinin kanıtı sayılabilir mi? Ne yazık ki birçok işletme hâlâ kararlarını finansal veriler yerine sezgilerle, alışkanlıklarla veya günlük gelişmelere göre alıyor. Oysa günümüz iş dünyasında başarılı şirketleri diğerlerinden ayıran en önemli özellik, kararlarını rakamlara dayandırmalarıdır.

Dünyanın büyük şirketlerinde yöneticiler her ay onlarca finansal göstergeyi düzenli olarak takip eder. Çünkü işletmenin gerçek durumu sadece gelir tablosunda yazan kâr rakamıyla ölçülmez. Nakit akışı, alacakların tahsil süresi, stokların ne kadar sürede satıldığı, borçların ödeme gücü ve öz sermayenin verimliliği gibi göstergeler, şirketin geleceği hakkında en az kâr kadar önemli bilgiler verir.

Aslında bu yaklaşım yalnızca iyi bir yöneticilik anlayışı değil, aynı zamanda hukuki bir sorumluluktur. KKTC'de yürürlükte bulunan Fasıl 113 Şirketler Yasası, şirketlerin usulüne uygun muhasebe kayıtları tutmasını ve şirketin mali durumunu doğru şekilde ortaya koyacak kayıt ve mali tabloların hazırlanmasını öngörmektedir. Çünkü sağlıklı kayıt tutulmayan, mali yapısı düzenli izlenmeyen ve finansal verileri analiz edilmeyen bir işletmenin geleceğini doğru yönetebilmesi de mümkün değildir. Kanunun kayıt düzenine verdiği önem, aslında işletme yönetiminde verinin ne kadar değerli olduğunun da en somut göstergelerinden biridir.

Bir işletme yüksek ciro yapabilir, hatta kâr da açıklayabilir. Ancak müşterilerinden tahsilatını zamanında yapamıyorsa, stokları depoda bekliyorsa veya kısa vadeli borçlarını ödeyebilecek nakde sahip değilse, o işletmenin karşı karşıya olduğu risk düşündüğünden çok daha büyüktür. İş dünyasında iflas eden birçok şirket zarar ettiği için değil, nakdini doğru yönetemediği için faaliyetlerini sürdüremez hale gelmiştir.

Peter Drucker'ın yıllar önce söylediği "Ölçemediğiniz hiçbir şeyi yönetemezsiniz." sözü bugün hâlâ geçerliliğini koruyor. Çünkü ölçülmeyen performans geliştirilemez, analiz edilmeyen risk yönetilemez ve veriye dayanmayan kararlar çoğu zaman tesadüflere bırakılmış kararlardır.

Özellikle aile şirketlerinde sıkça rastlanan "Ben bu işi otuz yıldır yapıyorum, bilirim." anlayışı artık tek başına yeterli değildir. Tecrübe elbette değerlidir; ancak doğru verilerle desteklenmeyen tecrübe, hızla değişen ekonomik koşullarda işletmeyi yanlış kararların eşiğine getirebilir. Bugün başarılı şirketler patronun hislerine değil, finansal göstergelerin söylediği gerçeklere kulak veriyor.

Belki de artık işletmelerin kendilerine şu soruyu sormasının zamanı gelmiştir:

Şirketimizi gerçekten yönetiyor muyuz, yoksa sadece günlük sorunları çözerek günü mü kurtarıyoruz?

Çünkü işletmeleri büyüten yalnızca çok çalışmak değildir. Doğru veriyi doğru zamanda okuyabilmek ve o veriye göre karar verebilmektir. Kanun şirketlere kayıt tutmayı zorunlu kılar; ancak şirketleri geleceğe taşıyan şey, o kayıtların anlattığı gerçeği okuyabilmektir. Patronun sezgisi bir şirketi kurabilir, fakat onu sürdürülebilir şekilde büyüten her zaman verilerdir.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?