Türkiye’de sanatçılar genelde şarkılarıyla, konserleriyle ya da magazin haberleriyle gündeme gelir. Ama bazen bir sanatçı çıkar ve yaptığı şey sahnenin çok ötesine geçer. İşte son günlerde Çelik’in yaptığı tam olarak bu.
Birçok şehirde sessiz sedasız bakkallara gidip veresiye defterlerini kapatması, insanların borçlarını ödemesi sadece bir yardım değil; aslında toplumun unuttuğu bir değeri yeniden hatırlatma hareketidir.
Bugün herkes “iyilik gizli mi yapılmalı, yoksa göstererek mi?” tartışmasını yapıyor. Ama bence asıl mesele bu değil. Asıl mesele şu: Bir insan gerçekten iyilik yapıyor mu? Çelik bunu yapıyor. Hem de lafla değil, icraatla.
Gittiği şehirlerde kimseyi ayırmadan, kim olduğunu sormadan, siyasi görüşüne bakmadan, sadece ihtiyacı olan insanlara yardım ediyor. Mahalle bakkallarının veresiye defterlerini kapatmak aslında çok sembolik bir davranış. Çünkü o defterler Türkiye’de dar gelirli insanların sessiz dramlarının yazıldığı sayfalardır.
Bir annenin aldığı ekmek, bir babanın ay sonunda ödeyemediği süt parası, bir çocuğun bisküvisi… Hepsi o defterlerde yazılıdır. İşte Çelik o sayfaları kapatıyor.
Bu sadece bir borç ödeme meselesi değil.
Bu insanların omzundan bir yük alma meselesi.
Ve en güzel tarafı da şu: Bu hareket bir zincir gibi büyümeye başladı. Öğrenciler harçlıklarını birleştiriyor, gençler mahallelerinde aynı şeyi yapıyor, başka insanlar da bakkallara gidip borç kapatıyor.
Yani Çelik aslında sadece borç ödemiyor…
İyiliği bulaştırıyor.
Bugün sosyal medyada birçok insan sadece konuşuyor. Herkes vicdan dersi veriyor, herkes ahlak dersi veriyor. Ama iş icraata gelince ortada kimseyi göremiyoruz. Çelik ise konuşmuyor, yapıyor.
Belki de bu yüzden gittiği her yerde seviliyor. Çünkü insanlar sahteyi çok iyi ayırt ediyor. Samimiyet ile gösteriş arasındaki farkı da çok iyi biliyor. Çelik’in yaptığı şeyde ise samimiyet var.
Sanatçılık sadece sahnede alkış almak değildir.
Sanatçılık bazen toplumun yarasına dokunabilmektir.
Çelik bugün tam da bunu yapıyor.
Bu hareket aynı zamanda diğer sanatçılar için de önemli bir örnek. Çünkü Türkiye’de sanat dünyasının gücü sadece müzikten, sinemadan ya da televizyon ekranlarından gelmez. Topluma dokunduğunuz zaman gerçek saygıyı kazanırsınız.
Bir sanatçı düşünün…
Sahneye çıkıyor, şarkı söylüyor, alkış alıyor.
Ama aynı sanatçı sahneden indiğinde de insanlara dokunuyorsa, işte o zaman gerçek sanatçı oluyor.
Çelik bugün tam olarak bunu yapıyor.
Belki milyonluk kampanyalar yapmıyor.
Belki dev organizasyonlar düzenlemiyor.
Ama bir mahalledeki küçük bir bakkalın veresiye defterini kapatarak bir ailenin yüzünü güldürüyor. Ve bazen bir insanın yüzünü güldürmek dünyadaki en büyük başarıdır.
Bu yüzden ben açık açık söylüyorum:
Bravo Çelik.
Çünkü bu ülkenin sadece şarkılara değil, iyi örneklere de ihtiyacı var.
Ve bugün Çelik, birçok sanatçıya örnek olacak bir davranış sergiliyor.
Keşke daha fazla sanatçı, daha fazla zengin, daha fazla imkan sahibi insan bu iyilik zincirine katılsa…
O zaman belki toplum olarak birbirimize biraz daha fazla umut verebiliriz.


