
Doğu Akdeniz’de giderek artan plastik ve mikroplastik kirliliğinin deniz ekosisteminin yanı sıra balıkçılık, deniz ürünleri ve turizm açısından da risk oluşturduğu belirtiliyor. Deniz akıntıları ve rüzgarlarla taşınan plastik atıkların Kıbrıs kıyılarına ulaşabileceğine dikkat çekilirken, kıyıların korunması için farklı temizleme ve önleme yöntemleri gündeme geliyor.
Plastik atıklar deniz canlılarının bünyesinde birikebiliyor
Kıyılardaki plastik kirliliğine ilişkin hazırlanan raporda, denizlerde yapılan araştırmalarda balıkların mikroplastikleri yiyecek sanarak tüketebildiği ve bu parçacıkların balıkların midelerinde birikebildiği belirtiliyor. Denizden beslenen kanatlı hayvanlarda da benzer şekilde plastik atıklara rastlandığı aktarılıyor.
Rapora göre denizlerdeki plastik atıklar zaman içerisinde daha küçük parçalara ayrılarak mikroplastik ve nanoplastiklere dönüşüyor. Bu parçacıklar deniz canlıları tarafından besin olarak algılanabiliyor.
Deniz canlılarının plastik tüketmesinin, plastiklerin canlıların bünyesinde birikmesine neden olabileceği belirtilirken, nano ve mikroplastiklerin tüketilmesiyle bazı toksik maddelerin organizmalarda birikebileceği ve uzun vadeli sağlık sorunlarına yol açabileceği öne sürülüyor.
Balıkçılık ve turizm de risk altında
Plastik kirliliğinin deniz ekosisteminin yanı sıra bölgedeki ticari balıkçılık ve deniz ürünleri sektörünü de olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.
Kuzey Kıbrıs’ta turizm sektörünün önemli bir bölümünün deniz ve plajlara dayandığına dikkat çekilirken, kıyılarda plastik atıkların artmasının turizm algısını etkileyebileceği ifade ediliyor.
Özellikle sosyal medya platformlarında paylaşılan kirli plaj görüntülerinin ziyaretçilerin tatil tercihlerinde etkili olabileceği ve Kuzey Kıbrıs’ın turizm markasına zarar verebileceği belirtiliyor.
Plastik kirliliğinin artması halinde rezervasyonlarda düşüş, turizm gelirlerinde azalma ve plaj temizliği için kamu harcamalarında artış yaşanabileceği öngörülüyor.
Kirlilik Kıbrıs kıyılarına taşınabiliyor
Doğu Akdeniz’de Adana ve Mersin çevresinden denize ulaşabilecek plastik ve endüstriyel atıkların, deniz akıntıları ve rüzgarların etkisiyle batıya doğru taşınabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle Doğu Akdeniz’deki kirlilik hareketlerinin Kıbrıs kıyıları açısından da yakından izlenmesi gerektiğine dikkat çekiliyor.
Plastik kirliliğinin sınır tanımayan yapısı nedeniyle yalnızca tek bir ülkenin alacağı önlemlerin yeterli olmayacağı, kamu kurumları, belediyeler, özel sektör ve çevre örgütlerinin birlikte hareket etmesi gerektiği ifade ediliyor.
Atıkların denize ulaşmadan tutulması öneriliyor
Kıyılardaki plastik kirliliğine ilişkin raporda, plastik atıkların denize ulaşmadan tutulması için yüzen bariyer sistemleri öneriliyor.
Yüzen bariyerlerin özellikle dere yatakları ve su geçiş noktalarında plastik atıkların ilerlemesini engellemek amacıyla kullanılabileceği belirtiliyor. Bu sistemlerin su yüzeyindeki plastiklerin belirli noktalarda toplanmasını sağlayarak atıkların daha kolay uzaklaştırılmasına imkan verdiği ifade ediliyor.
Raporda, plastik atıkların yalnızca denize ulaştıktan sonra temizlenmesinin yeterli olmadığı, atıkların mümkün olduğunca kaynağa yakın noktalarda tutulmasının önem taşıdığına dikkat çekiliyor.
Seabin sistemleri ve deniz temizleme tekneleri
Plastik kirliliğiyle mücadelede önerilen yöntemlerden biri de Seabin adı verilen otomatik çöp toplama sistemleri.
Raporda, bu sistemlerin deniz yüzeyindeki plastik ve diğer atıkları toplamak amacıyla kullanılabileceği belirtiliyor. Nano filtreleme ve benzeri teknolojilerin ise daha küçük boyuttaki plastik parçalarının sudan ayrıştırılmasında kullanılabileceği aktarılıyor.
Bu yöntemlerin özellikle marina, koy, liman ve yoğun kullanılan kıyı bölgelerinde plastik atıkların birikmesini azaltabilecek araçlar arasında gösterildiği ifade ediliyor.
Raporda ayrıca Türkiye’de müsilajla mücadele döneminde geliştirilen bazı deniz temizleme teknelerinin daha sonra plastik ve diğer deniz atıklarının toplanmasında kullanılmaya başlandığı belirtiliyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinde belediyelerin benzer teknelerle deniz temizliği için ekipler oluşturduğu aktarılırken, KKTC’de de benzer bir sistemin oluşturulabileceği görüşü öne çıkıyor.
Bölgesel iş birliği çağrısı
Raporda, plastik atıkların kıyılarda birikmesinin önüne geçilmesi için kamu kurumları ve belediyelerin harekete geçmesi gerektiği vurgulanıyor.
Çevre örgütlerinin tek başına gerçekleştireceği çalışmaların artan plastik tehdidi karşısında yeterli olmayacağı belirtilirken, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs kıyılarının korunması için yasal düzenlemelerin yanı sıra bölgesel iş birliği ve yerel çalışmaların koordineli şekilde yürütülmesi gerektiği ifade ediliyor.
Doğu Akdeniz’deki plastik hareketliliğinin Kıbrıs kıyılarına etkisinin düzenli şekilde izlenmesi ve özellikle yaz aylarında yoğun kullanılan plajlarda deniz kirliliğine yönelik kontrollerin artırılması öneriliyor.

