
KIBRIS PRESS ÖZEL HABER/NİLAY OKTAY
İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanları Birliği (İSG-BİR) Başkanı Nidai Kordal, iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca iş kazalarının ardından alınacak önlemlerle değil, kazalar meydana gelmeden önce risklerin belirlenmesi ve gerekli tedbirlerin uygulanmasıyla sağlanabileceğini vurguladı.
Kordal, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının ülkede uzun yıllardır yürürlükte olduğunu, 2011 yılından itibaren uzmanların yetiştirilmesi ve iş yerlerinde risk değerlendirmelerinin yapılmaya başlanmasıyla sistemin daha düzenli bir yapıya kavuştuğunu Kıbrıs Press'e anlattı. İş yerlerinde yalnızca risk değerlendirmesi değil, acil durum eylem planları ve çalışanlara yönelik eğitimlerin de iş sağlığı ve güvenliği sürecinin önemli parçaları olduğunu belirtti.
Yasa kapsamında çalışma ortamlarına ilişkin farklı tüzüklerin bulunduğunu belirten Kordal, çalışma ortamları, ağırlıkların kaldırılması ve inşaatlar gibi alanlarda düzenlemeler yapıldığını söyledi.

“İş yeri sadece ofis değildir”
İş sağlığı ve güvenliği kurallarının kapsamının toplumda yeterince bilinmediğine dikkat çeken Kordal, “iş yeri” kavramının yalnızca ofislerle sınırlı olmadığını söyledi.
Fabrikalar, üretim alanları, mağazalar, oteller ve inşaatların da iş yeri kapsamında bulunduğunu belirten Kordal, dolayısıyla bu alanların tamamının iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun şekilde düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.
Kordal’a göre işverenin temel sorumluluğu, çalışma ortamını güvenli hale getirmek ve bu güvenliği sürdürülebilir kılmak. Çalışanların ise kendilerine verilen eğitimleri öğrenmeleri, uygulamaları ve hem kendi güvenliklerini hem de çalışma arkadaşlarının güvenliğini gözetmeleri gerekiyor.
“Risk değerlendirmesi bir kez yapılıp bırakılmaz”
Risk değerlendirmelerinin iş sağlığı ve güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu belirten Kordal, iş yerlerinde meydana gelen her değişikliğin yeni riskler yaratabileceğini söyledi.
Bir makinenin yerinin değiştirilmesi gibi basit görünen bir değişikliğin dahi farklı riskleri beraberinde getirebileceğine işaret eden Kordal, bu nedenle risk değerlendirmelerinin düzenli şekilde yenilenmesi gerektiğini vurguladı.
Kordal, “Bir defa yaptım, oldu” anlayışının doğru olmadığını belirterek, iş yerindeki koşullar değiştiğinde risk değerlendirmesinin de yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti.
Denetim önemli, ancak tek başına yeterli değil
İş sağlığı ve güvenliği konusunda denetimlerin artırılması gerektiğini belirten Kordal, müfettişlerin her iş yerinde her an bulunmasının mümkün olmadığını söyledi.
Bu nedenle çalışanların, işverenlerin ve vatandaşların gördükleri eksiklikleri ilgili mercilere bildirmesinin önemli olduğunu ifade eden Kordal, ihbar mekanizmasının denetim sistemine önemli katkı sağladığını kaydetti.
“Her an her yerde denetim yapılması mümkün değil” yaklaşımını ortaya koyan Kordal, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının yalnızca müfettiş bulunduğu zamanlarda uygulanmasının yeterli olmadığını belirtti.
Kordal, risklerin erken tespit edilmesi ve bildirilmesinin olası kazalara müdahaleyi de hızlandıracağını söyledi. “Ne kadar erken görülür, ne kadar erken bildirilirse gerek bakanlık gerek daireler daha erken müdahil olmaya çalışır” ifadelerini kullandı.
Denetimlerin artırılması gündemde
Kordal, mevcut iş yerlerinde risk değerlendirmelerinin gerçekten uygulanıp uygulanmadığının kontrol edilmesinin önemine dikkat çekti.
İSG uzmanları ile müfettişlerin iş yerlerindeki uygulamaları takip ettiğini ancak mevcut şartlarda denetimlerin istenilen sıklıkta gerçekleştirilemediğini belirten Kordal, denetimlerin artırılması yönünde çalışmalar ve istişareler bulunduğunu söyledi.
Kordal, bir eksikliğin çalışan veya vatandaş tarafından erken fark edilerek bildirilmesinin de süreci hızlandıracağını belirtti. Eksikliklerin bildirilmemesi halinde sorunların devam edebileceğini, hatta bir kazanın meydana gelmesine kadar fark edilmeyebileceğini ifade etti.
Çalışan temsilcilerine önemli görev
Kordal, iş yerlerinde çalışan temsilcilerinin de iş sağlığı ve güvenliği sisteminin önemli bir parçası olduğunu söyledi.
