BIST 100
14.335,49 -0,28%
DOLAR
45,0023 0,06%
EURO
52,5777 -0,04%
GRAM ALTIN
6.782,70 0,05%
FAİZ
40,28 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
109,04 0,03%
BITCOIN
78.397,00 0,63%
GBP/TRY
60,6112 -0,08%
EUR/USD
1,1679 -0,03%
BRENT
105,94 0,83%
ÇEYREK ALTIN
11.089,72 0,05%
lefkosa Parçalı Az Bulutlu
lefkosa hava durumu
10 °

El Alem Ne Der Diye Yaşamak

Gelişen dünyayla birlikte insanlar kendilerine her zamankinden daha fazla yükleniyor. Ancak bu yükün önemli bir kısmı kişinin kendi hedeflerinden değil, çevresinin beklentilerinden doğuyor. Her ne kadar “kimseyi umursamıyorum” gibi cümleler kurulsada, günün sonunda birçok kararın arkasında görünmeyen bir onay ihtiyacı, bir ispat çabası ya da sessiz bir inat duygusu olabiliyor.

 

Bu durum çoğu zaman açıkça ifade edilmiyor. Ancak ilişkilerde, sosyal ortamlarda ve hatta mesleki seçimlerde kendini gösteriyor. İnsan, fark etmeden bir şeyleri “istemek” için değil, “göstermek” için yapmaya başlayabiliyor. En yorucu taraf tam da burada başlıyor: kişinin başkalarına değil, kendi iç sesine karşı verdiği ispat mücadelesi.

 

Oysa insan olmak, bu hayatı ilk kez deneyimlemek demektir. Yanlış yapmak, kararsız kalmak, yönünü kaybetmek bu sürecin doğal parçalarıdır. Fakat dışarıdan gelen eleştiriler tekrarlandıkça, zihin bu söylemleri zamanla gerçeklik gibi kabul etmeye başlar. Zihin neyi kabullenirse, duygular da buna uyum sağlar. Çünkü insan; duygu, düşünce ve davranışın bir bütünüdür.

 

Bugün hayatın birçok alanının sürekli konuşulduğunu görüyoruz. Üniversiteyi ilk senede kazanamamak, tercih edilen bölüm, gidilen okul, işe girme süresi, işteki pozisyon, evlilik yaşı, evlenilen kişi… Tüm bu alanlar toplum içinde sürekli değerlendirme ve yorum konusu haline geliyor. İnsanlar da bu sesleri susturmak için ya beklentilere uygun bir hayat kurmaya çalışıyor ya da sürekli kendini açıklama ihtiyacı hissediyor.

 

Elbette eleştiri hayatın bir parçası. Hatta zaman zaman hepimiz eleştiriyoruz. Ancak çoğu zaman insanlar, ulaşamadıkları ya da sahip olamadıkları şeyleri eleştirmeye daha yatkın oluyor. Bu eleştiriler bazen açık bir yargı, bazen alaycı bir ifade, bazen de örtük bir rekabet şeklinde ortaya çıkıyor. Biçimi değişse de etkisi değişmiyor:

 

“Kişinin kendi değerini sorgulaması.”

 

Bu noktada asıl önemli olan dışarıdan gelen sesler değil, bu seslerin içeride nasıl karşılık bulduğudur. Çünkü insanın dışarıdan aldığı yaraları onarması çoğu zaman mümkündür. Ancak kişinin kendine yönelttiği eleştiriler daha derin izler bırakır ve iyileşmesi daha uzun sürer.

 

Bu yüzden zaman zaman durup şu soruyu sormak gerekir:

 

“Şu an zihnimde konuşan ses gerçekten bana mı ait?”

 

Eğer bu ses size ait değilse, büyük ihtimalle geçmişten gelen eleştirilerin, beklentilerin ve yargıların bir yansımasıdır. Bu farkındalık, kişinin kendi yoluna dönebilmesi için önemli bir başlangıçtır.

 

Sonuç olarak hayat, başkalarını ikna etmek için değil, kendini anlamak için yaşanır. Kendi değerini dış seslerle değil, iç pusulanla belirleyebildiğinde; hem yüklerin hafifler hem de gerçekten sana ait bir hayatın içinde ilerlemeye başlarsın.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?