BIST 100
12.239,52 0,73%
DOLAR
49,3673 0,15%
EURO
55,2709 0,41%
GRAM ALTIN
6.616,58 0,05%
BITCOIN
83.571,00 0,70%
FAİZ
39,58 0,33%
GÜMÜŞ GRAM
94,55 -1,15%
GBP/TRY
65,4159 0,36%
EUR/USD
1,1188 0,30%
BRENT PETROL
105,79 2,82%
ÇEYREK ALTIN
10.818,11 0,05%
lefkosa Kapalı
lefkosa hava durumu
25 °
  • ANASAYFA
  • Genel
  • Neden Kötüyü Düşünmek Daha Kolay İyiyi Düşünmek Daha Zor?

Neden Kötüyü Düşünmek Daha Kolay İyiyi Düşünmek Daha Zor?

Telefonunuz çalıyor.

 

Daha telefonu açmadan içinizden “Acaba kötü bir şey mi oldu?” diye geçiriyorsunuz. Bir yakınınız “Seninle konuşmam gereken bir şey var.” diyor. Daha ne söyleyeceğini bilmeden zihniniz çoktan birkaç kötü senaryo hazırlamış oluyor. Bir işiniz güzel gidiyor. Tam sevinecekken içinizden başka bir ses yükseliyor: “Şimdi kesin bir şey ters gidecek.” Bir süre sonra fark ediyorsunuz ki güzel olanı yaşarken bile zihniniz kötü olabilecek ihtimalleri düşünmeye devam ediyor. Hiç düşündünüz mü, neden kötü bir şey olabileceğini düşünmek bize bu kadar kolay gelirken, iyi bir şey olabileceğini düşünmekte zorlanıyoruz?

Neden güzel bir haber aldığımızda hemen sevincin içinde kalamıyoruz da “Bunun arkasından ne çıkacak?” diye düşünmeye başlıyoruz? Belki de bunun nedeni sandığımız kadar basit değildir. Kötüyü düşünmek çoğu zaman karamsarlık, negatiflik ya da hayata olumsuz bakmak şeklinde görülür. Oysa insanın sürekli kötü ihtimalleri düşünmesinin altında bazen çok daha derin bir ihtiyaç vardır: “kendini koruma ihtiyacı”.

 

İnsan yaşadıklarından öğrenir.

Eğer hayatınız boyunca hayal kırıklıkları, beklenmedik gelişmeler, güvensizlikler, kayıplar ya da sizi hazırlıksız yakalayan durumlar fazla olduysa zihniniz zamanla kötü ihtimalleri daha hızlı fark etmeyi öğrenebilir. Çünkü zihniniz size şunu öğretmiş olabilir:

 

“En kötüsünü düşünürsem hazırlıksız yakalanmam.”

 

Bir sorun çıkmadan önce çözümünü düşünürsünüz. Birinin sizi kırma ihtimaline karşı mesafeli durursunuz. Bir işin ters gitme ihtimalini önceden hesaplayıp bütün seçenekleri kafanızda hazırlarsınız. Bir yakınınızın başına kötü bir şey gelmesinden korkup onun adına bile ihtimaller üretirsiniz. Bütün bunlar size ilk başta kontrol hissi verir. Sanki hayatın ne getireceğini önceden düşünürseniz, başınıza geldiğinde daha az sarsılacaksınız. Fakat burada fark etmeden başka bir şey olmaya başlar.

 

“Kötüyü düşünmek, kendini koruma yöntemi olmaktan çıkıp yaşam biçimine dönüşebilir.”

 

Artık sadece gerçekten bir sorun olduğunda değil, ortada hiçbir sorun yokken de zihniniz çalışır.

  • Bir mesaj geç gelir, bir şeylerin ters gittiğini düşünürsünüz.
  • Birisi yüzünüze farklı bakar, size kızdığını düşünürsünüz.
  • Bir işiniz yolunda gider, bozulacağı günü düşünmeye başlarsınız.

Bir süre sonra zihninizin temel sorusu “Şu anda ne oluyor?” olmaktan çıkar, “Birazdan ne kötü olabilir?” haline gelir.

 

İşte insanı asıl yoran nokta burasıdır. Çünkü henüz yaşanmamış olaylara karşı kendinizi sürekli hazırlamak da bir tür yorgunluk yaratır. Bazen günün sonunda “Bugün hiçbir şey yapmadım ama neden bu kadar yoruldum?” dersiniz. Belki fiziksel olarak çok yorulmamışsınızdır. Fakat zihniniz gün boyunca onlarca ihtimali değerlendirmiştir.

 

  • Bir şey olacak mı?
  • Birisi kırılacak mı?
  • İşler ters gidecek mi?
  • Bir haber gelecek mi?
  • Bir sorun çıkacak mı?

 

Bu kadar çok ihtimale karşı tetikte olmak insanı zamanla tüketebilir. Üstelik kişi çoğu zaman bunun farkında değildir. Kendisini sadece “fazla düşünen biri” olarak görür. Oysa sürekli düşünmek her zaman daha hazırlıklı olmak anlamına gelmez. Bazen sadece daha fazla yorulmak anlamına gelir. İşin daha da ilginç tarafı, insan bir süre sonra iyi ihtimalleri düşünmekte de zorlanmaya başlayabilir. Çünkü zihniniz uzun süre boyunca “Kötü bir şey olmasın.” diye çalıştıysa, “İyi bir şey olabilir.” düşüncesi size yabancı gelebilir.

