
Kamuda yetkili beş büyük sendika ortak bir basın açıklaması yayımladı. KAMU-İŞ, KTAMS, KAMU-SEN, KTOEÖS ve KTÖS imzasıyla yayımlanan bildiri, yaşam hakkının devletin en temel sorumluluğu olduğuna vurgu yaparak etkin denetim ve şeffaflık çağrısında bulundu.
"Bu can kayıplarının hangileri önlenebilirdi?"
Yalnızca olaylar meydana geldikten sonra yapılan açıklamaların önceden alınması gereken tedbirlerin yerini tutamayacağı belirtilen açıklamada, kamu otoritesinin gözetim ve denetim yükümlülüğünün kağıt üzerinde kalmaması gerektiği ifade edildi. Bildiride, riskli yapıların güvenliğinden deniz ve kara ulaşımındaki teknik yeterliliklere, Ercan İtfaiyesi'ndeki 20 yıllık yetersiz araçlardan kamusal eğitim alanlarındaki risklere kadar pek çok kritik başlığa dikkat çekildi.
Kumyalı ve Girne faciaları tüm yönleriyle aydınlatılmalı
Kumyalı’da bir kamu kurumuna ait silonun çökmesi sonucu kaybedilen emekçi ile Girne açıklarında 8 kişinin yaşamını yitirdiği, 20 kişinin ise kaybolduğu Filo Jet gemi faciasına atıfta bulunulan açıklamada şu sorular soruldu: "Risk önceden biliniyor muydu? Gerekli denetim yapılmış mıydı? Eksiklik tespit edilmişse neden giderilmedi? Kim izin verdi? Kim denetledi?"
İhmallerin yalnızca alt kademedeki çalışanlara yüklenemeyeceğini vurgulayan sendikalar; sorumluğun teknik, idari ve siyasi boyutlarıyla ortaya çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.
"Derdimiz siyasi çıkar değil, insan hayatıdır"
Herhangi bir olaydan siyasi çıkar elde etme peşinde olmadıklarını belirten yetkili sendikalar, ortak çağrılarında şu ifadelere yer verdi: "Bir başka işçinin, bir başka yolcunun, bir başka yurttaşın yaşamını yitirmesini beklemeden gerekli tedbirlerin alınmasını istiyoruz. İnsan hayatı ihmalin, denetimsizliğin ve sorumsuzluğun bedelini ödeyemez. Yaşam hakkını korumak devletin tercihi değil, asli görevidir."
Soruşturmaların bağımsız ve şeffaf biçimde yürütülmesi, hazırlanan teknik raporların kamuoyundan saklanmaması ve sorumluluğu bulunan herkesin makamına bakılmaksızın hesap vermesi talep edildi.

