
Rum Dışişleri Bakanlığı’nın, Avrupa Parlamentosu’nun (AP) son raporlarında ve TC-AB ilişkileri çerçevesinde hazırlanan 8 Türkiye-AB iş birliği alanı dosyasını merceği altına aldığı bildirildi.
Haftalık Kathimerini haberi “8 AB-Türkiye Eylemi Lefkoşa’nın Merceği Altında… Dışişleri Bakanlığının Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ‘Çıkarlarını Koruma’ Belgesini Açıklıyoruz – Daha Yakın TC-AB İlişkileriyle İlgili Endişe” başlığıyla aktardı.
Haberde Rum Dışişleri Bakanlığı’nın, dış misyonlarını “alarma geçirdiği” 25 Haziran tarihli “iç yazışma belgesini” ele geçirdiği yer aldı.
Habere göre, TC-AB ilişkileriyle ilgili 8 iş birliği dosyasının Ankara’nın stratejik hedefleri olduğu belirtilen iç yazışma belgesinde “bu konulardaki ilerlemelerin sınırlandırılması ve (Güney) Kıbrıs’ın çıkarlarının korunması için zamanında tepki verilebilmesi hedefiyle takip edilmesi gerektiği” vurgulanıyor.
Gazete, Rum yönetiminin gelişmelerden endişelendiğini ve çıkarına dokunması halinde caydırıcı adımlar atabilmek amacıyla diplomatik düzeyde ön hazırlık yapmak istediğinini yazdı.
TC-AB ilişkilerinin 8 alanda geliştirilmesi perspektifinin Türkiye AB ilişkisinin Kıbrıs sorununun çözümüyle hiçbir bağlantısı olmaksızın devam etmesi “tehlikesi" yansıttığı belirtilen haberde , bu “tehlikenin” diplomatik düzeyde görüldüğü kaydedildi. Haberde zamanında tepki verilebilmesi için Dışişleri Bakanlığı’nın iç yazışma belgesi oluşturduğu kaydedildi ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in “TC-AB dosyasının Kıbrıs sorununa bağlanmasını sağladığını iddia etmeyi sürdürdüğü" ifade edildi.
BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşmesinin de, Genel Sekreter’in Ankara’yla yaptığı telefon görüşmelerinin de sonuç vermediğini belirten gazete Guterres’in yeni 5+1 konferansını tarih vermeden açıklamak zorunda kaldığını yazdı.
Habere göre, Rum Dışişleri’nin, diplomatik misyonlarına yönelik iç yazışma belgesinde 8 TC-AB eylemi başlık başlık sıralanıyor ve bunların takibi isteniyor.
Letymbiotis: Önemli olan Türkiye’nin yeniden müzakere masasına dönmesi
Rum Hükümet Sözcüsü Konstantinos Letymbiotis, Kıbrıs sorununda en önemli konunun Türkiye’nin yeniden müzakere masasına dönmesi ve Birleşmiş Milletler (BM) çerçevesiyle yeniden uyum sağlaması olduğunu söyledi.
Letymbiotis, Letyumbu (Lefkarya) bir anma töreninin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Özel Temsilcisi María Ángela Holguín’in barış sürecinin iki lidere bağlı olduğu yönündeki açıklamalarının sorulması üzerine değerlendirmelerde bulundu.
BM Genel Sekreteri António Guterres’in Kıbrıs ziyaretinin tarihi önem taşıdığını belirten Letymbiotis, Guterres’in hem Rum Lider Nikos Hristodulidis hem de Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile gerçekleştirdiği görüşmelerin ardından yaptığı açıklamalarda, garantör güçlerin süreçte üstlenmesi gereken role vurgu yaptığını söyledi.
Letymbiotis, BM Genel Sekreteri’nin kararlılığının müzakerelerin yeniden başlaması ve somut ilerlemeye dönüşebilmesi için tüm tarafların gerçek siyasi irade göstermesi gerektiğini ifade etti.
Özellikle Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi kararlarının belirlediği çerçevenin dışında kaldığını savunan Letymbiotis, “Bu çerçeveden BM Genel Sekreteri’nin görev yetkileri doğuyor” dedi.
Kıbrıs Rum yönetiminin, Guterres’in öngördüğü doğrultuda ve BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Holguín ile yakın koordinasyon ve iş birliği içerisinde çalışmalarını sürdüreceğini belirten Letymbiotis, 26 Ağustos’ta Liderler arasında gerçekleştirilecek görüşmeye de değindi.
Söz konusu görüşmede güven artırıcı önlemlerle ilgili bazı konuların ele alınacağını kaydeden Letymbiotis, BM Genel Sekreteri’nin geçiş noktaları konusunda sunduğu önerinin Hristodulidis tarafından kabul edildiğini hatırlattı.
Letymbiotis, “Samimi bir siyasi irade ve karşı taraftan da aynı yapıcı tutumu bekliyoruz. Böylece bu konuda da ilerleme sağlanabilir” ifadelerini kullandı.
Hükümet Sözcüsü sözlerinin sonunda, Kıbrıs sorununda önceliğin Türkiye’nin yeniden müzakere masasına dönmesi ve BM çerçevesiyle yeniden uyum sağlaması olduğunu vurguladı.
“En önemli, en temel mesele Türkiye’nin yeniden müzakere masasına dönmesi ve BM çerçevesiyle yeniden uyum sağlamasıdır” dedi.

