BIST 100
13.974,16 0,30%
DOLAR
48,4425 0,18%
EURO
56,3060 -0,11%
GRAM ALTIN
6.980,73 0,44%
BITCOIN
81.050,00 -0,52%
FAİZ
39,55 0,00%
GÜMÜŞ GRAM
104,63 0,51%
GBP/TRY
65,5540 -0,02%
EUR/USD
1,1624 -0,02%
BRENT PETROL
93,91 -0,79%
ÇEYREK ALTIN
11.413,49 0,44%
lefkosa Açık
lefkosa hava durumu
31 °
  • ANASAYFA
  • KKTC
  • Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu: Yaşananlardan etkilenmek bir zayıflık göstergesi değildir

Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu: Yaşananlardan etkilenmek bir zayıflık göstergesi değildir

_113224599_84d2651f-d696-4788-b7df-663ba91876c6_1594048518

Kıbrıs Travma, Afet ve Kriz Çalışma Grubu, 30 Ağustos 2026 tarihinde Girne’de yaşanan deniz faciasının toplum üzerindeki olası etkilerine ilişkin broşür yayımlayarak, böyle dönemlerde bireylerin kendilerini ve çevrelerindekileri korumak için yapabilecekleri konusunda önerilerde bulundu.

“Deniz faciası olayının ardından kendimiz nasıl baş edebiliriz ve birbirimizi nasıl destekleyebiliriz?” başlıklı broşürde, olayla doğrudan bağlantısı olmayan bireylerin de haberler, görüntüler, sosyal medya paylaşımları, çevrede yapılan konuşmalar ve toplumdaki ortak keder nedeniyle korku, üzüntü, kaygı veya çaresizlik yaşayabileceğine dikkat çekildi.

DENİZ FACİASINDAN HERKES ETKİLENEBİLİR

Broşürde, toplumu etkileyen deniz faciasının ardından üzülmenin, endişelenmenin veya yaşananları düşünmenin insani tepkiler olduğu belirtildi.

Deniz faciasını doğrudan yaşamamış kişilerin de olaydan etkilenebileceği kaydedilen broşürde, bazı kişilerin olayla ilgili haberleri sık sık kontrol etmek isteyebileceği, kendisinin veya sevdiklerinin güvenliği konusunda daha fazla kaygılanabileceği, üzgün, öfkeli veya çaresiz hissedebileceği ifade edildi.

Uykuya dalmakta veya dikkatini toplamakta zorlanma, olayla ilgili görüntü ve düşüncelerin zihne tekrar tekrar gelmesi ve bir süre günlük yaşama odaklanmakta güçlük çekmenin de görülebilecek tepkiler arasında olduğu belirtildi.

Herkesin aynı şekilde etkilenmeyeceği vurgulanan broşürde, bazı insanların yoğun duygular yaşayabileceği, bazılarının ise günlük yaşamına büyük ölçüde devam edebileceği kaydedildi.

“Her iki durum da mümkün ve normaldir” denilen broşürde, yaşananlardan etkilenmenin bir zayıflık göstergesi olmadığı, etkilenmemiş hissetmenin de duyarsızlık anlamına gelmediği ifade edildi.

HABER VE SOSYAL MEDYA KULLANIMINA DİKKAT

Broşürde, böyle dönemlerde ne olduğunu anlamak ve yeni gelişmeleri öğrenmek istemenin doğal olduğu belirtilerek, ancak aynı haberleri, görüntüleri ve videoları tekrar tekrar izlemenin sıkıntıyı artırabileceği uyarısında bulunuldu.

Bireylerin haberleri güvenilir kaynaklardan takip etmesi, gün boyunca sürekli kontrol etmek yerine haber takibini sınırlandırması ve kendisini yoğun biçimde etkileyen görüntü ve videoları tekrar tekrar izlememesi önerildi.

Yaralanma, ölüm veya kurtarma çalışmalarına ait rahatsız edici görüntülerin başkalarına gönderilmemesi ve doğruluğundan emin olunmayan bilgilerin paylaşılmaması gerektiği belirtilen broşürde, sosyal medyada zorlanıldığının fark edilmesi halinde ara verilmesi ve günlük yaşama dönülmesi tavsiye edildi.

“Bilgi sahibi olmak için her görüntüyü görmek zorunda değilsiniz” ifadelerine yer verildi.

ÇOCUKLARIN KORUNMASI

Çocukların zorlayıcı toplumsal olaylardan korunmasının, onlarla mutlaka olay hakkında konuşmak anlamına gelmediği belirtilen broşürde, çocuk olaydan haberdar değilse ve günlük yaşamına olağan şekilde devam ediyorsa konunun özellikle açılmasına gerek olmadığı kaydedildi.

Önceliğin çocuğa yeni bir kaygı vermek değil, karşılaştığı bilgiyi yaşına uygun biçimde anlamlandırmasına yardımcı olmak olduğu vurgulandı.

