Bir dönemin akşamlarını anlatmak için bazen tek bir cümle yeterlidir. Televizyonun evlerin baş köşesinde yer aldığı, internetin ve sosyal medyanın hayatımızın merkezinde olmadığı yıllarda milyonlarca insan aynı saatte aynı ekrana kilitlenirdi. Saatler 19.00'u gösterdiğinde Türkiye'nin dört bir yanında televizyonlar açılır, günün gelişmelerini öğrenmek için haber bültenleri beklenirdi. O bültenlerin en dikkat çeken yüzlerinden biri ise hiç kuşkusuz Reha Muhtar'dı.
Kendine has üslubu, güçlü hitabeti ve ekran hakimiyetiyle Türk televizyonculuğuna damga vuran Reha Muhtar, yalnızca haber sunan bir isim değil, aynı zamanda bir dönemin simgesiydi. Onun sunduğu haberler sadece bilgi vermiyor, izleyiciye olayların duygusunu da hissettiriyordu. Kimi zaman öfkeleniyor, kimi zaman üzülüyor, kimi zaman da ses tonuyla yaşanan olayların ağırlığını milyonlara aktarıyordu.
Gazetecilik kariyerine Ankara'da başlayan Muhtar, siyaset ve dış politika muhabirliği yaptı. TRT döneminde Atina muhabiri olarak görev aldı ve uluslararası gelişmeleri sahadan takip etti. Mesleki birikimi, olaylara hakimiyeti ve güçlü habercilik refleksi onu kısa sürede ekranların tanınan isimlerinden biri haline getirdi.
Özel televizyonların yükselişe geçtiği 1990'lı yıllar ise Reha Muhtar'ın yıldızının en parlak olduğu dönemdi. Kanal D ve Show TV ekranlarında sunduğu ana haber bültenleri büyük ilgi görüyor, milyonlar her akşam onun anlatımıyla gündemi takip ediyordu. O yıllarda haber spikerleri yalnızca haber okumazdı ama Reha Muhtar bu anlayışın da ötesine geçti. O, haberi adeta sahneliyor, izleyiciyi ekranın içine çekiyordu.
Bugün bile hafızalardan silinmeyen "Acı var mı acı?" sözü, onun televizyon tarihine bıraktığı en dikkat çekici izlerden biri olarak hatırlanıyor. Kimileri tarafından eleştirilen, kimileri tarafından ise unutulmaz bulunan bu çıkış, aslında onun haberciliğe kattığı farklı üslubun bir yansımasıydı.
Ancak onu milyonların zihninde ölümsüzleştiren asıl şey, her ana haber bülteninin sonunda kullandığı o efsanevi kapanış cümlesiydi:
"İyi akşamlar Türkiye. Her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa..."
Bu söz sadece bir veda değildi. Türkiye'nin dört bir yanındaki insanlara uzanan bir selam, bir bağ ve bir aidiyet duygusuydu. O cümleyi duyan milyonlar, günün haberlerini tamamlamış olmanın hissiyle televizyonun karşısından kalkardı.
Aradan yıllar geçti. Televizyon haberciliği değişti, medya dünyası dönüşüme uğradı. Haber artık cep telefonlarından, sosyal medya platformlarından ve dijital ekranlardan takip ediliyor. Ancak bir döneme tanıklık edenler için haber denildiğinde hâlâ Reha Muhtar'ın sesi kulaklarda yankılanıyor.
Son yıllarda özel hayatıyla ve magazin gündemindeki gelişmelerle zaman zaman kamuoyunun karşısına çıkan Reha Muhtar, her şeye rağmen Türk televizyon tarihinin en etkili haber sunucularından biri olarak anılmaya devam ediyor. Çünkü bazı isimler sadece mesleklerini icra etmez, yaşadıkları dönemin hafızasına dönüşür.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, o yılların haber bültenlerini hatırlayan herkesin zihninde aynı sahne canlanıyor: Saat 19.00, televizyon karşısında toplanmış bir aile ve ekranda kendine özgü sesiyle günü anlatan Reha Muhtar...
Ve ardından gelen o unutulmaz veda:
"İyi akşamlar Türkiye. Her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa..."


