
KIBRIS PRESS ÖZEL HABER/NİLAY OKTAY
Aynı model bir kıyafet neden farklı mağazalarda farklı kalitede ve farklı fiyatlarda satılıyor? Bir kıyafetin gerçekten kaliteli olduğunu nasıl anlarız? Gerçekten kaliteli ürüne mi, yoksa markaya mı para ödüyoruz? Hızlı tüketim kültürünün yaygınlaşmasıyla birlikte bu soruların yanıtı tüketiciler için giderek önem kazanırken, Tasarımcı Fahriye Behçet tekstil sektöründe kaliteyi belirleyen unsurları, maliyet düşürme yöntemlerini ve fast-fashion markalarda görülen skimpflation uygulamasını Kıbrıs Press'e değerlendirdi.
Son yıllarda kıyafetlerin eskisi kadar dayanıklı olmadığını gözlemliyor musunuz?
-
Kalite algısı mı değişti, yoksa gerçekten üretim standartlarında bir gerileme mi var?
Son yıllarda kıyafetlerin eskisi kadar dayanıklı olmadığı düşüncesine ilişkin "Bence çoğumuzun kalite algısı değişmedi. Sadece materyal ve işçilik açısından gerçekten kaliteli olan ürünlerin maliyeti yüksek ve hedef kitlesi daha sınırlı." açıklamasında bulunan Fahriye Behçet, "Yaygın olarak tercih edilen markalar; kumaş, yan materyaller ve işçilik gibi kriterlerden ödün vererek maliyetleri ve dolayısıyla satış fiyatlarını düşürmeye çalışıyor." diyerek bilindik markaların maliyet sebebiyle eski standartlarına kıyasla daha düşük kalitede ürünler sunmasına yol açtığına dikkat çekti.
Ancak bu durumun üretim standartlarında bir gerileme olduğunu düşünmediğini belirten Behçet, tam tersine; gelişen teknolojiyle birlikte üretim standartlarının ve kapasitelerin eskiye göre çok daha pratik ve ileri bir noktada olduğunun altını çizdi.
Behçet, kalitedeki düşüşün, daha fazla ürün satabilmek ve daha geniş kitlelere ulaşabilmek amacıyla uygulanan pazarlama ve maliyet stratejileriyle ilişkili olduğunu ifade etti.

“Sentetik kumaş her zaman kalitesiz değildir”
Sentetik kumaşların her zaman düşük kalite anlamına gelmediğini belirten Behçet, polyester, naylon ve elastan gibi sentetik liflerin kullanım yerine ve doğru oranlarda kullanılmasına bağlı olarak avantaj sağlayabileceğini kaydetti.
Özellikle elastan sayesinde kıyafetlerde esnekliğin sağlandığını ifade eden Behçet, pamuk gibi doğal ve nefes alabilir kumaşların aşırı kırışması ve tiftiklenmesi gibi sorunların doğru oranda sentetik karışımlarla azaltılabileceğini söyledi.
Pamuk-polyester karışımlarının da doğru oranlarda kullanıldığında avantaj sağlayabileceğini belirten Behçet, pamuğun nefes alabilirliğinin korunurken kumaşın kırışma ve yıpranmasının azaltılabileceğini ifade etti. Ancak sentetik oranın fazla artırılması halinde kumaşın nefes alma özelliğini ve konforunu kaybedebileceğine dikkat çekti.

