
Ulusal Birlik Partisi Grup Başkan Vekili ve Milletvekili Sunat Atun, Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda CTP Milletvekili Erkut Şahali’nin eleştirilerine yanıt verdi. Atun, üst kademe yöneticilerine ilişkin yasa değişikliğiyle ilgili olarak, düzenlemenin müşavirlik sistemini geri getirmediğini savundu.
Atun, 2018’de yapılan düzenlemenin yürütülmesi kolay bir yasa olmadığını belirterek, uygulamada ciddi sorunlar ortaya çıktığını söyledi. Yasayı hazırlayanların bile daha sonra bunu uygulayamadığını ifade eden Atun, mevcut sistemin hem hak hem de hukuk açısından sorunlu yönler taşıdığını kaydetti.
“Mevcut yasa öngöremedi, biz o boşluğu dolduruyoruz”
Sunat Atun, görevden alınan üst kademe yöneticilerinin eski görev yerlerine dönüş sürecinde önemli yapısal sorunlar yaşandığını söyledi. Özellikle alt-üst ilişkisinin bozulduğunu, bazı kişilerin yükselme sınavlarını kaçırdığını ve münhallere giremediğini belirten Atun, mevcut düzenlemenin bu tür “malul noktaları” öngöremediğini ifade etti.
Atun, görev yaptığı kadro dolu olan bir üst kademe yöneticisinin görevden alınması halinde nereye yerleştirileceği sorusunun da mevcut yasada net yanıt bulmadığını savundu. Bu nedenle getirilen değişikliğin ihtiyaçtan doğduğunu söyledi.
“Evde oturup maaş alma düzeni yok”
Şahali’nin “müşavirlik geri geliyor” eleştirisine doğrudan yanıt veren Atun, yeni düzenlemede görevden alınan kişilerin boşta kalmayacağını savundu. Yasaya eklenen hükümle, danışmanların eğitim durumları, kamu görevinde kazandıkları deneyim ve uzmanlık alanları dikkate alınarak belirli kurumlara görevlendirilmek zorunda olacağını söyledi. “Evde oturacak, maaş alacak yeni bir ödül sistemi yok” diyen Atun, bunun doğru anlaşılması gerektiğini ifade etti.
“Daha sürdürülebilir bir yapı hedefleniyor”
Atun, düzenlemenin esas amacının mevcut çarpıklığı ortadan kaldırmak olduğunu belirtti. Meclis’in son haftalarına girildiğini hatırlatan Atun, bu nedenle ivedilik talep edildiğini söyledi. Eğer uzlaşı sağlanırsa yasanın süratle geçirilebileceğini kaydeden Atun, önümüzdeki dönemde kurulacak yeni hükümetlerin daha sürdürülebilir, insan hakları ve hukukla daha uyumlu bir sistemle çalışabilmesine zemin hazırlamak istediklerini dile getirdi.

