
Demokrat Parti (DP) Genel Sekreteri ve Girne Milletvekili Serhat Akpınar, 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı dolayısıyla yayımladığı basın bildirisinde, geçmişin acılarını yeni nesillere bir düşmanlık mirası olarak bırakmak istemediklerini belirterek, BM, AB ve garantör ülkelere Kıbrıs’taki gerçekleri görme çağrısı yaptı.
Yazılı bir açıklama yapan Akpınar, 20 Temmuz’un Kıbrıs Türk halkının varoluşu, özgürlüğü ve güvenliği açısından tarihsel bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Kıbrıs Türk halkının ortaklık haklarından dışlandığı 1963 yılından itibaren başlayan acılı süreci, Kanlı Noel’i, kayıpları ve göçe zorlanan aileleri unutmanın mümkün olmadığını belirten Akpınar, 20 Temmuz 1974’te Türkiye Cumhuriyeti’nin Garanti Antlaşması çerçevesinde gerçekleştirdiği müdahalenin yok edilme endişesini sona erdirdiğini ifade etti. Tarih anlayışlarının intikam değil hafıza üzerine kurulu olduğunu kaydeden Akpınar, çocukları nefretle büyütmediklerini, aynı yaklaşımı adanın güneyindeki eğitim ve siyaset mekanizmalarından da beklediklerini dile getirdi.
"Avrupa Birliği adaletli ve dengeli bir aktör olmalıdır"
Avrupa Birliği’ne (AB) yönelik eleştiri ve beklentilerini aktaran DP Genel Sekreteri, AB’nin Kıbrıs meselesine yalnızca Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinden tek taraflı bakmaması gerektiğini savundu. Kıbrıs Türklerinin adanın bir azınlığı değil, 1960 cumhuriyetinin iki kurucu halkından biri olduğunu hatırlatan Akpınar, şu ifadeleri kullandı:
"Avrupa Birliği artık şu temel gerçekle yüzleşmelidir; bu adada iki halk, iki demokratik irade, iki ayrı yönetim ve kurumsal yapı vardır. Hiçbir kalıcı çözüm, taraflardan birinin diğerine tabi kılınması üzerine kurulamaz. Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliği, güvenliği ve egemen iradesi görmezden gelinerek sürdürülebilir bir barış kurulamaz."
BM Genel Sekreteri Guterres’e çağrı
27–29 Temmuz tarihlerinde adayı ziyaret edecek olan BM Genel Sekreteri António Guterres’in ziyaretinin önemli bir fırsat olduğunu belirten Akpınar, bu sürecin sonuç üretmeyen eski yöntemlerin tekrarından ibaret kalmaması gerektiğini kaydetti. Guterres’e seslenen Akpınar, "Kıbrıs’ın bugünkü gerçeklerini görünüz, her iki halkı eşit saygınlıkla dinleyiniz ve yeni iş birliği modellerine alan açınız" dedi. Müzakerelerin amacının bir tarafı diğerinin yönetimi altında eritmek olmaması gerektiğine dikkat çeken Akpınar, BM’nin yeni bir uzlaşının önünü açacak cesur diplomatik adımları hayata geçirmesi gerektiğini ifade etti.
"Garantör ülkelere tarihi sorumluluk düşüyor"
1960 düzeninin üç garantör ülkesi olan Türkiye Cumhuriyeti, Yunanistan ve Birleşik Krallık’a da tarihi bir sorumluluk düştüğünü hatırlatan Akpınar, Türkiye ile Yunanistan arasında gelişen diyalog ortamının Kıbrıs’a da olumlu yansımasının Doğu Akdeniz’in istikrarı için ortak yarar sağlayacağını belirtti.
Kıbrıs’ta bir tarafın kazanıp diğerinin kaybettiği bir model istemediklerini, iki halkın da kimliklerini ve güvenliklerini koruyarak yan yana yaşayabileceği bir "Barış Adası" hayal ettiklerini vurgulayan Serhat Akpınar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Barış, şehitlerimizi, kayıplarımızı ve çekilen acıları unutmak hiç değildir. Barış, bütün bunları bilerek aynı acıları çocuklarımıza yaşatmamaya karar vermektir. Geçmişi değiştiremeyiz ama geleceği birlikte değiştirebiliriz. Çocuklarımıza yeni duvarlar yerine, güvenli köprüler bırakalım."
Bildirinin sonunda, özgürlük mücadelesinde canlarını veren aziz şehitler rahmetle, gaziler ise minnetle anılırken, Kıbrıs Türk halkının en zor günlerinde yanında duran Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’ne şükranlar sunuldu.