Çalışanlar tarafından seçilen temsilcilerin, çalışanların yaşadığı sorunları işverene ve iş sağlığı ve güvenliği uzmanına aktarabileceğini belirten Kordal, bu mekanizmanın iş yerlerindeki risklerin takip edilmesine katkı sağladığını ifade etti.
“Ceza kadar bilinç de önemli”
İş sağlığı ve güvenliği alanındaki yaptırımların mevzuatta bulunduğunu belirten Kordal, ancak yalnızca cezaların artırılmasının sorunu tamamen çözmeyeceğine dikkat çekti.
Asıl hedefin toplum genelinde iş sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşturulması olduğunu vurgulayan Kordal, bu bilincin küçük yaşlardan itibaren kazandırılması gerektiğini söyledi.
Trafik kurallarının çocukluk döneminde öğretilmesine benzer şekilde, iş sağlığı ve güvenliği kurallarının da erken yaşlarda öğretilmesi halinde ilerleyen dönemlerde daha bilinçli çalışanların ortaya çıkacağını ifade etti. Ortaokul, lise ve meslek okullarında da bu eğitimin sürdürülmesi gerektiğini kaydetti.
İSG-BİR’in yeni dönemde de ülkede iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yaygınlaştırılması için çalışmalarını sürdüreceği, bunun yanında mesleğin gelişimi ve uzmanların haklarının korunmasına yönelik çalışmaların da devam edeceği belirtildi.
Kamu kurumları da iş sağlığı ve güvenliği kapsamında
Kordal, iş sağlığı ve güvenliği denildiğinde yalnızca özel sektörün akla gelmemesi gerektiğini de vurguladı.
Kamu kurumlarının da birer iş yeri olduğunu belirten Kordal, buralarda çalışan personelin sağlık ve güvenliğinin korunması için gerekli risk değerlendirmelerinin yapılması ve önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.
Bu yaklaşımın özellikle kamu kurumlarında da iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu belirten Kordal, güvenli çalışma ortamının tüm çalışanlar için temel bir gereklilik olduğunu ifade etti.
Sıcak hava da ciddi bir iş güvenliği riski
Kordal, yaz aylarında yüksek sıcaklıkların açık alanda çalışanlar açısından önemli bir iş sağlığı ve güvenliği riski oluşturduğuna da dikkat çekti.
İSG-BİR tarafından Temmuz ayında yapılan açıklamada, yüksek sıcaklık ve nemin özellikle açık alanda çalışanlarda ısı stresi, sıcak çarpması, ısı bitkinliği, ısı krampları ve sıvı kaybı gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısı yapılmıştı.
Kordal, sıcak havalarda çalışmaların günün en sıcak saatleri dışında planlanması, açık alan çalışmalarının gerektiğinde durdurulması ve çalışanların güneş altında kesintisiz çalışma sürelerinin azaltılması gerektiğini vurguladı.
“Kaza olmayacak diye bir şey yok”
İş sağlığı ve güvenliğinin amacının bütün kazaları tamamen ortadan kaldıracağı şeklinde anlaşılmaması gerektiğini belirten Kordal, asıl hedefin kaza ihtimalini ve meydana gelebilecek zararı en aza indirmek olduğunu söyledi.
Çalışma ortamının iyileştirilmesi, gerekli tedbirlerin alınması, çalışanların eğitilmesi, acil durum planlarının hazırlanması ve yangın eğitimlerinin verilmesinin bu sürecin parçaları olduğunu kaydetti.
Kordal, iş yerlerinde kullanılan makineler, ekipmanlar, hammaddeler, kimyasallar ve diğer unsurların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
“Amaç kazadan önce önlem almak”
Kordal, iş yerlerindeki makinelerin, ekipmanların ve kullanılan malzemelerin düzenli olarak kontrol edilmesi, bakım ve onarımlarının zamanında yapılması gerektiğini belirtti. Bir ekipmandaki küçük bir arızanın zaman içerisinde daha büyük bir kazaya dönüşebileceğini ifade eden Kordal, bu nedenle risklerin ilk ortaya çıktığı anda değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Kordal’a göre hedef yalnızca kazaları olduktan sonra soruşturmak değil; kazaya yol açabilecek koşulları önceden görmek, gerekli önlemleri almak ve çalışanların güvenliğini sürekli olarak korumak.
KKTC’de sistem hizmet alımı üzerinden yürüyor
KKTC’deki sistem ile Türkiye'deki uygulamalar arasında farklılıklar bulunduğuna da dikkat çeken Kordal, ülkede iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarının hizmet alımı modeliyle görev yapmasının yaygın olduğunu söyledi.
Her işletmenin kendi bünyesinde tam zamanlı bir uzman çalıştırmasının ekonomik açıdan her zaman mümkün olmayabileceğini belirten Kordal, özellikle küçük işletmelerde hizmet alımı yönteminin bu nedenle tercih edildiğini ifade etti.
İşletmenin büyüklüğüne ve sektörüne göre uzmanların çalışma biçimlerinin değişebildiğini belirten Kordal, inşaat sektöründe ise belirli kriterlere göre uzman sayısı ve çalışma sürelerinin belirlendiğini kaydetti.

