Vergi ve gümrük mevzuatında en fazla yanlış anlaşılan konulardan biri muafiyetlerdir. Bir düzenlemede “muaf” kelimesi görüldüğünde çoğu zaman bunun hiçbir şart aranmadan kullanılabilecek bir hak olduğu düşünülür. Oysa mevzuatta muafiyetin kendisi kadar, o muafiyetten kimlerin ve hangi koşullarla yararlanabileceği de önemlidir.
17 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan A.E. 861 sayılı Gümrük Vergileri Tarife (Muafiyet) (Değişiklik) Tüzüğü, engelli kişilerin ve belirli durumlarda ailelerinin motorlu araç ithalatında yararlanabileceği gümrük muafiyetinin şartlarını yeniden düzenledi. Düzenleme, 44/1996 sayılı Gümrük Vergileri Tarife Yasası’nın 10’uncu maddesinin ikinci fıkrasının verdiği yetkiye dayanıyor ve yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girmiş durumda.
Yeni düzenlemeye bakıldığında ilk dikkat çeken konu, muafiyetin yalnızca “engelli olmak” şartına bağlanmamış olmasıdır. Engel türü, engel oranı, sağlık kurulu belgesi, aracın teknik özellikleri, aracın değeri, kişinin daha önce bu haktan yararlanıp yararlanmadığı ve bazı durumlarda sürüş ehliyeti gibi birçok unsur birlikte değerlendiriliyor.
Örneğin ortopedik engelliler açısından Devlet Sağlık Kurulu tarafından ortopedik engel derecesinin yüzde 50 veya üzerinde olduğunun belgelenmesi gerekiyor. Bunun yanında ithal edilecek aracın teknik özelliklerinin kişinin engeline uygun olduğunun Motorlu Araçlar Mukayyidi tarafından da onaylanması şartı bulunuyor. Yani yalnızca sağlık raporu almak, tek başına aracın muafiyet kapsamında ithal edilebilmesi için yeterli değil.
Araç konusunda da belirli sınırlar var. Düzenlemede belirli araçlar bakımından motor hacminin 3000 santimetreküpü ve aracın CIF kıymetinin 30 bin Sterlini aşmaması şartı bulunuyor. Rampalı veya vinçli özel donanımlı araçlar için de hükümler yer alırken elektrik motorlu salon araçları ayrıca düzenleme kapsamına alınmış durumda.
Buradaki “CIF kıymeti” kavramı özellikle önemli. Çünkü vatandaşın aracı satın aldığı fatura bedeli ile gümrük mevzuatındaki CIF kıymeti her zaman aynı kavram değildir. CIF genel olarak malın bedelinin yanında taşıma ve sigorta gibi unsurların da hesaba katıldığı bir gümrük kıymeti anlayışını ifade eder. Dolayısıyla “Aracı 30 bin Sterlinin altında aldım, kesin olarak şartı karşılıyorum” şeklinde hareket etmek doğru olmayabilir. Aracı satın almadan veya ithalat işlemini başlatmadan önce gümrük kıymetinin nasıl hesaplanacağının kontrol edilmesi önemlidir.
Yeni düzenlemenin belki de en fazla dikkat edilmesi gereken hükümlerinden biri üç yıllık süre kuralıdır. Muafiyet kapsamında daha önce ithal edilmiş bir aracın Devlette kayıt tarihinden itibaren üç yıl geçmeden aynı haktan yeniden yararlanılamıyor. Ayrıca kişinin tasarrufunda veya mülkiyetinde gümrüksüz başka bir motorlu araç bulunması halinde de yeni muafiyetten yararlanılması mümkün değil.
Bu hüküm bize önemli bir şey söylüyor: Muafiyet araca değil, belirli şartları taşıyan kişiye tanınan ve kullanımı kurallara bağlanmış bir haktır. Dolayısıyla mevcut aracın değiştirilmesi düşünülüyorsa yalnızca aracın yaşı veya ekonomik değeri değil, ilk aracın Devlette hangi tarihte kaydedildiği de önem kazanıyor.
Ortopedik engelliler bakımından sürüş ehliyeti konusu da düzenlenmiş durumda. Sürüş ehliyetine sahip olmayan kişiler kural olarak bu muafiyet kapsamına giremiyor. Ancak öğrenci sürüş ehliyeti bulunan kişilere, bir yıl içerisinde sürüş ehliyetini temin etmeleri koşuluyla imkan tanınıyor. Motorlu Araçlar Mukayyidi tarafından verilen teknik uygunluk onayının üzerinden de bir yıldan fazla süre geçmemiş olması gerekiyor.
