
Ekonomist Candaş Atalay, altın ve gümüş fiyatlarının, ABD dolarındaki güçlenme, yükselen petrol fiyatları ve ABD tahvil getirilerinin yüksek seviyelerde kalmasıyla gerilediğini bildirdi.
Atalay, kurumsal yatırım talebi güçlü kalsa da merkez bankalarının altın alımlarındaki düşüş eğiliminin fiyatlarda kalıcı toparlanmayı zorlaştırabileceğine dikkati çekti.
Candaş Atalay, "ABD ile İran arasındaki gerilim ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin belirsizlikler güvenli liman talebini desteklese de ABD Merkez Bankası'nın (Fed) aralık ayında yeniden faiz artırabileceği beklentisi kıymetli metaller üzerinde baskı oluşturuyor." diyerek, şu açıklamalarda bulundu:
"Uzun vadeli tahvil getirilerinin yüksek seyretmesi, artan kamu borçlanma ihtiyacı, enflasyon riski ve ABD'nin mali sürdürülebilirliğine yönelik endişeler de yatırımcıların daha yüksek getiri talep etmesine neden oluyor.
"ALTINDA KISA VADEDE OLUMSUZ GÖRÜNÜM"
Faiz getirisi bulunmayan altın açısından bu gelişmeler kısa vadede olumsuz bir görünüm oluşturuyor.
Altının yükseliş ivmesini yeniden kazanabilmesi için 4 bin dolar civarındaki önemli destek bölgesini tekrar test etme olasılığının giderek arttığını düşünüyorum.
Kısa vadeli satış baskısına rağmen altına yönelik kurumsal yatırım talebi güçlü kalmaya devam ediyor.
KÜRESEL ALTIN EFT'LERİ TOPLAM VARLIKLARI
Küresel altın ETF'lerine eylül ayında yaklaşık 10 milyar dolarlık giriş gerçekleşirken, toplam altın varlıkları 4 bin 256 tonla rekor seviyeye ulaştı.

MERKEZ BANKASI REZERVLERİ
Merkez bankalarının yıl genelindeki altın alımlarının ise yaklaşık 720 tona ulaşacağı öngörülüyor.2022-2023-2024 yıllarında 1.000 ton seviyesinin üstünde , geçtiğimiz yıl 850 ton seviyesinde ve bu yıl da beklentilere göre 700 ton civarı oluşacak merkez bankası talebi geçmiş ortalamasına göre hala çok yüksek olsa da trendin aşağı yönlü seyri altın fiyatlarında kalıcı toparlanmanın önünde soru işareti oluşturuyor.
RÜZGAR ALTIN İÇİN TERSTEN ESİYOR
Belirleyici olan yalnızca altının mevcut seviyelerden toparlanması değil, ekonomik ve finansal koşulların bu toparlanmayı sürdürülebilir bir yükseliş trendine dönüştürüp dönüştüremeyeceği ve şu ortamda rüzgar altın için tersten esiyor.
EN DÜŞÜK İŞÇİLİK GRAM ALTINDA
İç piyasada ise Yatırımım Trader verilerine göre, fiziki altın yatırımlarında en düşük işçilik maliyeti gram altında görülüyor. Bir gram saf altın başına işçilik maliyeti gram altında 20 TL, Ata lirada 70 TL, çeyrek altında 110 TL ve 22 ayar Ajda bilezikte 115 TL seviyesinde bulunuyor.
ALTIN, ULUSLARARASI PİYASADAN DAHA YÜKSEK
Türkiye’de gram altın fiyatları ise uluslararası piyasalara göre yaklaşık 11 TL daha yüksek.
KIYMETLİ METALLERDE GÜNLÜK KAYIP
Kıymetli metallerin son bir haftalık verilerine dayanan risk analizinde, bir günlük olası kayıp riski gümüşte yüzde 3,43, platinde yüzde 2,65, paladyumda yüzde 2,51 ve altında yüzde 1,64 olarak hesaplanıyor.
EN BÜYÜK KAYIP RİSKİ GÜMÜŞTE
Buna göre altın, incelenen dört metal arasında en düşük kayıp riskine sahipken gümüş en yüksek riski taşıyor. Aynı dönemde günlük ortalama getiriler dikkate alındığında ise alınan her bir birim risk karşılığında platin daha avantajlı bir görünüm sergiliyor. Veriler, yüksek getiri potansiyelinin her zaman daha yüksek riskin karşılığı olmadığını ortaya koyuyor."

ALTIN FİYATLARINI BASKILAYAN 7 FAKTÖR
1- ABD dolarının güçlenmesi: Doların değer kazanması, altının yatırımcılar açısından cazibesini azaltabiliyor.
2- Petrol fiyatlarının yükselmesi: Enflasyon endişelerini ve faiz beklentilerini etkileyerek altın üzerinde baskı oluşturabiliyor.
3- ABD tahvil getirilerinin yüksek seyretmesi: Yatırımcıların faiz getirisi sunan araçlara yönelmesini teşvik ediyor.
4- Fed'in faiz artırabileceği beklentisi: Aralık ayında faiz artışı ihtimali, faiz getirisi olmayan altını olumsuz etkiliyor.
5- Kamu borçlanma ihtiyacının artması: Uzun vadeli tahvil getirilerinin yüksek kalmasına katkıda bulunuyor.
6- Enflasyon riski: Faizlerin yüksek kalabileceği beklentisini güçlendirerek altın üzerinde baskı yaratabiliyor.
7- Merkez bankalarının altın alımlarındaki düşüş eğilimi: Altına yönelik talebin geçmiş yıllara kıyasla azalması, fiyatlarda kalıcı toparlanmayı zorlaştırabiliyor.

