Bazı insanlar vardır… hayatınıza bir gün girer ama yıllar geçse de çıkmaz. Sadece yaptıkları işlerle değil, duruşlarıyla, insanlıklarıyla, sessiz zamanlarda bile bıraktıkları izlerle kalırlar. Benim için Haluk Levent tam olarak böyle bir insan. Bir sanatçıdan öte, bir abi, bir yol gösterici, 26 yıllık bir dostluk.
Geçtiğimiz akşam mide kanaması nedeniyle hastaneye kaldırıldığı haberini aldığımda, o anı tarif etmek gerçekten zor. Mesleğimiz gereği birçok haber alırız, birçok gelişmeye tanıklık ederiz ama bazı haberler vardır ki profesyonellik bir anda yerini insani bir sarsıntıya bırakır. Telefon elimde kaldı, bir an ne yapacağımı bilemedim. Çünkü bu kez konu bir “haber” değil, hayatımın içinden bir insandı.
Yıllar önce başlayan bu yolculukta Haluk abiyle sadece işin magazin ya da sahne tarafını değil, hayatın kendisini de paylaştık. Kimi zaman uzun sohbetler, kimi zaman kısa ama anlamlı cümleler, kimi zaman da hiç konuşmadan anlaşmalar… Bir insanı gerçekten tanımak, onun sadece sahnede nasıl olduğuna bakmakla olmaz; zor zamanlarında nasıl davrandığına bakarsınız. O hep aynı kaldı.
İnişler çıkışlar yaşadı, yorulduğu zamanlar oldu, haksız eleştiriler aldı, zaman zaman çok yalnız bırakıldığı dönemler de oldu. Ama ne olursa olsun, onun içindeki o iyilik hali hiç değişmedi. Belki de onu diğerlerinden ayıran en önemli şey buydu: Şöhretin içinde kaybolmamak, insan kalabilmek.
Özellikle pandemi döneminde Ahbap Derneği ile yaptığı çalışmalar, onun sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda büyük bir dayanışma hareketinin de parçası olduğunu gösterdi. İnsanlara uzattığı el, yaptığı yardımlar, sessizce yürüttüğü destekler… Bunlar sadece haber başlıklarına sığacak şeyler değil. KKTC’de de bunun karşılığı çok büyüktü. Orada onun adını bilen herkes, onu bir sanatçıdan çok bir “iyilik insanı” olarak hatırlar.
KKTC onun için gerçekten farklı bir yer… Bunu yıllardır bilirim. Orada kendini yabancı gibi hissetmez, aksine sanki kendi evindeymiş gibi rahat hareket eder. İnsanlarla kurduğu bağ da hep doğal ve içtendir. İşte bu yüzden, oradan gelen her haber benim için de ayrı bir önem taşır.
Haberin ilk anında hiç düşünmeden KKTC’deki menajeri İrfan Andaç’ı aradım. O da aynı endişeyle “ulaşmaya çalışıyorum” dedi. Bu bile durumun ciddiyetini anlamam için yeterliydi. Sonrasında Berkant Acil’den gelen bilgilerle süreci anlamaya çalıştık. Her yeni bilgi biraz nefes aldırsa da, içimdeki o ilk sarsıntı kolay kolay geçmedi.
Çünkü mesele sadece bir sanatçının rahatsızlığı değildi. Bu, yıllardır hayatımda olan bir insanın sağlığıydı. Birlikte gülmüş, birlikte üzülmüş, birlikte yorulmuş bir bağdan bahsediyorum. İnsan böyle anlarda fark ediyor; bazı ilişkiler meslekle açıklanamaz, tamamen kalple ilgilidir.
Telefon rehberinde bir ismin olması başka bir şeydir, o ismi gerçekten “dostum” diyerek anmak başka bir şey… Haluk abi benim için tam olarak o ikinci kategoriye giriyor. Bir telefon açtığında gününü değiştiren, bir cümlesiyle moral veren, bazen hiç konuşmadan bile güven veren bir insan.
Şimdi geriye sadece tek bir şey kalıyor: iyileşmesi. En kısa zamanda sağlığına kavuşması, yeniden sahnelere dönmesi, o bildiğimiz güçlü enerjisiyle hayatın içinde olması… Çünkü bazı insanlar sadece yaşadıklarıyla değil, dokundukları hayatlarla hatırlanır.
Ben inanıyorum ki bu süreci de güçlü şekilde atlatacak. Çünkü o sadece sahnelerin değil, insanların kalbine dokunan bir isim. Ve böyle insanların hayatla bağı kolay kolay kopmaz.
Haluk Levent benim için bir sanatçı değil… abimdir.


