23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, sadece takvimde işaretli bir gün değildir; bir milletin hafızasında çocukluğa açılan en temiz kapıdır. Yıllar geçtikçe insan şunu daha net anlıyor: Bazı günler yaşanmaz, taşınır. 23 Nisan da işte böyle bir gündür; büyüdükçe omuzlarda bir hatıra, kalpte bir özlem olarak kalır.
“Bugün çocuk olsam…” diye başlayan cümle, aslında bir geri dönüş hayali değil, bir fark ediştir. Çünkü insan büyüdükçe şunu öğrenir: Çocukken önemsemediği o küçük anlar, hayatın en büyük mutluluklarıymış. Bir bayram sabahı erkenden kalkmak, okul formasını ütülü giymek, eline verilen küçük bir Türk bayrağını gururla taşımak… O günlerde hiçbir şey “küçük” değildir, her şey büyüktür.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, işte bu büyüklüğün adıdır. Sadece çocuklara armağan edilmiş bir bayram değil, aynı zamanda yetişkinlere bırakılmış bir hatırlatmadır: “Bir zamanlar sen de hayal kuruyordun, koşuyordun, gülüyordun.”
Okul bahçelerinde yapılan gösterileri hatırlayın… Bir sınıfın haftalarca prova yaptığı halk oyunları, ezberlenen şiirler, sahneye çıkarken titreyen eller… O anlar belki birkaç dakikaydı ama etkisi yıllarca sürerdi. Çünkü o gün çocuk olmak, sadece yaş değil, bir duyguydu.
Bugün geriye dönüp baktığımızda en çok neyi özlüyoruz biliyor musunuz? Sadelik. Hayatın bu kadar hızlı olmadığı, her şeyin bu kadar karmaşıklaşmadığı o zamanları… Bir şarkının bile gün boyu konuşulduğu, bir gösterinin haftalarca anlatıldığı, küçük mutlulukların büyük sevinçlere dönüştüğü zamanları…
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, aslında bize şunu da öğretir: Çocukluk kaybolmaz. Sadece şekil değiştirir. Büyüdükçe sessizleşir ama yok olmaz. İçimizde bir yerde hep durur. Bir bayram sabahı, bir çocuk kahkahası ya da eski bir fotoğrafla yeniden ortaya çıkar.
“Bugün çocuk olsam…” dediğimizde aslında özlediğimiz şey yaş değil; hissettiklerimizdir. Koşulsuz mutluluk, sebepsiz gülümseme, geleceği düşünmeden anı yaşama hali… Çocukken kimse bize “yarın ne olacak” diye sormazdı. Biz sadece “şimdi”yi bilirdik.
Belki de en büyük kayıp büyümek değil, o “şimdi”yi kaybetmektir. Ama 23 Nisan bize bunu yeniden hatırlatır. Bir günlüğüne de olsa, içimizdeki çocuğu yeniden konuşturur.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı aynı zamanda bir umut günüdür. Çünkü çocuk varsa gelecek vardır. Ve belki de bu yüzden Atatürk bu bayramı çocuklara armağan ederken sadece bir günü değil, bir geleceği de emanet etmiştir.
Bugün çocuk olsaydım… Belki yine sabah erkenden uyanır, okul yolunda heyecanla yürür, arkadaşlarımla aynı sahnede yer almanın gururunu yaşardım. Ama en çok da o günün bitmemesini isterdim. Çünkü çocukken zaman bile daha yavaş akar sanırdım.
Şimdi ise biliyorum ki zaman değişmiyor; biz değişiyoruz. Ama içimizde bir yer hâlâ aynı kalıyor. İşte 23 Nisan o yeri uyandıran gündür.
Ve belki de en güzel gerçek şudur:
Büyümek kaçınılmazdır, ama çocuk kalmak bir seçimdir.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ise bize her yıl bu seçimi yeniden hatırlatır.