Tüzük yalnızca ortopedik engellileri kapsamıyor. Spastik, yani Cerebral Palsy, ve Down Sendromlu kişilerin aileleri tarafından ithal edilecek araçlara ilişkin hükümler de bulunuyor. Bu durumda kişinin durumunun Devlet Sağlık Kurulu tarafından belgelenmesi gerekiyor ve araç için öngörülen teknik ve kıymet şartları uygulanıyor. Yine daha önce gümrüksüz araç bulundurma ve üç yıllık süre kuralları burada da karşımıza çıkıyor.
Görme engelliler ile zihinsel engelli kişilerin aileleri açısından da ayrı düzenleme mevcut. Burada görme veya zihinsel engel derecesinin yüzde 50 ve üzerinde olduğunun Devlet Sağlık Kurulu tarafından belgelenmesi gerekiyor. Araç için belirlenen motor hacmi ve kıymet şartları ile üç yıllık yeniden yararlanma kuralı bu grupta da önem taşıyor.
Yeni düzenlemenin dikkat çekici bölümlerinden biri de nörolojik hastalıklardan kaynaklanan fiziksel engellilere ilişkin hükümler. Genetik veya sonradan edinilmiş nörolojik hastalıkların kollarda, bacaklarda veya her iki bölgede yüzde 45 ve üzerinde engelliliğe neden olduğunun Devlet Sağlık Kurulu tarafından belgelenmesi halinde, diğer şartların da karşılanmasıyla muafiyet gündeme gelebiliyor. Eğer aracı engelli kişinin kendisi kullanacaksa, sağlık kurulu raporunda araç kullanabileceğinin belirtilmesi ve aracın sürüş ehliyetindeki özel koşullarla uyumlu olması gerekiyor.
Bütün bunlar bize aslında basit ama önemli bir gerçeği gösteriyor.
“Engelli aracı gümrüksüz gelir” cümlesi tek başına eksik bir bilgidir.
Doğru ifade şudur: Mevzuatta belirtilen engel türü, oran, sağlık raporu, teknik uygunluk, araç özellikleri, kıymet ve süre şartlarının karşılanması halinde gümrük muafiyetinden yararlanılabilir.
Bir başka yanlış anlaşılabilecek nokta da “gümrük muafiyeti” ile “araca ilişkin bütün mali yükümlülüklerin ortadan kalkması” arasındaki farktır. Bir aracın belirli bir gümrük muafiyetinden yararlanması, otomatik olarak araçla ilgili her türlü vergi, kayıt, ruhsat, harç veya diğer işlemin ücretsiz olduğu anlamına gelmez. Her mali yükümlülüğün kendi yasal dayanağı ve muafiyet koşulları ayrı ayrı değerlendirilmelidir.
Bu nedenle böyle bir araç almak isteyen kişinin en son yapması gereken şey, aracı önce satın alıp mevzuatı daha sonra araştırmaktır.
Doğru sıra bunun tam tersidir.
Önce sağlık kurulu şartları kontrol edilmeli, ardından kişinin hangi muafiyet kategorisine girdiği belirlenmeli, araç özelliklerinin mevzuata uygunluğu teyit edilmeli, gümrük kıymeti hesaplanmalı ve gerekli teknik onaylar alınmalıdır. Araç ancak bundan sonra seçilirse, ileride “araç geldi ama muafiyete girmedi” gibi ciddi bir mali sorunla karşılaşma riski azaltılmış olur.
Çünkü gümrükte yapılacak küçük bir mevzuat hatası, küçük bir rakamla sonuçlanmayabilir. Araç bedeli yüksek olduğunda yanlış hesaplanan bir muafiyet beklentisinin mali sonucu da yüksek olabilir.
17 Eylül’de yapılan değişiklik bu nedenle yalnızca engelli bireyleri ve ailelerini ilgilendiren sosyal bir düzenleme olarak görülmemelidir. Aynı zamanda vatandaşın önemli miktarda para ödeyerek yapacağı bir araç ithalatının hangi şartlarda mali avantajdan yararlanabileceğini belirleyen ciddi bir finansal düzenlemedir.
Muafiyet bir ayrıcalıktan önce mevzuatla tanımlanmış bir haktır.
Ancak her hak gibi onun da sınırları vardır.
Bu nedenle araç seçerken yalnızca marka, model ve fiyatına bakmak yetmez.
Bazen en önemli özellik motorun kaç beygir olduğu değil, aracın mevzuata uyup uymadığıdır.