Bugün bir giyside maliyetleri düşürmek için hangi yöntemler kullanılıyor?
-
Bu yöntemler kıyafetlerin dayanıklılığı ve kullanım ömrünü nasıl etkiliyor?
Giyimde maliyetleri düşürmenin en önemli unsurlarından birinin işçilik olduğunu vurgulayan Behçet, fabrikasyon üretim, dijitalleşme, dijital makinelerin kullanımı, prêt-à-porter (hazır giyim) üretiminde farklı tekniklerin uygulanması ve işçilik sürelerinin kısaltılması gibi birçok yönteme başvurulduğunu belirtti.
Behçet, fermuar, düğme ve iplik gibi temel dikiş materyallerinde daha düşük kalite tercih edildiğinde dayanıklılığının ve buna bağlı olarak kullanım süresinin büyük ölçüde etkilediğini belirtti. Bir diğer yöntem olan kumaşın kalitesiyle oynamanın da kalitede büyük rol oynadığını ekleyen Behçet, kumaşın dokuma kalitesinin ürünün ömrü ve kullanımında daha belirleyici olduğunu ve kumaş gramajının tek başına kalite göstergesi olmadığını vurguladı.

Son yıllarda birçok markada yaygınlaşan sürdürülebilirlik vurgusunun gerçekliği nasıl ayırt edilebilir?
"Firmaların satış kampanyalarına bağlı olarak gerçekleştirdiği “şunu al, şunu getir, şunu götür” gibi kampanyalar pazarlama odaklı olsa da sürdürülebilirlik ve geri dönüşüm açısından katkısını tamamen göz ardı edemeyiz." diye söze başlayan Fahriye Behçet, sürdürülebilirlikte üretim sürecine dikkat çekerek, "esas sürdürülebilirlik" için firmanın üretiminde ne kadar geri dönüştürülmüş materyal kullandığına, ürünün ne kadarının geri dönüştürülmüş veya doğal materyalden üretildiğine bakılması gerektiğini söyledi.
Kaktüs lifleri gibi bitkisel kaynaklardan kumaş ve deri üretiminin son yıllarda yaygınlaştığına da dikkat çeken Behçet, firmaların bu materyalleri ne kadar kullandığı ve ellerinde kalan ürünleri nasıl geri dönüşüme dahil ettiklerinin de tüketiciler tarafından dikkate alınması gerektiğini belirterek, bu unsurlara dikkat eden firmaların desteklenmesinin gerektiğini, bu desteklerin çevreye çok daha olumlu katkıları olacağını ifade etti.

Alışverişte en sık yapılan "kalite değerlendirme" hatası nedir?
“En büyük hata ‘markaysa iyidir’ düşüncesi”
En çok yapılan hatanın, "Bu markaysa iyidir." düşüncesine takılıp ürünün performansını değerlendirmemek, olduğunu gözlemlediğini belirten Behçet, prêt-à-porter (hazır giyim) sektöründe birçok farklı markanın aynı ürünleri aynı fabrikalardan temin edip kendi etiketleriyle satışa sunabildiğini açıkladı. Böylelikle farklı logolar ve marka etiketleri altında aynı firma tarafından üretilen ürünleri farklı fiyatlarla satın almanın mümkün olduğunu kaydeden Behçet, "Bu nedenle etikete bakarak karar vermek yerine, kumaşı, dikişi ve kalıbı doğrudan inceleyerek değerlendirme yapmak daha doğru." dedi.

Bir kıyafetin kaliteli olup olmadığını mağazada, denemeden veya kullanmadan anlamanın en pratik yolları!
Behçet, kendisi için ömürlük bir ürün seçecekse, öncelikle; kumaşın içeriğine, kalıbına ve kalıbın bedenine uygunluğuna baktığını kaydetti.
İkinci olarak; fermuar ve aksesuar kalitesini kontrol ettiğini belirten Behçet, tüketicilerin de fermuarların arkasındaki düz metal kısma bakarak iyi kalitedeki ve dünyaca bilinen fermuarların üzerinde kendi logolarının bulunduğunu kontrol edebileceklerini söyledi.
"Bir firmanın fermuarında bile kaliteyi ve markalı ürünleri tercih etmesi, detay kalitesine verdiği önemi gösterir."
Üçüncü olarak ise; işçilik detaylarına baktığını belirterek, ürünün astarlanması, dikiş sonlandırmaları ve iç kısımdaki işçiliğin nasıl kapatıldığının ürünün kalitesi hakkında önemli ipuçları verdiğini söyledi.