0-5 yaş grubundaki çocukların deniz faciasıyla ilgili bilgi ve görüntülere erişiminin engellenmesi ve rutinlerinin korunması gerektiği belirtilerek, televizyon ve telefonlarda rahatsız edici görüntülerin görülmesinin önlenmesi, çocuğun yanında olayın konuşulmaması ve günlük oyun, yemek, uyku ve okul rutinlerinin mümkün olduğunca korunması önerildi.

Çocuk olaydan haberdar değilse konunun özellikle açılmaması, bir şey duyduysa ise öncelikle ne bildiğinin sorulması ve sorularına kısa, somut ve dürüst yanıtlar verilmesi gerektiği ifade edildi.

“Bu yaşta temel ihtiyaç daha fazla bilgi değil; güvenli yetişkinler ve öngörülebilir günlük yaşamdır" denildi.

6-11 yaş grubundaki çocukların olayı arkadaşlarından, okuldan veya yetişkinlerin konuşmalarından duyabileceği belirtilen broşürde, bu yaş grubunda öncelikle çocuğun ne duyduğunun öğrenilmesi, yanlış veya abartılı bilgilerin sakin biçimde düzeltilmesi ve soruların yaşına uygun ve kısa şekilde yanıtlanması gerektiği kaydedildi.

Çocukların dehşet içeren görüntülerden ve tekrar tekrar haber izlemekten korunması gerektiği belirtilirken, benzer bir olayın kendisinin veya ailesinin başına geleceğinden korkan çocukların kaygısının küçümsenmemesi istendi.

12 yaş ve üzerindeki çocuklar için ise olayın birlikte anlamlandırılması önerildi. Ergenlerin olayla ilgili bilgiye sosyal medya, arkadaşlar ve haberler üzerinden büyük olasılıkla ulaşacağı belirtilerek, yalnızca “Bakma, izleme” demek yerine ne gördüklerinin ve ne düşündüklerinin sorulması tavsiye edildi.

Sosyal medyada karşılaşılan bilgilerin güvenilirliğinin birlikte değerlendirilmesi, rahatsız edici görüntülerin tekrar tekrar izlenmesinin etkileri hakkında konuşulması ve görüntülerin paylaşılmaması konusunda rehberlik edilmesi gerektiği belirtildi.

YAŞLILARIN GÜNLÜK DÜZENİ DESTEKLENMELİ

Deniz faciasının yaşlı bireylerde geçmiş kayıpları hatırlatabileceği, güvenlik kaygısını ve/veya yalnızlık duygusunu artırabileceği ifade edilen broşürde, her yaşlı bireyin aynı şekilde etkileneceğinin varsayılmaması gerektiği vurgulandı.

Yaşlı bireylerle bağlantıda kalınması, aranması, ziyaret edilmesi ve günlük iletişimin sürdürülmesi önerilirken, “İyi misin?” sorusunun yanında “Bugün nasıl gidiyor?” ve “Bir şeye ihtiyacın var mı?” gibi somut sorular sorulması tavsiye edildi.

Doğru bilgiye ulaşmalarına yardımcı olunması, güvenilir bilgilerin sakin ve anlaşılır biçimde paylaşılması ve aynı görüntülerin tekrar tekrar izlenmesinin bireyi zorlamaya başlaması halinde haber takibine birlikte ara verilmesinin önerilebileceği kaydedildi.

Uyku, yemek, ilaç kullanımı, hareket ve günlük rutinlerin mümkün olduğunca devam etmesine yardımcı olunması gerektiği belirtilirken, yaşlıların yerine karar verilmemesi, ne istediklerinin sorulması ve mümkün olduğunca kendi seçimlerini yapmalarına alan tanınması istendi.

“KENDİMİZ VE BİRBİRİMİZ İÇİN YAPABİLECEKLERİMİZ VAR”

Broşürün son bölümünde, deniz faciasında yaşananların değiştirilemeyeceği ancak kişilerin kendi iyilik hallerini korumak ve çevrelerindekileri desteklemek için küçük ama önemli şeyler yapabileceği belirtildi.

Güvenilen insanlarla konuşulması ve yalnızlaşmamaya çalışılması, günlük yaşamın sürdürülmesi, haber ve sosyal medya kullanımının sınırlandırılması ve ihtiyaç duyulduğunda kısa molalar verilmesi önerildi.

“Zorlanmak için olayın doğrudan içinde bulunmuş olmak gerekmez” denilen broşürde, böyle bir durumda zorlanmanın normal olduğu ve kişilerin kendilerine ve birbirlerine karşı anlayışlı olmaları gerektiği vurgulandı.

Broşürde, “Toplum olarak birbirimize göstereceğimiz özen, doğru bilgi, güvenli ilişkiler ve dayanışma zor zamanlardan geçerken önemli koruyucu kaynaklarımızdır” ifadelerine yer verildi.

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?