Güzel bir haber geldiğinde sevinmek yerine sonrasını düşünürsünüz. Bir ilişki iyi gidiyorsa ne zaman bozulacağını düşünürsünüz. Maddi olarak rahatladığınızda ileride ne olacağını hesaplamaya başlarsınız. Hayatınızda güzel bir dönem başladığında bile içinizden “Bu kadar iyi gitmesi normal değil.” diyebilirsiniz. Hatta bazen çok daha derin bir cümle çıkar karşınıza: “Bana mutluluk fazla görüldü.”

Bu cümle aslında düşündüğümüzden çok daha fazla şey anlatır. Çünkü bazı insanlar kötüye karşı o kadar uzun süre hazırlanmıştır ki iyiyi yaşamayı öğrenememiş olabilir. Korku tanıdıktır. Mücadele tanıdıktır.  Bir problemi çözmek tanıdıktır. Her ihtimali hesaplamak tanıdıktır. Huzur ise yabancı olabilir. Bu nedenle hayatında güzel bir şey olduğunda bile insan kendisini rahat bırakmayabilir. Çünkü zihninin öğrendiği düzen şudur: “Hazırlıklı ol. Bir şey çıkabilir.”

Bir süre sonra ortada gerçekten hiçbir problem olmadığında bile problem aramaya başlayabilirsiniz. Her şey yolundadır ama içiniz rahat değildir. Tam rahatlayacakken “Acaba bir şey mi olacak?” dersiniz. Çünkü uzun süre kendinizi bir tehlikeye karşı hazırladıysanız, tehlike ortadan kalktığında bile zihniniz hazırlık yapmaya devam edebilir. Burada bir başka durum daha ortaya çıkabilir. Kişi kendisini uzun süre boyunca sorunları çözerek, kötü durumların içinden çıkarak ve güçlü kalarak tanımışsa, hayatın sakin dönemlerinde kendisine ne yapacağını bilemeyebilir. Sanki sürekli bir mücadele olması gerekiyormuş gibi hisseder. Bir sorun yoksa yeni bir sorun aramasa bile, bir şeylerin ters gideceğini bekler.

 

Bu nedenle kişi sadece kötü olaylardan değil, “kötü bir şey olacakmış gibi yaşamaktan da yorulur.” Belki de bazı insanların neden sürekli mutsuz, huzursuz ya da bitkin hissettiğinin cevabı yalnızca hayatlarında yaşadıkları olaylarda değildir. Belki yaşanmamış olayların yükünü de taşıyorlardır.

Henüz olmamış bir konuşmanın cevabını düşünmek...

Henüz yaşanmamış bir problemin çözümünü hazırlamak...

Henüz gelmemiş bir kötü habere karşı kendini hazırlamak...

 

Bunların hepsi zihinsel bir yük oluşturur .Peki bu döngüyü fark etmek için ne yapabiliriz?

Önümüzdeki bir hafta boyunca kendinizi küçük bir gözleme alın. Herhangi bir olay karşısında aklınıza gelen “ilk kötü ihtimali” fark edin.

Bir arkadaşınız mesajınıza cevap vermediğinde “Bana kızdı.” diye düşündüyseniz, hemen kendinize şu soruyu sorun: “Bunun başka bir açıklaması olabilir mi?”

Bir işiniz yolunda gittiğinde “Kesin bozulacak.” diye düşündüyseniz bu kez şunu sorun: “Peki ya bozulmazsa?”

Güzel bir şey olduğunda hemen arkasından kötü bir ihtimal aradığınızı fark ederseniz, kendinize sadece birkaç saniye verin. Güzel olanın içinde kalın. Onu açıklamaya, kontrol etmeye ya da gelecekte ne olacağını hesaplamaya çalışmadan sadece fark edin.

Günün sonunda da kendinize şu soruyu sorun:

“Bugün beni yoran gerçekten yaşadığım şeyler miydi, yoksa olabilecek şeylere karşı kendimi sürekli hazırlamam mı?”

Belki bu küçük çalışma size önemli bir şeyi gösterecek. Sizi yoran her şey hayatınızda gerçekten yaşanmıyor olabilir. Bazı yorgunluklar, zihnin hiç bitmeyen hazırlığından kaynaklanıyor olabilir. Kötüyü düşünmek sizi bir zamanlar korumuş olabilir. Fakat bugün hayatınızda hâlâ aynı ölçüde korunmaya ihtiyacınız olup olmadığını da kendinize sormanız gerekir.

Çünkü hayat sadece kötü ihtimallere hazırlanarak yaşanabilecek bir yer değil. İyi bir haber geldiğinde arkasından ne çıkacağını düşünmeden sevinebilmek... Bir şey yolunda gittiğinde bozulmasını beklemeden tadını çıkarabilmek... Huzurlu bir günün sonunda “Acaba yarın ne olacak?” demeden uyuyabilmek...

Bunlar da öğrenilebilen şeylerdir. Belki de ihtiyacımız olan şey kötü ihtimalleri tamamen hayatımızdan çıkarmak değildir. İyi ihtimallere de zihnimizde biraz daha fazla yer açmaktır. Çünkü her mutluluğun arkasından kötü bir şey gelmez. Her güzel şeyin bir bedeli olmak zorunda değildir. Her sessizlik bir problemin habercisi değildir. Bazen gerçekten hiçbir şey olmayacaktır. Bazen hayat sadece yolunda gidiyordur. Belki de uzun zamandır ilk kez, kötü bir şey olacakmış gibi beklemek yerine “iyi bir şeyin gerçekten iyi kalmasına izin vermeyi” öğrenmemiz gerekiyordur.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?