Bugün tüketiciler gerçekten kaliteye mi para ödüyor, yoksa markaya mı?
Behçet, bugün tüketicilerde çok fazla kalite algısının kalmadığını kaydetti. Hâlâ alınan ürünün kaliteli ve ayrı bir değerde olmasına özen gösteren bir kitlenin olduğunu ancak çoğunlukla hızlı tüketim kültürüne sahip insanlar olduğunu, "aldığımız ürünün kalitesinden çok popüler olması, trend olması, modaya ve akıma hitap etmesi daha ön planda" diyerek açıkladı.
"Akıma uygun ürünleri ne kadar uygun fiyata alabiliyor ve ne kadar fazla tüketebiliyorsak, ürünler de o kadar tercih edilebilir hâle geliyor."
Behçet, kendi gözlemini "bir ürünün kalitesi yüksek olmasa bile popüler olduğu zaman insanların o ürüne daha fazla ödeme yapabildiği yönünde. Tüketici, 'Bu markadan aldım' veya 'Bu markaya ait' diyebilmek uğruna ürünün gerçek işçiliğini ya da materyal kalitesini göz ardı edebiliyor" sözleriyle anlattı.

“Her pahalı ürün kaliteli değildir”
Behçet, pahalı ürünlerin daima kaliteli olduğu inancına karşılık "İyi kalitedeki bir ürün mutlaka pahalıdır. Çünkü iyi işçiliğin, iyi materyal ve malzemenin, kaliteli detayların mutlaka bir bedeli vardır. Fakat her pahalı ürün kaliteli midir? Kesinlikle hayır." sözlerini kullandı.
Çok yüksek fiyatlar ödenen lüks markalar ile fast-fashion markalarında skimpflation karşılaştırması
Behçet, çok yüksek fiyatlı ve lüks firmalar açısından skimpflation yapmanın çok fazla bir esprisi olduğunu düşünmediğini, sebebinin ise bu markaların değerinin zaten yüksek ve fiyatlarının prestijleriyle bağlantılı olduğunu belirtti. Behçet, "Küçük bir ürünü dahi yüksek fiyatlara satabilecek konumda olmaları, markaların prestijinin bir parçası. Ayrıca ürünlerini daha butik ve niş hazırlayarak kendilerine bir pazar talebi oluşturuyorlar." sözlerini kullandı.
"Lüks ve yüksek kaliteli firmaların mevcut üründeki malzeme ve işçiliği azaltarak fiyatı korumaya çalışmak gibi bir eğilimlerinin çok fazla olduğunu düşünmüyorum."
Ancak fast-fashion markalarda bu olayı çok daha fazla gördüğünü belirten Behçet, "Prêt-à-porter üretim yaparak çoklu satış gerçekleştiren ve minimal kâr marjlarıyla yüksek satış hacmine ulaşmayı hedefleyen firmalar, piyasada tutmuş bir kalıbın fiyatını rakiplerine karşı sabit tutmak amacıyla kumaş, iplik veya fermuar gibi tüketicinin ilk etapta fark edemeyeceği malzemelerin kalitesini düşürerek ürünü aynı ürünmüş gibi sunabiliyor." dedi.
Ayrıca kendi gözlemini paylaşarak, bazen aynı elbise modelini birden fazla mağazada farklı fiyatlarda veya birbirine yakın fiyatlarda görebildiğini, ancak kumaş ve işçilikten anlayan biri olarak dikkatli baktığında, aynı model ve aynı renk gibi görünseler bile kumaş, işçilik, hissiyat ve kalıp açısından firmalar arasında çok bariz farklar olduğunu görebildiğini aktardı.
Behçet, güvenilir firmaları tercih etmenin ve ürünü deneyerek hissiyatına biraz zaman ayırmanın ürünler arasındaki farkı anlayabilme açısından daha kıymetli olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.

